FANTASTİK ROMAN
Giriş Tarihi : 12-07-2026 01:16   Güncelleme : 12-07-2026 01:25

Sonsuzluğun Frekansı 15 - Gölge Güçlerin Yükselişi / Mine Çağlıyan

Mine Çağlıyan -SONSUZLUĞUN FREKANSI -15 / GÖLGE GÜÇLERİN YÜKSELİŞİ

Sonsuzluğun Frekansı 15 - Gölge Güçlerin Yükselişi / Mine Çağlıyan

SONSUZLUĞUN FREKANSI -15 / GÖLGE GÜÇLERİN YÜKSELİŞİ 

 2. BÖLÜM
 GERÇEKLERİN ÖTESİ

POLONEZKÖY

Funda, Patricia, Nolan ve Rin’in ortadan kaybolmalarının ardından şamanlar, Beyoğlu’ndaki durumu kontrol altına almak ve olaya şahit olanların hafızalarını silmek için durup dinlenmeden çalışıyorlardı. Belirsizlikler gitgide büyüyordu ama kesin olan bir şey vardı ki o da Dünya ve içinde yaşayan her bir canlının ister şaman ister büyücü ister sıradan insan olsun, tehdit altında olduğuydu.

Yaşlılar bir süredir Mevhibe’nin evinde toplantı yapıyorlardı ve diğer herkesin dışarı çıkmasını istemişlerdi. Mete, Mayıs, Nisan, Doğan ve Alp bahçede yaşlıların alacakları kararları beklerken birbirlerinden ayrı kendi dünyalarına dalmışlardı. Oğlunun geldiği haberini alır almaz oraya gelen Katya ise bahçedeki salıncak koltukta Korya’ya sarılmış oturuyordu. Gökçil ve Aya, ikisi de ayrı ayrı büyülü kürelere hapsedilmiş olan Kaikara ve afyanın başında Marcus’la birlikte bekliyorlardı. Yaşlıların vereceği karara göre Marcus, afyayı alıp Kartallar Diyarı’na doğru yola çıkacaktı. Herkes gergindi. Korku ve bilinmezlik hepsinin sinirlerini bozmuştu ve kimse tek kelime konuşmuyordu. Az sonra çalan telefon sessizliği bozdu. Alp’in telefonuydu.

“Sayın Cumhurbaşkanım! Bir dakika lütfen…” dedi Alp ve kalkıp diğerlerinden biraz daha uzaklaştı.

— Evet, dinliyorum.
— Alp, lütfen aramızda konuşurken bana Abike de. Neler oluyor? Beyoğlu’nda ne oldu?
— Biz de hala tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Şimdilik bildiğimiz tek şey, iki tehlikeli büyücünün bizden iki kişiyi kaçırması fakat sanırım olayın başka bir boyutu daha var ve içimizde o iki büyücünün de bizimkilerle birlikte kaçırıldığını düşünenler var. Abike, sana bahsettiğim o ölümsüz varlıkları hatırlıyor musun?
— Evet ama ne ilgisi var?
— İçlerinden ikisi bu dünyadaki varlıklarının asıl amacını unutmuş görünüyor.
— Alp, lütfen yuvarlak konuşma. Artık son derece büyük güçleri olan iki düşmanımız daha mı olduğunu söylüyorsun?
— Korkarım evet ve ne planladıklarını bilmiyoruz ama gerçek şu ki bu planlar her neyse bizim için başa çıkması çok zor olacak. Onların gücü bizim anlayışımızın çok ötesinde, onların yanında bizler sıradan insanlardan farksızız bile diyebilirim. Artık hepimiz büyük tehlikedeyiz ve bu tehlikenin büyücüler için de geçerli olduğuna eminim. Yaşlılar toplandı. Biz de onların kararlarını bekliyoruz.
— Anlıyorum. Ben ne yapabilirim?
— Şimdilik onların kararını bekleyelim. Lütfen, sen de çok dikkatli ol, Arda ve ekibi dışında kimseye güvenme ve Arda hep yanında olsun.
— Tamam. Saat kaç olursa olsun sonucu haber ver.
— Tamam elbette. Görüşmek üzere.

Alp’in konuşması bittiğinde Mevhibe evden çıkmış, kapının önündeki sandalyeye oturmuştu; oldukça düşünceli görünüyordu. Hepsi merakla onun etrafında toplandılar fakat Mevhibe, hapsolduğu kürenin içinden dikkatle onları izleyen Kaikara’ya bakıyordu, Gökçil onun ne düşündüğünü anlayarak, “Bizi duyamaz.” deyince Mevhibe rahatladı.

“Korya’nın görüleri net değil ve daha çok zamana ihtiyacı var. Öncelikle onu korumamız gerek. Marcus! Afyayla birlikte Korya da seninle gelecek.” dedi.

Katya, “Bu defa bensiz gidemez!” diye cevapladı, kararlılıkla.

—Evet kızım merak etme, sen de gidiyorsun ama önce yaşlılar seni görmek istiyor.

...

-Devamını okumak için tıklayın 

***

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi