FANTASTİK ROMAN
Giriş Tarihi : 26-04-2026 02:36   Güncelleme : 03-05-2026 01:11

Sonsuzluğun Frekansı -4 - Gölge Güçlerin Yükselişi / Mine Çağlıyan

Mine Çağlıyan - SONSUZLUĞUN FREKANSI -4 - GÖLGE GÜÇLERİN YÜKSELİŞİ

Sonsuzluğun Frekansı -4 - Gölge Güçlerin Yükselişi / Mine Çağlıyan

SONSUZLUĞUN FREKANSI-4              Gölge Güçlerin Yükselişi                     

                                                 1. BÖLÜM
               İSTASYONDA İKİ KIZ KARDEŞ

 
FİLİZ  

Yeşilköy’deki büyücü merkezinin rezidans bölümündeki küçük dairelerden birinde kalan Filiz, gecenin bir yarısında yatağında doğruldu. Başı çok ağrıyordu. Uyuyup dinlenmesi ve güç toplaması gerekiyordu. 

Ama nafile. 

Kalktı, eli hemen sigarasına gitti ama bir anlık duraksamadan sonra sigarayı kırıp parçalara ayırdı sonra da tüm paketi parçalayıp attı. Zayıflığa, bedeninin ve beyninin enerjisini çalan hiçbir şeye izin veremezdi. Sabah çok önemli bir güne başlayacak, büyük toplantı hazırlıklarındaki ilk sabotajını gerçekleştirecekti. Büyücülerin haberleşme kanallarına gerçeğe yakın ve gerçeklerin yanında göze batmayacak kadar küçük yanlış bilgiler yerleştirecekti. Bunu hem elektronik postaların hem de özel büyücü müziklerinin içine koyacaktı. Elektronik posta kolaydı da… Öbürü çok çetrefilliydi. En azından hangi parçaların kullanılacağının listesi elindeydi artık. Kayıtlara erişmesi ve bir terslik olduğunun anlaşılmaması için tüm ustalığını kullanması gerekiyordu. Artık üzerindeki karanlığı atması şarttı.

Derin bir nefes alıp esneme ve güçlendirme egzersizlerine başladı. Bu çok yavaş yapılan ama zor bir seriydi. İhmal ettiği bedeni zorlanıyordu. Eklemleri yavaş yavaş açılırken ter içinde kalmıştı ama sonunda hem bedeni yeterince gevşemiş hem de zihni berraklaşmıştı. Son hareketi de yaptıktan sonra yerde bağdaş kurup nefes egzersizlerine ve meditasyonuna başladı. Her nefeste konsantrasyonu daha da artıyordu, çok geçmeden düşüncelerini tamamen susturmayı ve aynı anda da baş ağrısını geçirmeyi başardı. Kalkıp ılık bir duş aldı. İki aydır ilk kez gülümsüyor ve nihayet kendisini her duruma hazır hissediyordu. Rahat bir uykuya daldı.
Uyandığında bir an için nerede olduğunu unutup mutlu mutlu esnedi. Uykunun mahmurluğundan sıyrılırken her şeyi hatırladı. Önce biraz yüzünü ekşitti ama yine de uzun zamandır hissetmediği kadar enerjik hissediyordu. Egzersizlerini tekrarlayıp duşunu aldı. Tam havluyla duştan çıktığında kapısı çaldı. Faik’i çağırmıştı çünkü bugün ona ihtiyacı vardı. Kapıyı açarak yüzünde en seksi gülümsemesiyle havlusunu düşürmüş gibi yaptı.
                                                           
DOĞAN

Doğan heyecandan yerinde duramıyor, geniş ofisinde anlamsızca dolaşıyor, bir köşeden diğerine gidip geliyordu. Heyecanının nedeni Mert’in yeni şarkısıydı. Bu şarkının frekansı o kadar güçlüydü ki yayınlandığı anda olağanüstü bir sayıda şamana ulaşacaklarından emindi. Frekansın etkisi bununla da kalmıyordu, Mayıs’ınki gibi masum değildi. Bu frekans en güçlü büyücüleri bile sarsacak ve yavaşlatacaktı, zayıf olanlarıysa paralize edecek hatta bazılarını delirtecekti. İşte sonunda şamanlar ve tüm insanlık için karanlık günler bitiyordu. Doğan uzun süredir hissetmediği kadar güçlü ve yenilmez hissediyordu kendisini ve artık hiçbir şeyden korkmuyordu. 

Zihninde Alp’in sesini duyduğu anda bir şeylerin ters gittiğini bile anlayamadan kendisini yerde buldu. Büyünün gücü tahmin sınırlarının ötesindeydi. Bacakları tutmuyor ve konuşamıyordu ama zihni açıktı. İlk başta bir şey hissetmiyordu fakat çok geçmeden acı dolu başka bir boyuta geçti. Bu acı bir an için gerçeklikten kopmasına ve zihninin kapanmasına neden olsa da bu durum uzun sürmedi ve az sonra zihni yeniden acıya uyandı. Büyü zihnini sonsuz bir acıya hapsetmişti. 

DEVAMI İÇİN LİNKE TIKLAYIN

***

Editör: Deniz İmre

 

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi