“Sıcacık yuvam,
Tek korunağım,
Sönmeyen ocağım,
Sevgi yumağımsın.”
Y. Sarıkaya
Sevinçte kederde, sıcakta soğukta, yazda kışta, gençlikte yaşlılıkta, sağlıkta hastalıkta hülasa her an ve zamanda ihtiyaç duyduğumuz aile yuvamız en büyük değerimizdir. Kıymeti kaybedilince anlaşılan kıymetlimizdir ailemiz. Bu değerimizi ayakta tutabilmek için her birimizin çaba göstermesi çok önemlidir. Bir milletin ayakta kalabilmesi için sağlam aile bağlarına sahip olması gerekir. Aileleri yıkılan toplumların ayakta kaldığı görülmemiştir.
Bir televizyon kanalında genç bir hanım sokakta rastgele vatandaşa sorular sorup cevap almaya çalışıyor. Konu aile kurma ve devam ettirmeye yönelik.
Evlilikler neden geciktiriliyor? Evlenmek mi evli kalmak mı zor? Evlilikte erkek tarafı mı kız tarafı mı yükü daha fazla alıyor? Boşanmanın en büyük sebebi nedir? Çocuk yapmamanın sebebi nedir? Evliliğin devamında en çok neye ihtiyaç vardır?” gibi sorular yöneltildi halka sokak röportajında.
Çok ilginç ve çarpıcı cevaplar verildi. Başta sosyal medya yoluyla yapılan evliliklerin kısa sürdüğünü ifade ettiler. Çünkü pek çok erkek prens; pek çok kadın da pamuk prenses rolünü ustaca oynuyor. Aradığını bulamayınca soluğu mahkemede alıyorlar. Görücü usulünün daha kalıcı olduğunu belirttiler. Gösteriş ve tatminsizliğin uzun süreli evliliğe fırsat vermediğini ifade ettiler. Aile büyüklerinin genç çiftlerin aile hayatına karışmaları nedeniyle de ayrılıkların çoğaldığını belirtenler oldu.
Herkesin neredeyse ortak görüşü ise sadakatsizlik ve sabırsızlık olarak kayda geçti. Bir de işten gelen eşlerin (Anne veya baba fark etmiyor.) internet ağında dolaşmaları ayrılık sebeplerinden gösterildi. Bunun karşılıklı ilgisizliğe yol açtığı ifade edildi. Hepsi de haklı gerekçelerdi.
Evet, bunlar doğru önemli sebeplerdir ancak yuvamız hatırına yine de bu zorlukları dahi aşmak gerekir. Hemen mahkeme kapısına gidilmemeli. Gerekirse büyüklerden veya uzmanlardan destek alma yoluna gidilmeli. Çünkü yuva yıkanın yuvası yıkılır. Yuva kutsaldır. “Allah’ın sevmediği helal boşanmadır. (Yuva yıkmaktır. Y.S.)” Bırakın insan yuvasını yıkıp dağıtmayı; karıncanın, börtü böceklerin dahi yuvasını yıkmak büyük günahtır.
Evliliğin geciktirilmesi veya hiç evlenmemenin sebepleri üzerine sorulan sorulara verilen cevaplar da çok manidardı. Başta yıkılmış aile çocuklarının büyük bir kısmının evlilik yapmadıklarını, yapamadıklarını, yapsalar da uzun süre sürdüremedikleri iddiasında bulundular. Kariyer yapma hırsının da evlilik yaşını ertelettiğini, hatta mesleğiyle evli (!) olanların evlenmeyi düşünmediğini savunanlar oldu. Bana göre de önemli bir tespitti. Evliliğin maliyetinin yüksek olduğunu gösterenler oldu.
Haklıydılar; düğünler altından kalkılamayacak maliyetler yüklüyor erkek tarafına. Böylece ev kurarken evi altından kalkılamayacak yüklerin altına sokarak baştan yıkıyor insanların bir kısmını. Eşyayı putlaştırıp sonra ona taparcasına değer veren sefil anlayış, yuva kurmanın önünde en büyük engel oluyor maalesef. Hâlbuki İslam’da evlenmek tek celsede, iki şahit ve “evet” irade beyanı, resmi kayıtla olacak kadar kolay olduğu halde, boşanmayı üç aşamaya yayarak düşünme fırsatı getirmişken günümüzde evlilik zorlaştı, boşanmak kolaylaştı. Hâlbuki bereket nikâhtadır.
Rızık korkusuna kapılmak inanç zayıflığındandır. İki gönül bir olunca samanlık seyran olur. Aşkı diri tutun. Aşk fizikte değil gönüldedir, yürektedir. Aşkın meyvesi kızlı erkekli çocuklardır. “Evlenip ne yapacağım? “ diyenlere bir sorum var: “Senin annen ve baban da senin gibi düşünseydi sen nerde olurdun? Var olur muydun?”
Daha fazla soru sormaya gerek yok, buna sağlıklı cevap verilirse sorun çözülür. Bu anlayış nedeniyle ülkemizin doğum oranı en az % 2,1 olması gerekirken % 1.50’ye düşmüştür. Bu ciddi bir tehlikedir.
Televizyonlarda en mahrem konuların fütursuzca işlenmesinin ve ayrıca bu yayınlarda gündeme getirilen konuların da yuvaların parçalanmasına neden olduğu dile getirildi bu sokak röportajında. Yasak ilişkilerin meşru gösterildiği filmler ve programlar insanların uyuyan süfli duygularını depreştiriyor. Bunun ilgililer tarafından normale döndürülmesi gerekir.
Sadettin Ökten Aile Üzerine Düşünceler isimli yazısında “Ailede dört husus çok önemlidir.” diyor: “Güven, Sevgi ve Muhabbet, İyi Örneklik, Her Bireyin Konumuna Göre Yetkilendirilmesi.”
***



