BİR AHMET HAMDİ TANPINAR GEÇTİ
Yıl bin dokuz yüz bir, haziran oldu
O yıl Ahmet Hamdi Tanpınar doğdu
Şehzadebaşı'ydı ailesinin yurdu.
On parmağında on marifet
Şair, romancı, tarihçi ve siyasetçiydi.
Duygusal Ahmet, üç kardeşin en küçüğüydü
Kadıydı babası
O yüzden, il il dolaşmakla geçti çocukluğu
Annesinin vefatını almadı hiç kafası
Tifüs dediler hastalığına almadı hafsalası
Henüz on dördündeydi annesiz kaldığında
Öksüzlüğü, acı bir şekilde tattığında.
Antalya'daydı liseye adım attığında
Acılarını şiirleriyle anlattığında,
Hüznü çehresine taktığında,
Her gün yeniden yandığında.
Rüyalar şehri İstanbul'da okur üniversitesini,
Hüsrev ü Şirin Mesnevisi ile yazar tezini,
Bin dokuz yüz yirmi üçte
Alır ilk edebiyat öğretmenliğini.
Okul okul edebiyat aşkını anlatır,
Batı müziğiyle işte o sırada tanışır.
Şiir, müzik derken; yol çıkar dergiye,
İlk yazısıyla atıf yapar sevgiye,
Hayat serüveni sürükledi onu çeviriye,
Hayat Dergisi’nden sonra
Adım atar Görüş Dergisi’ne.
Ahmet Hamdi Tanpınar dedi:
Türk Edebiyat tarihi yazılmalı,
Başlangıcı Tanzimat olmalı,
Geçmişten geleceğe bağlanmalı.
Ahmet'in olmasa da doktorası,
Haketti profesörlük pusulası,
Bundan sonraki rotası,
Türk Edebiyatı alanında olacaktı.
Otuz dokuz yaşını karşıladı,
Vatani görev vakti yaklaştı
Askerliğini
Kırklareli'nde topçu teğmen olarak yaptı.
Teskere alınca
Milletvekili adaylığını açıkladı.
Lakin olamadı vekil amma
Bakanlıkta müfettişlik yaptı.
Bin dokuz yüz elli üç yılı girmişti,
Vatan aşkı bir kere yürekte yanmıştı,
Görev bilinci dünyaya taşmıştı,
Ülke ülke kongreler sıralanmıştı,
Dünya, edebiyatın duayenine şaşmıştı!
İlk şiiri Altın Kitap’ta;
"Musul Akşamları" oldu,
Heybesi, makalelerle doldu,
İlk makalesinin, şiir oldu konusu.
"On Dokuz Asır Türk Edebiyatı Tarihi" adlı eseri
Tarihçiliğe yeni bir görüş getirdi.
Deneme yazmayı çok severdi,
"Yirmi Beş Senenin Mısraları" adlı
Şahaseri vardı.
Şiire yeni akım getirdi,
Geçmişle “an”ı birleştirdi
"Bursa'da Zaman" şiiri,
Kitlelere ulaştı,
"Huzur" adlı romanıyla,
Tarihe ölümsüz eser bıraktı.
Sağlığı ağır tempoya yenik düştü,
Kalp krizi, gözünün ferini söndürmüştü.
Altmış yaşında, fani hayata gözünü yummuştu.
Mezar taşına;
"Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpâre, geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında"
Dizeleri konmuştu!
İz bırakmak kolay değildi,
Edebiyat özverili emekti,
Allah'ın kullarına
Emanet ettiği bir yetenekti.
Türk tarihinden
Bir Ahmet Hamdi Tanpınar geçti, gitti!

























































