HER ŞEYİ BİR KENARA BIRAKIN
Bir an için siyaseti, tartışmayı, günlük kavgaları bırakın ve kendinize şu soruyu sorun:
Bu vatan olmasaydı biz nereye gidecektik?
Bizi hangi ülke bağrına basacaktı?
Hangi millet, milyonlarca insana kapısını açıp karşılıksız kabul edecekti?
Bugün kendimizi güvende sanıyoruz. Çünkü toprağımız var, bayrağımız var, devletimiz var.
Peki ya bunlar olmasaydı?
Bir kere düşelim bakalım… Uzanacak kaç el bulacağız?
Bugün dost görünenlerin, yarın çıkarları değiştiğinde ne yapacağını tarih bize defalarca gösterdi.
Biz bu toprakların işgal edildiğini yüz yıl önce yaşadık.
Galiba bir şeyi hâlâ anlayamadık:
Bir ülkeyi yalnızca ordular işgal etmez.
Bazen önce insanların zihni işgal edilir.
Ailesinden koparılır.
Tarihinden uzaklaştırılır.
Dilinden soğutulur.
Kendi değerlerinden utandırılır.
Sorumluluktan kaçması “özgürlük” diye anlatılır.
Bencillik, “kendini gerçekleştirmek” diye alkışlanır.
Her sınır “baskı”; her sorumluluk “yük”; her gelenek “gericilik” diye gösterilir.
Sonra da ortaya ne çıkarsa adına “özgür nesil” denilir.
Hayır!
Özgürlük, insanın kendisini kaybetmesi değildir.
Özgürlük; nefsinin, öfkesinin, hevesinin ve başkalarının propagandasının esiri olmadan kendi aklıyla karar verebilmektir.
Çocuklarımızı birbirine düşman etmek isteyenlere karşı uyanık olmak zorundayız.
Çünkü mesele kimin nasıl yaşadığı değil.
Mesele, bu ülkenin gençlerinin neden yaşadığını bilip bilmediğidir.
Bir genç kendi tarihini bilmiyorsa,
ailesini yük görüyorsa,
milletine yabancılaşıyorsa,
vatan kavramıyla dalga geçiyorsa,
sorumluluktan kaçmayı marifet sanıyorsa…
Yarın bu ülkenin yükünü kim taşıyacak?
Cephede yalnızca silah değil, karakter de gerekir.
Cesaret gerekir.
Fedakârlık gerekir.
Sadakat gerekir.
Birlik gerekir.
“Ben” diyebilen değil, gerektiğinde “biz” diyebilen insanlar gerekir.
Çünkü düşman geldiğinde önce kimin ne kadar özgür olduğuna bakmaz.
Toprağa bakar.
Bayrağa bakar.
Devlete bakar.
Ve fırsatını bulduğunda o toprağı senden almak ister.
İşte o gün, bugün küçümsediğimiz değerlerin ne kadar büyük bir güç olduğunu anlayacağız.
O gün aile lazım olacak.
O gün dayanışma lazım olacak.
O gün millet olmak lazım olacak.
O gün tarih lazım olacak.
O gün, yıllardır “eski” diye kenara ittiğimiz ahlâkın, fedakârlığın ve vatan sevgisinin ne kadar hayati olduğunu göreceğiz.
Ama korkarım ki bazı şeyleri anlamak için yine kaybetmemiz gerekecek.
Biz bir daha kaybetmeden anlamak zorundayız!
Çünkü bu topraklar bize miras kalmadı sadece…
Bize emanet edildi.
Ve emanetin sahibi olmadığımızı, yalnızca bekçisi olduğumuzu unuttuğumuz gün, işte asıl yenilgi o gün başlayacak.
Şimdi birbirimize düşman olma zamanı değil.
Şimdi uyanma zamanı.
Çocuklarımızı, gençlerimizi, ailelerimizi ve geleceğimizi yeniden düşünme zamanı.
Çünkü yarın bir gün bu vatanı kaybedersek dünyada bize ait ikinci bir Türkiye olmayacak.
Bu yüzden mesele bugün ne kadar rahat yaşadığımız değil; yarın bu ülkenin ayakta kalması için ne bıraktığımızdır.
Unutmayın:
Vatan giderse sığınacak başka bir vatan aramak kolay değildir.
O yüzden sahip çıkın.
Toprağa sahip çıkın.
Bayrağa sahip çıkın.
Aileye sahip çıkın.
Çocuklara sahip çıkın.
Tarihe sahip çıkın.
Ahlaka sahip çıkın.
Ve en önemlisi…
Bu ülkenin geleceğini başkalarının ellerine bırakmayın.
***













































