ÖĞÜTÜLEN BAHAR
Hadi, uzat sesini,
Dipsiz kuyunun ağzına!
Toprağın altında uyanmayı unutmuş,
Tohum yorgunu bedenime değsin ucun.
Kalsın mavi, çocuklara,
Onların olsun kirlenmemiş gökyüzü...
Eriyelim biz,
Kırmızının en kavgacı tonunda,
En diri yerinde yaraların.
Kör kurşunun ucundaki son nefes kadardır
Gülüşüm...
Yarıda kesilmiş türkü gibi
Asılı kalır dudaklarımda.
Ellerim cebimde, yumruk,
İçinde bir serçe kalbi saklı;
Ürperir avuçlarımda kanat çırpışı,
Kırılmış umudun...
Sana dokunurken titreyen orman,
Memleketin ta kendisi
Dalları korkuya,
Kökleri isyana bulanmış.
İnandım sarhoş mısralarda
Kumpas kurmayan dürüstlüğüne,
Bir çocuğun alnındaki ter kadar temiz,
Bir annenin duası kadar gerçek.
Uyanıyor şimdi bahar;
Korkuyla sürülmüş tarlaların göğsünden.
Çatlayan toprakla birlikte
Yarılıyor, suskunluklar da
Kemikleşmiş dilimizde.
Aşk, sevgiyle yoğrulmuş ekmek kadar
Sıcaktı oysa
İncecik bir sızıyla büyüyen içimizde.
Zaman çakılı kalmış, aynı yerde.
Ölümle hayat arasında,
Nefesini içine gömmüş dünya.
Geçiyoruz kırık bir baharın içinden,
Kendi kanıyla mühürlenen.
***


























































