Advert
https://www.truvaedebiyatdergisi.com/files/uploads/user/e2ccf95a7f2e1878fcafc8376649b6e8-a87a3aa73a206c2f80de.jpg
Yusuf Sarıkaya
Advert

İnsan ve Nisyan

14-08-2025 13:20 1063 kez okundu.

İnsan çabuk unutan ve çabuk etkilenen bir varlıktır. Adeta sabah kahvaltıda ne yediğini akşama unutacak kadar unutkan. Biraz abartı oldu ama “hafıza-i beşer nisyan ile ma’lüldür” şeklinde bir darb-ı meselimiz bile var. Bir başka yönüyle de insan alışkanlıklarına ve saplantılarına da tutkundur. İşte burada devreye girmesi gereken ve insanı bu saplantılardan kurtaracak olan akıl, vicdan ve imandır. Aksi halde insan çok bayağılaşır ve çok aşağılara düşer.
 
“Allah sizden (ağır teklifleri) hafifletmek ister.(Çünkü) insan (sabır ve tahammül bakımından) zayıf yaratılmıştır. (Nisa/4;28),
“İnsan (öyle acelecidir ki, sanki” aceleden yaratıldı…(Enbiya/21;37),
“Hakikaten insan(lardan bir kısmı),  gayet hırslı ve sabırsız olarak yaratılmış (tatminsiz bir hayata sahiptir.)” (Mearic/70;19)
 
Yukarıda zikrettiğimiz ayetler bu durumu gayet açık ortaya koyuyor. Biz de hem kendimizde hem de başkalarının gündelik hayatında buna çokça şahit oluyoruz. Bu nedenle de ayetlerde hep akletmeyi, düşünmeyi, hatırlamayı, unutmamayı telkin eden ifadeler yer alır. Hatta gezip dolaşmamızı ve önceki milletlerin neden yok olduklarını ve kalıntılarından ibret almamızı önerir. “Yeryüzünü gezip dolaşın da öncekilerin sonunun ne olduğuna bakın. Onların çoğu (Allah’a ) ortak koşanlardı.” (Rum/30;42) Buna benzer pek çok ayet bize hep aynı şeyi hatırlatır. Çünkü insan yüz yıllar öncesini bırak birkaç sene öncesini bile çabucak unutuverir. Yahut ta düşünce dünyası, siyasî eğilimi, menfaati ve bağlı olduğu ekolün etkisinde kalarak unutma yerine doğruyu baskılar ve sindirir. Sonra da sindirdiği düşüncesinin aksine yol tutar. İnandığı gibi değil, baskılayıp düşündüğü gibi inanamaya başlar.
 
Son günlerde bazı dini eğilimleri yüksek düzeyde bildiğimiz arkadaşlarda gözle görülür farklılaşma görüyorum. Olmadık sorularla karşımıza çıkıyorlar. Daha dün diyebileceğimiz yakınlıktaki bir zaman diliminde köklü değişikliklere uğradıklarına şahit oluyorum. Emanet akılla konuşanların düştükleri acıklı hallerine şaşıp kalıyorum. Bu nedenle elhamdülillah Allah ve Rasûlü hariç hiç kimseye boyun eğmeyi doğru bulmam. Bunu saygısızlık olarak değil, düşün dünyamda kimseyi sırtımda taşımama prensibim olarak kabul edin. Hatıra konuşmayı sevmem. Bu nedenle de kendim olarak kaldım ve doğrularımı iyi seçip, ikide bir sağa sola yalpalamadım. Yanlışlarımı da anlar anlamaz düzelttim. Aklımı, dinimi anlama aracı olarak kullandım. Aklımı din haline de sokmadım. Din, Akıl yürütmekle beraber bir kabulleniştir, inanıştır. Aksi halde insan aklın arka planını anlayamayacağı pek çok meselesi dinde bunalıma düşer. Bu bunalıma sebep olanlar da büyük günah işlemiş olurlar.
 
Geçenlerde FETÖ meselesinden yurt dışına kaçmış bir komşumun paylaşımını gördüm. Paylaşımında diyor ki, "YÖK “kapatılırsa ilim özgürleşir, Diyanet kapatılırsa din özgürleşir.” YÖK konumun dışındadır. Bunu erbabı tartışsın. Zaten o bir 1980 ihtilali ürünüdür. O yönüyle bende de bu konuda bir soğukluk var. Ama bunu ben değil akademisyenler tartışsın. Diyanet için ise böyle bir paylaşım akla ziyandır. Bunu bazı kesimler istemeyebilir. Yıllarca din, diyanet diye ortalığı yıkanların böyle bir sonuca varması emanet akıl kullananların eseri olsa gerek. Diyanet İşleri Başkanlığı, önceki adıyla Şeyhu’l İslamlık makamı devlet kuran bir makamdır. Başkanını veya bazı çalışanlarını sevmeyebilirsiniz. Ama bu teşkilatı topluca hedef almak mantık dışıdır. Ha kötü niyetliler için bunu söylemelerini anlarız. Sanırım FETÖ terör örgütü sempatizanları on beş Temmuz gecesi verilen salalardan dolayı Diyaneti hedef alıyorlar. Çünkü darbeye karşı darbe yapan en önemli etkenlerden birisi de o geceki minarelerden okunan salalar ve tekbirler olmuştur. Bunu iltisaklıların görmezlikten gelmelerini anlarım da bazı akl-ı evvellerin bu kanaate nasıl vardıklarına şaşarım.
 
Halkın önünde, din anlatan, dini eğitim veren, alanında uzman ilim adamlarının fetvaları ile müşküllere çözüm üreten bu kurum devreden çıkarsa efendisinin sözlerini ayet sanan, bağlısının şathiyatlarını mucize vehmeden, cümlesinin önü ile sonu arasında bağ olmayan, üfürkçü, din simsarı çeteler din pazarlamaya başlar. Diyanetin dışında din eğitimi veren herkes böyledir demiyorum. Ancak yanlış yapıldığında yanlışı düzeltme mercii Diyanet’tir diyorum. (Bazı meallerin toplatılması üzerine yazdığım yazıya bakabilirsiniz.) Seküler yönetim içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı her şeye rağmen harama helal dememiştir. Dini yönden haram ve yasakları da uygun bir dille beyan etmiştir. Müslüman olduğunu söyleyenlerin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı açıklamalara itiraz etmemeleri gerekir. Yorumlamaya müsait olanlar yorumlanabilir. İnanmayanlara söyleyecek sözümüz ise Allah hidayet versin olacaktır.
 
Özetle söyleyecek olursak, yakın zamanlara kadar dini konularda alanının uzmanını bulmak mümkün değilken, şimdi çok sayıda ilim adamı ve akademisyenlerimiz var. Kendi insanlarımızın yazdığı çok sayıda telif eserler var. Kur’an okuyan kimse bulamazken, çok sayıda hafızlar yetişti. Hatta Balkanlar ve Türk dünyasından pek çok genç hafızlığını ve sahih din eğitimini Diyanet veya onayladıkları aracılığı ile ülkemizde yapmaktadır. O zor zamanlardan buralara gelindi ise geçmişi unutmamak gerekir. Çok eksiğimiz yok mu? Var elbet. Eksikler konusunda öneri getirmektir makul olan. Unutmamak gerekir ki, merdiven altına itilen ve her sözü nas gibi vehmedilen şahıslara devredilen din hizmeti asla birliği sağlayamaz. Diyanet’e hayır diyenler ya gafildir ya da kötü niyetlidir. Kısacası ders almak için her türlü geçmişi unutmamak gerekir. Bu nedenle de “Bir kavme (topluluğa) olan kininiz sizi adaletten ayırmasın. Âdil olun takvaya yakın olan budur.” (Maide/5;8) ayetini unutmamak gerekir.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Ahde Vefa Çeyizname Kadim Değerimiz Komşuluk  Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir) Yine Dil Konusu Hurdacılar / Eskiciler Yanlışa Yanlış Demeliyiz Ak Köprü (Â Köprü) Din ve Sanat Dilber Ana ve Şehit Babası (Çanakkale Şehidi) Elveda Ya Şehr-i Ramazan Ailem Benim TRT Çocuk Dizileri Değerlerimiz ve Ramazan İklimi Mahyaların ve Mânilerin Dili Bursa Irgandı Köprüsü Yuvamız Tehdit Altında Tarihe Tanıklık Eden Şehir Bursa Bizim Kuşak /10 Bizim Kuşak-9 Bizim Kuşak /8 Bizim Kuşak /7 Bizim Kuşak /6 Karavanda Tehlikeli Hayat Yaşanmış Acı ve İbretlik Olaylar Şehirlerimiz Elli Yılın Ardından Bizim Kuşak /5 Bizim Kuşak /4 Bizim Kuşak /3 Bizim Kuşak /2 Bizim Kuşak /1 Malumat İlim midir Musa’nın Asası Sumud Firkat Üzer Vuslat Sevindirir Çocuklar Ağlarsa Esmaü’l Hüsnâ Mevlid-i Nebi  Vatan Devlet ve Hükümet Gargat Sizi Kurtaramaz Alışkanlıklarımızın Esiri Olmayalım Kaskatı Gazze Ashab-ı Uhdud Zifiri Karanlıktan Fecrin Aydınlığına Çıktığımız Gece: 15 Temmuz 2016 Cuma Silahları Yakmaya Götüren Süreç A.Ş.K. Vakfı Buluşması Kur’an Mealleri ve Bir Kaşık Suda Fırtına Koparmak Zıplama Sanat mıdır Katil İsrail’in İran’a Saldırısı ve Nefsi Müdafaa İsrail Güçten Anlar Kurban Olabilmek Haccın Şuuruna Ermek-3 Haccın Şuuruna Ermek /2 Haccın Şuuruna Ermek /1 Gazze'de Anneler Günü En Sağlam Kalemiz: Ailemiz TRT Dizileri Üzerine Mahmut ve Meryem Algı Metaforu ve Etkisi Tartışma Sanatı Her Geceyi Kadir Bil Kendini Yeniden Tanımanın Yolu: İtikâf Ramazanı Anlamak Ve Anlamlı Kılmak /3 Ramazan’ı Anlamak ve Anlamlı Kılmak /2 Ramazanı Anlamak ve Anlamlı Kılmak-1 Misyonerlik ve Amaçları /2 Misyonerlik ve Amaçları /1 Sıçandan (Fareden) Doğan Kendir Keser Saman Pazarında Mücevherat Satmak Gazze Kaybetti mi Kazandı mı? Ah Bizim İhmalkârlığımız Ah Çığlıklarımız ve Çiğliklerimiz Medeniyetimizin Beşiği Camilerimiz Üç Aylar Üzerine Kısa Bir Yorum Yeşil Türbe’de Yankılanan Ses Vakıf Medeniyeti Zor Zamanlarda Ensar Olabilmek Engelli misiniz? Engel(siz) misiniz? Dünyayı Çocuklar Yönetsin Yûsufî Bakış Ceketin Cebi Kapalı Olmak Güz Mevsimi Sezai Karakoç veya Çağdaş Sufi Evlatlarıma Nasihatlerim /4 Evlatlarıma Nasihatlerim /3 Evlatlarıma Nasihatlerim-2 Evlatlarıma Nasihatlarım /1 Şehirleşen Köyler İmam Hatip Liseleri Siyonist İsrail’in Kelime Oyunları Oyuna Gelmeyelim Değerlerimize Saldırı Hz. Muhammet (sav) ve Şahsiyet İnşası Narin'ce Düşünceler Ah Filistin ah! Şairimden Mektubum Var Ayrıntılara Takılıp Öz'e Ulaşamamak Ömrümüz Hep Böyle mi Geçecek Yarım Asırlık Dostluk Vicdan mı Cüzdan mı? Sokak Hayvanları Veya Hayvanları İstismar Takiyye ve Merdivenaltı Üretim Üç Günlük Seyahatin Ardından Vefa Bir Semt Adı Mıdır? Yok Edici Tehlike Siyonist Zulmün Çığlıkları Fetih ve İşgal Sabah Namazında Üç Saftık! Bireyselleşme Adı Altında Tükenişe Giden Yol Güç Zehirlenmesi ve Siyonizm Afrika Menekşesi Din ve Dil Konusu Bayramların Hayatımızdaki Yeri Kadir Gecesi / Kader Gecesi Len Nerka: Asla Diz Çökmeyeceğiz Gazze: İnsanlığın İmtihanı Ramazan'ı Anlama ve Anlamlı Kılma Bursa Hanlar Bölgesi Filistin'de Soykırım ve Batı'nın Değerleri! İffetli Olmak ve İftiraya Uğramak Sivri Tepe ve Pamuk Miraç Mucizesinin Hediyesi Namaza Dair Hikmetler Bursa'da Zaman Bursa'da Küçük Bir Gezinti Mahmut Kanık ve Yaşar Kaplan Hayra Alamet Değil /2 Hayra Alamet Değil /1 İsrail Mitler ve Terör Gazze Direnişi Yüzümüz mü Var?! Seyahat Ya Resulallah! ABD ve Dünya Jandarmalığı veya Katil Devlet Sezai Karakoç ve Çağdaş Sufi Yahudilerin Kahrolası Azgınlıkları Gazzeli Annenin Feryadı Siyonist Hahamlardan Fetva Alma Hırsızlığı Demir Kubben Başına Çöksün Siyonist İsrail Kalbi Mühürlü Olanlar Niçin İsrail Devleti de Yahudi Devleti Değil? Çocuk ve Ölüm Gözyaşı Aşkla Yapılacak Görevler A.Ş.K Vakfı Bursa'da Çocuk Olmak Ey Resul! Bu Çağın Adı Ne Olsun? Güzel Ahlak ve Nefs Atışması 1988 Yılı Nobel Edebiyat Ödülü İnsanın Dört Mevsimi Gençlik ve Bazı Sorunları Muallim Naci Nefs ve Akıl Atışması Merhamet Elçisine Arzımdır  Ali Ulvi Kurucu Emin Acar İle Kısa Bir Görüşme Nefs ve Vicdan Atışması Hayat ve Memat Anadolu'da Geleneksel Düğünlerimiz Hicret Bir Dirilişin Adıdır İradeyi İpoteğe Vermek Allah'a Sevimsiz Gelen Helal Şehzade Ahmet Efendi İle Kısa Bir Görüşme Çocuklarımızın İyiliği İçin Onlarla Kötü Olmayalım Kurban Olsun Diye... Eğitim Hayatımdan İbretlik Bir Anı Dilin Gücü ve Afetleri Terk Edilmişliğin Acı Sonu Helena'nın Havva Oluşu Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /3 Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /2 Tedbirden Sonra Tevekkül Bilinmeyen Üniversite - Salih Dane Hoca Efendi ve İstinye/ Mahmutçavuş Camii Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /1 Dilber Ana ve Elmas Kadın Özdeyişler Yazmak Sorumluluk İster