Advert
https://www.truvaedebiyatdergisi.com/files/uploads/user/e2ccf95a7f2e1878fcafc8376649b6e8-a87a3aa73a206c2f80de.jpg
Yusuf Sarıkaya
Advert

Silahları Yakmaya Götüren Süreç

13-07-2025 15:55 1620 kez okundu.

12 Eylül 1980 ihtilali sonrası tayinim Siirt İmam Hatip Lisesi’ne çıkmıştı. Yeni evliydim. Rahmetli anamı ve eşimi aldım ve doğru görev yerime gittim. Ev kiralama, yerleşme falan derken eğitim ordusuna katıldım. Böylece yeni bir görev ve yeni bir iklimde çevremle diyalok kurmaya başladım. Bu süre tamı tamına beş yıl sürdü. Çok önemli dostluklar kurdum ve halen devam ediyor.
 
Öğretmenler odasına girdiğimde hiç yüzüme bakmayan, hoş geldin demeyen öğretmenlere rastladım. Anlaşılan gelmemden rahatsız olmuştu bazıları. Hatta bu kişiler ben yokken orada bulunan arkadaşlara “Bu kim?” demişler. Bir başkası da “Mülayim” demiş. Soran kişi “Mülayim olsa ne yazar” demiş. İşte böyle gergin bir ortamda göreve başladım. Tabi bize sahip çıkan bölge insanlarından değerli dostlarım da vardı. Müdür Baş Yardımcımız Şemsettin Arpas her zaman yanımızda olmuştur. Kurtalan doğumlu bu dostum hiçbir zaman bölücü tavırlara pirim vermemiş ve her türlü zorluğu göğüslemiştir. Tabii Konya’dan Orhan Gündüz, daha sonra Müdürümüz olan Esat Zeki Bilici vb. dostlarımızla her daim beraber olup öğrencilerimize yardımcı olmaya çalıştık. Biz de bu soğukluğa karşı tırsmadık. (Daha pek çok arkadaşımız vardı. Burada isimlerini tek tek veremediğim için özür dilerim.)
 
Sınıflarda bazı öğrencilerimizi etki altına alan olumsuz eğitimciler zaman zaman öğrencilerle bizi karşı karşıya getirmeye de çalışıyorlardı ama biz buna fırsat vermedik. Bazı arkadaşlarımız daha sonra bölgecilik hastalığının tuzağına da düştüler maalesef. Bir gün sınıfta öğrencilerime dedim ki, 'Evlatlarım bak ben Yozgatlıyım. Türküm. Oğuzların Kayı boyundanım. Ama bu benim başkalarından üstün olduğum anlamına gelmez. Siz de Kürt aileden ve soydan geliyorsunuz. Ben ırkçılık yapmıyorum. Size ne oluyor da ırkçılık illetine yem oluyorsunuz?” dedim. İçlerinden biri kalktı, “Hocam ben Eruh’un falan köyündenim. PKK köyümüzü bastı. Bizi meydana topladı, yiyecek içeceklerini silah zoruyla aldı, propagandasını yaptı gitti. Bir süre sonra jandarma geldi yine bizi meydana topladı ama bu sefer, küfür, dayak, evlerimize ayakkabılarla girmeler, Kur’an-ı Kerim’i fırlatıp atmalar arasında kaldık. Bizi koruması gerekenler, bizi suçluyorlar. Silahlı insanlara halk ne yapabilir?” dedi oturdu. Köylerini terk ederek buralardan ayrılacaklarını söyledi.
 
O günlerde kökü dışarıda derin devletin halkı kışkırtmak için baskı yaparak PKK terörünün kucağına ittiğini söylerler ve buna pek inanmazdık. Sonra ABD’nin Türkiye ‘de kurduğu Çekiç Güç’ün de “Tavşana kaç tazıya tut” misali hareket ettiğini operasyonlara katılan yiğit Anadolu evlatları “PKK’yı tam sıkıştırıyoruz, Öldürücü darbeyi vurmak üzere iken aniden operasyonun kaldırıldığını belirtirler biz de şaşkınlıkla emre itaat ederdik.” diyerek özetlerlerdi.
 
Sonra 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi ile anlaşıldı ki, terörü koruyan aslında içimizdeki bizden görünen ama başkaları adına çalışan sapkın kimseler ve buna benzer yapılarmış. Yani on yılda bir askerin yönetime el koymasının alt yapısını oluşturmaya planlayan bir yapı imiş terör. Terör yaşasın ki asker yönetime el koyabilsin. Bunun da yolu ya Alevi- Sünni çatışmasını sağlamak. Ya Sağ-Sol çatışmasını beslemek. Ya da Kürt-Türk düşmanlığını körüklemek gerekir. Bu denendi ve yapıldı. Bunların hepsini yaşım gereği gördüm ve yaşadım. Bu nedenle de yarım asra yakın belimizi büken, çok sayıda yiğidimizi şehit verdiğimiz, binlerce sivil vatandaşın hayatını kaybettiği bu musibeti yaşamak zorunda kaldık. Ayrıca milyarlarca liraya mal olan ekonomik yükü sırtlanmaya mecbur bırakıldık.
 
Şimdi gelinen süreçte anlaşıldı ki binlerce yıl bir arada yaşamış, coğrafyanın kader olarak bize bir arada yaşama rotasını çizdiği bu birlikteliğimiz, bizi bir ve kardeş yapmıştır. Türk-Kürt et ve kemik gibi bir olmuştur. Herkes anladı ki bu birlikteliğin kökü çok derinlerdedir. İdris-i Bitlis’inin on beşinci asırda Osmanlıya verdiği destek, Kürtlerle Türkleri ayrılmaz bir bütün yapan önemli tarihî bir gerçekliktir. Bugün bu fırsat (Allah muhafaza) bir hainlikle sekteye uğratılmazsa tarih yeniden yazıldı inşallah.
 
Sayın Devlet Bahçeli’nin devlet adamlığı ve liderliği ile 2024 TBMM açılışında, üzerinde terör etkisi olan partililere el uzatması, sonraki grup konuşmasındaki cesur çağrısı ile başlayan ve Liderliği tartışmasız olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu çağrıya ânında cevap vermesiyle devam eden ve de “İç kaleyi tahkim” söylemi ile yürüyen bu süreç ma’kes buldu. Terörist başı Abdullah Öcalan’ın PKK’yı feshetme ve silahları bırakma çağrısı ve İmralı heyetinin bu süreçte olumlu katkılarıyla silahların yakılmasına kadar gelinmiştir. Merhum Sırrı Süreyya Önder’in “amasız, fakatsız” diye özetlediği bu süreç devam ediyor. Bundan çok rahatsız olanlar pusuda bekliyor. Bu olanları itibarsızlaştırmak isteyenler her zaman olacaktır. Dikkat gerekir.
 
Terörsüz Türkiye’nin en önemli mimarları unutulmamalı ki şehadet şerbetini içen yiğitlerimiz ile yüreği yanık analar/babalar ve milletimizdir. Diyarbakır anneleridir. Çünkü şehitlerimiz canlarını feda ederek teröristlere dağları dar ettiler.  Tabii ki devlet aklı ve devlet yönetmeyi bilen, öngörüsü olan siyasiler bu sorumluluğu alarak tarihe geçtiler. Millete liderlik budur işte. Gelinen bu noktada 11 Temmuz 2025 tarihi teröristlerin sembolik olarak silahlarını Irak/Süleymaniye’de yakması birliğimize daha çok sahip çıkmamızı gerekli kılmaktadır. Bu tarih bizden sonraki nesillerin kardeşçe yaşamalarının tarihi olacaktır. Bu günün önemini kavrayamayanlar tarih önünde yargılanacaklardır.
 
Bir vatandaş olarak emeği geçenlere tebriklerimi sunar, şehitlerimizi rahmetle yâd ederim.

***

 

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Ahde Vefa Çeyizname Kadim Değerimiz Komşuluk  Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir) Yine Dil Konusu Hurdacılar / Eskiciler Yanlışa Yanlış Demeliyiz Ak Köprü (Â Köprü) Din ve Sanat Dilber Ana ve Şehit Babası (Çanakkale Şehidi) Elveda Ya Şehr-i Ramazan Ailem Benim TRT Çocuk Dizileri Değerlerimiz ve Ramazan İklimi Mahyaların ve Mânilerin Dili Bursa Irgandı Köprüsü Yuvamız Tehdit Altında Tarihe Tanıklık Eden Şehir Bursa Bizim Kuşak /10 Bizim Kuşak-9 Bizim Kuşak /8 Bizim Kuşak /7 Bizim Kuşak /6 Karavanda Tehlikeli Hayat Yaşanmış Acı ve İbretlik Olaylar Şehirlerimiz Elli Yılın Ardından Bizim Kuşak /5 Bizim Kuşak /4 Bizim Kuşak /3 Bizim Kuşak /2 Bizim Kuşak /1 Malumat İlim midir Musa’nın Asası Sumud Firkat Üzer Vuslat Sevindirir Çocuklar Ağlarsa Esmaü’l Hüsnâ Mevlid-i Nebi  Vatan Devlet ve Hükümet Gargat Sizi Kurtaramaz Alışkanlıklarımızın Esiri Olmayalım İnsan ve Nisyan Kaskatı Gazze Ashab-ı Uhdud Zifiri Karanlıktan Fecrin Aydınlığına Çıktığımız Gece: 15 Temmuz 2016 Cuma A.Ş.K. Vakfı Buluşması Kur’an Mealleri ve Bir Kaşık Suda Fırtına Koparmak Zıplama Sanat mıdır Katil İsrail’in İran’a Saldırısı ve Nefsi Müdafaa İsrail Güçten Anlar Kurban Olabilmek Haccın Şuuruna Ermek-3 Haccın Şuuruna Ermek /2 Haccın Şuuruna Ermek /1 Gazze'de Anneler Günü En Sağlam Kalemiz: Ailemiz TRT Dizileri Üzerine Mahmut ve Meryem Algı Metaforu ve Etkisi Tartışma Sanatı Her Geceyi Kadir Bil Kendini Yeniden Tanımanın Yolu: İtikâf Ramazanı Anlamak Ve Anlamlı Kılmak /3 Ramazan’ı Anlamak ve Anlamlı Kılmak /2 Ramazanı Anlamak ve Anlamlı Kılmak-1 Misyonerlik ve Amaçları /2 Misyonerlik ve Amaçları /1 Sıçandan (Fareden) Doğan Kendir Keser Saman Pazarında Mücevherat Satmak Gazze Kaybetti mi Kazandı mı? Ah Bizim İhmalkârlığımız Ah Çığlıklarımız ve Çiğliklerimiz Medeniyetimizin Beşiği Camilerimiz Üç Aylar Üzerine Kısa Bir Yorum Yeşil Türbe’de Yankılanan Ses Vakıf Medeniyeti Zor Zamanlarda Ensar Olabilmek Engelli misiniz? Engel(siz) misiniz? Dünyayı Çocuklar Yönetsin Yûsufî Bakış Ceketin Cebi Kapalı Olmak Güz Mevsimi Sezai Karakoç veya Çağdaş Sufi Evlatlarıma Nasihatlerim /4 Evlatlarıma Nasihatlerim /3 Evlatlarıma Nasihatlerim-2 Evlatlarıma Nasihatlarım /1 Şehirleşen Köyler İmam Hatip Liseleri Siyonist İsrail’in Kelime Oyunları Oyuna Gelmeyelim Değerlerimize Saldırı Hz. Muhammet (sav) ve Şahsiyet İnşası Narin'ce Düşünceler Ah Filistin ah! Şairimden Mektubum Var Ayrıntılara Takılıp Öz'e Ulaşamamak Ömrümüz Hep Böyle mi Geçecek Yarım Asırlık Dostluk Vicdan mı Cüzdan mı? Sokak Hayvanları Veya Hayvanları İstismar Takiyye ve Merdivenaltı Üretim Üç Günlük Seyahatin Ardından Vefa Bir Semt Adı Mıdır? Yok Edici Tehlike Siyonist Zulmün Çığlıkları Fetih ve İşgal Sabah Namazında Üç Saftık! Bireyselleşme Adı Altında Tükenişe Giden Yol Güç Zehirlenmesi ve Siyonizm Afrika Menekşesi Din ve Dil Konusu Bayramların Hayatımızdaki Yeri Kadir Gecesi / Kader Gecesi Len Nerka: Asla Diz Çökmeyeceğiz Gazze: İnsanlığın İmtihanı Ramazan'ı Anlama ve Anlamlı Kılma Bursa Hanlar Bölgesi Filistin'de Soykırım ve Batı'nın Değerleri! İffetli Olmak ve İftiraya Uğramak Sivri Tepe ve Pamuk Miraç Mucizesinin Hediyesi Namaza Dair Hikmetler Bursa'da Zaman Bursa'da Küçük Bir Gezinti Mahmut Kanık ve Yaşar Kaplan Hayra Alamet Değil /2 Hayra Alamet Değil /1 İsrail Mitler ve Terör Gazze Direnişi Yüzümüz mü Var?! Seyahat Ya Resulallah! ABD ve Dünya Jandarmalığı veya Katil Devlet Sezai Karakoç ve Çağdaş Sufi Yahudilerin Kahrolası Azgınlıkları Gazzeli Annenin Feryadı Siyonist Hahamlardan Fetva Alma Hırsızlığı Demir Kubben Başına Çöksün Siyonist İsrail Kalbi Mühürlü Olanlar Niçin İsrail Devleti de Yahudi Devleti Değil? Çocuk ve Ölüm Gözyaşı Aşkla Yapılacak Görevler A.Ş.K Vakfı Bursa'da Çocuk Olmak Ey Resul! Bu Çağın Adı Ne Olsun? Güzel Ahlak ve Nefs Atışması 1988 Yılı Nobel Edebiyat Ödülü İnsanın Dört Mevsimi Gençlik ve Bazı Sorunları Muallim Naci Nefs ve Akıl Atışması Merhamet Elçisine Arzımdır  Ali Ulvi Kurucu Emin Acar İle Kısa Bir Görüşme Nefs ve Vicdan Atışması Hayat ve Memat Anadolu'da Geleneksel Düğünlerimiz Hicret Bir Dirilişin Adıdır İradeyi İpoteğe Vermek Allah'a Sevimsiz Gelen Helal Şehzade Ahmet Efendi İle Kısa Bir Görüşme Çocuklarımızın İyiliği İçin Onlarla Kötü Olmayalım Kurban Olsun Diye... Eğitim Hayatımdan İbretlik Bir Anı Dilin Gücü ve Afetleri Terk Edilmişliğin Acı Sonu Helena'nın Havva Oluşu Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /3 Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /2 Tedbirden Sonra Tevekkül Bilinmeyen Üniversite - Salih Dane Hoca Efendi ve İstinye/ Mahmutçavuş Camii Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /1 Dilber Ana ve Elmas Kadın Özdeyişler Yazmak Sorumluluk İster