MERHAMET
İlk defa bir kuşun ölümüne şahit oldum, minik bedeninde ölümün büyük acısı vardı.
Yaralıydı, yerde çırpınırken buldum, henüz çocuk aklımla bilemedim ne yapacağımı, evden çay bardağına azıcık su doldurdum, bir de çay kaşığı alıp yanına geldim. Bahçemizde çiçeklerin arasına sığınmış korkudan mı yoksa canı yandığı için mi? Kalbi hızlı atıyordu.
Gagasını açıp çay kaşığının ucuyla bir damla su verdim, yavaşça yere bıraktım. Çırpınışları yavaşlamış, incecik bacakları gerilmişti. Minik göğsüne doldurduğu havayı bir çırpıda bırakıverdi, bir kuşun nefesini duydum, kuşlar nefes alıp verirken duyulur muydu? Bilmiyorum ama ben duydum. Henüz çocuktum, görünmeyen ölümün nefesinden korktum.
Vurmuşlar sanırım! Kanadının iç kısmında minik bir yara izi vardı. Bir kuş neden vurulur ki, kimin gökyüzüne ağır geldi kanatları? Hangi çocuk merhametini sapan taşına bağladı, kimin bahçesini talan etti de bağını bozdu?
Ah merhamet ah! Beşikte büyütmezlerse seni, özgürlüğe bile kurşun sıkarsın.














































