ZULU ADASI / M. SEMİH ERGÜNDOĞDU
"Zulu'da olan Zulu'da kalır."
Norveç açıklarında, dış dünyadan neredeyse tamamen kopuk, yalnızca bin kişinin yaşadığı ve cenneti andıran doğasıyla dikkat çeken gizemli bir ada. Zulu Adası.
Bu gizemli ada, iki yeni konuğa kapılarını açmaya karar verir. Bir ebe ve marangoza ihtiyacı vardır adanın ve verdikleri ilana başvuranlar arasında yaptıkları tercih sonrası Berfu ve Tolga seçilen şanslı kişiler olurlar.
Berfu İzmir'den, Tolga Ankara'dan yola çıkar ve uzun saatler süren yolculuklar sonrası ulaşırlar, adeta cennetten bir köşe olan adaya. Kendilerine ayrılan evlere yerleşir, çevreyi tanımaları için rehberleri eşliğinde dolaşırlar. Ardından her ikiside işine başlar.
Belli kuralları vardır adanın. Bu kuralların en önemlisi, gece ormanda dolaşmamaktır. Ormanda yaşayan hayvanlar ve bilinmeyen tehditlere karşı bir önlem olarak düşünür bu yasağı kahramanlarımız. Fakat akşam olup hava karardığında ormandan gelen gizemli ışıklar özellikle Tolga'nın dikkatinden kaçmaz.
Tüm yasaklara rağmen ışığın kaynağının peşine düşen Tolga ve onu yalnız bırakmak istemeyen Berfu'yu neler beklemektedir dersiniz?
Gerilim, gizem ve adanın derinlerde sakladığı sırlar…
Dış dünyadan soyutlanmış bin kişinin kabullendiği ritüeller…
Çok eskilere dayanan adanın tarihi geçmişi. Fantastik öğelerin, gizem ve gerilimin gayet dozunda yer aldığı, akıcı bir dille kaleme alınan bu hoş hikaye için değerli M. Semih Ergündoğdu'ya teşekkür ediyorum. Devamı olmalı bu hikayenin, umarım en kısa zamanda ulaşır bize gizemli ada halkı ile ilgili gelişmeler.
“Bu şehirde güneşi son görüşüm, sakın beni unutma olur mu? Bu şehirde, en karanlık günlerim ile sayende başa çıkmıştım her yalnız kalışımda. Bana şans dile.”
“Bu adanın kanunlarında; hiçbir suç cezasız, hiçbir ceza da bedelsiz kalmaz.”
“İçine düştüğün siyahı, beyazın hiçbir tonu ile temizleyemezsin.”
***















































