ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 18-04-2025 18:32   Güncelleme : 18-04-2025 23:39

Siyahi Gül / Aydın Hanzala

Yazan: Aydın Hanzala -SİYAHİ GÜL

Siyahi Gül / Aydın Hanzala

SİYAHİ GÜL

Mevsimlerden kış, aylardan aralık; bahçeli bir evin balkonunda bir elinde çay, diğer elinde sigara ile duruyordu orta yaşlı bir adam…

Evin etrafı çitle örülüydü. Yaklaşık yirmi metrekare toprak alan bulunuyordu. 

Bu toprak alana bakıp "Burası çok güzel bir bahçe olur. Evin dört bir yanına meyve ağaçları ve ağaçların orta alanına güller ve güllerin etrafına çiçekler eksem, cennetten bir bahçeye dönüşür burası." diye düşündü adam. 

"Bu evin küçük tarlasını yeşertmek, ana olmasını sağlamak ve buraya hayat vermek gerekir. Toprağın da yaşama hakkı var, onun da bağrında çiçekler açmalı."

İnsanın ilgisizliği karşısında toprak soluyor, verimsizleşiyor ve kısırlaşıyor.

Toprağa reva görülen bu zulüm zamanla insanları yok edecektir.

İlkbahara iki adım kalınca kolları sıvayıp toprakla hemhal olmaya başladı adam.

Kurumuş yabani otları toplayıp toprağı arındırmaya çalıştı. Arınan toprak sanki gülücük saçıyordu. 
Eline bir çapa alıp toprağı eşelemeye başlayınca toprağın nefes aldığını hissetti. Toprağın o mis kokusunu alınca, adam müthiş bir huzur duymaya başladı. 

Adam, sekiz on tane fidan, çeşitli gül fideleri ve çiçekler için saksılar alıp getirdi. Evin dört bir yanına fidanları diktikten sonra güller ve çiçekler için ayırdığı beş metrekare alanı biriketlerle etrafını birer basamak olmak üzere ördü. Briketlerin ortasında kalan alana baktı; toprak sanki minettarlığını sunarcasına göz kırpıyor ve "Ana olmaya hazırım.” diyordu adama. 

Adam elindeki fideleri toprağa dikip yeniden baktı ve: "Artık burası bir toprak alan değil, bir bahçedir. Nisanın sonlarına doğru bu toprak yavrulamaya başlayacak, kim bilir ne güzel yavrular doğuracak.” diye düşündü. 

Mayıs ayı gelince yavrular uyanmaya başlamıştı… Yemyeşil yapraklar toprağa ayrı bir güzellik katıyordu. 

Evin çehresi değişmeye başlamış, sanki cennetin içinde bir eve dönüşmüştü. Fidanlar da yapraklanmaya başlamış, güzel bir oksijen sunuyordu. 

Aylardan haziran; açıyordu bütün çiçekler ve güller… Hepsi de birbirinden güzeldi. Öyle ki bütünü oluşturan parçalar gibiydiler.

Fakat içlerinde farklı bir gül vardı. Rengiyle, duruşuyla çok marjinal görünüyordu. Siyahi bir rengi ve asil bir duruşu vardı, dışarıdan bakılınca direkt göze çarpıyordu. Varlığındaki asalet; "Ben buraya ait değilim." diye haykırıyor gibiydi. 

Bu gülün bir yanı aşk, bir yanı özgürlük, bir yanı bağımsızlık barındırıyordu.

Çok güzel olan bu gülün zekasıyla, tavrıyla ifade ettiği sözler anlaşılmıyordu. Kendini çok yalnız hissediyordu. 

Çünkü adı gül olsa da kimseye benzemiyordu. 
Onun bu zerafeti, üstün duruşu, kıvrak zekası ve inanılmaz güzelliği diğer gülleri kıskandırmaya başlamıştı. 

Kıskanan güller kıskanılan gülü imha etmek için bir plan yaptılar. Çünkü onu istemiyorlardı. 

Siyahi gül onları doğayla, büyük bir özgürlükle tanıştırmak istiyordu. Ancak diğer güller onu anlamıyor ve saçmaladığını düşünüyorlardı. 

Kıskanan güller, siyahi gülü adama şikayet ederek; "Burada kargaşa çıkarıyor, huzurumuzu bozuyor, aklımızla oynuyor. Biz bu gülü yanımızda istemiyoruz. Ya onu öldürürsün ya da bizler kendimizi kurutur ve senin gül bahçeni yok ederiz." dediler. 

Ancak adam, pek üzerinde durmadı. Fakat her geçen gün güller soluyor, boyunları bükülüyordu.

Adam, bu işin gerçekten çok ciddi olduğunu anladı. "Bir tek gül ile bu toprak alan bahçe olmaz, sanırım yüzlercesini feda etmektense birini feda etmek en iyisi." diyerek, siyahi gülü bahçeden sökmeye karar verdi.

Siyahi gülün yanına geldi ve; "Seni bu bahçeden çıkarmak zorundayım. Zira aykırılığın bu toplumu huzursuz ediyor." dedi.

Siyahi gül, adamın yüzüne baktı ve; "Sen de mi köle zihniyetler için beni kurban edeceksin, sen de mi özgürce düşünenleri sevmiyorsun? Oysa ben özgür doğdum ve özgürce düşünmek, özgürce kararlar almak, özgürce yaşamak ve özgürlüğü bulaşıcı kılmak istiyorum. Ancak görüyorum ki bu bahçede özgürlüğe, bağımsız düşünmeye, bağımsız iradeye hayat hakkı verilmiyor. Özgürlüğü elinden alınmış zelil bir esir olarak yaşamaktansa işte şu gök mavilere ruhumu kanatlandırmayı tercih ederim." diye haykırdı.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Nevin Bahtışen

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi