ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 28-04-2026 21:12   Güncelleme : 28-04-2026 21:40

Amin / Ahmet Keskin

Yazan: Ahmet Keskin -AMİN

Amin / Ahmet Keskin

AMİN

Sahurun ardından uyumayı düşünmedi. Günlüklerini giydi. Abdestini aldı. Köşeye serdiği seccade de niyetlenip namazını kıldı. Odanın titrek ışığında duvarda asılı Kur'an'a yöneldi. Besmeleyle aldı. Zarf torbasını özenle açtı. İçinden çıkardı. Ellerinde sayfasını açıp kaldığı yeri buldu. Dudakları kıpır kıpır açılıp kapanmaya başladı.

Yaşlı gözleri satırlarda gezindikçe içte bir yerleri titremeye başladı. Titreme arttıkça koca gövde rüzgarda bir ağaç gibi sağa sola gidip gelmeye başladı. Okudukça titremesi artıyor gözlerinden yaşlar tomur tomur düşüyordu.

Köşedeki dostan kalma soba, sedir ağacından tahta masa, duvarda asılı gaz lambasıyla ceviz lambalık, askıdaki ceket, kapı ardındaki havlu, yerdeki Uşak işi halı, duvardaki bir gelinle damadın solmaya yüz tutmuş çerçeveli siyah beyaz fotoğrafı, yatağın yorganın konduğu yüklük, sessizlik içinde onu dinliyorlardı sanki.

Sallanan gövdenin yalnızlığı ilahi kalabalıkla çoğalırken yıllar önce evlenip uçurulan bir kız iki oğlanın selametle uğurlanışı, avluya kurulan kazanlarda kaynayan sularla yaşlı insanların yıkayıp kefenlediği Güllü'sü. Tekbirler, helallikler alınıp verilmesi, salın ucundan yapışan konu komşular, geçilen sokaklar, defin işlemi... Odada sinip kalmış yasin huzuru...

Pencerede gün ışığı çoğalıp, güneş ışınları içerinin ardından yüzüne geldi. Dudaklar açılıp kapanmaktan bitap düşmüştü. Usulca kapadı. Minderin üzerine özenle bıraktı. Her iki elini açarak bir bir ölülerini andı:
"Rabbim, ölmüşlerimin ruhlarına kabul buyur!" Elleriyle yüzünü sıvadı. "Amin!" ile mühürledi. Zarf kesesine katıp, çivideki yerine astı. Pencere kenarına geldi, avluyu gözledi.
Avlu, oda gibi sessiz, kimsesizdi...

***

Editör: Nüzhet Ünlüer

EditörEditör