Yirmi yedi Aralık 2024 Cuma namazını kılmak ve Mehmet Akif Ersoy’u anmak ve anlamak için BİHMED’de bir buluşma için yola çıktık bir grup arkadaşla. Öncelikle Yeşil Türbe’den başlamak istedik önemine binaen.
Hafif yükselen bir tepeye muhteşem, sekizgen şeklinde yapılmış, çinisi, turkuaz renkleri, üzerindeki ayet ve hadislerle muhteşem bir sanat abidesini yeniden görmek üzere ağır ağır çıktık merdivenleri. Etrafta asırlık çınarlar ve muhteşem sanat abideleri mezar taşları arasından tırmandık. Yeşil Cami’nin kıble tarafında kalan bu eser Bursa’nın yeşilliğine ayak uydurmuş, hiçbir iğreti tarafı olmayan mütevazı bir eser. İçeri girip “es-selamü aleyküm ya! dâra kavmi’l- Müminîn” “Allah’ın selamı üzerinize olsun Ey Müminler! Topluluğu” dediğinizde lahuti bir âlemden coşkuyla yankılanan bir ses bize “ve aleykümü’s selam…” diyerek karşılık veriyor.
Çelebi Mehmet, Fatih’in dedesi, Yıldırım’ın oğlu, ikinci Murad’ın babası, Bursa’da mezarları bulunan altı Osmanlı padişahının beşincisidir. 1402 Ankara’da Çubuk Ovası’nda Timur ile yapılan savaşı Kara Tatarlar, Anadolu Beylerine bağlı eyalet askerleri saf değiştirip Yıldırım’ı yalnız bırakmasıyla kaybetti. Uzun bir tarihi olaydır detayı tarihçilere kalsın. Çelebi Mehmet ihtiyat birliklerini yönettiğinden savaşın sonucu ona tesir etmedi ama kardeş kavgaları ile fetret döneminin makus yıllarını yaşadı. Kardeşleri Emir Süleyman, İsa Çelebi, Musa Çelebi’yi yenerek 1402-1413 yılları arasında geçen kardeş kavgalarına son verip devlette çok başlılığı sona erdirdi. Bu nedenle de Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu unvanını aldı. Tüm ecdadımızı rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
Türbeye girdiğinizde sizi yeşilin bir tık üzeri turkuaz mavisi bir renk coşkusu karşılar. Etraftaki ayet, hadis ve kelam-ı kibarlardan oluşan anlam yüklü bir medrese olur çıkar karşınıza. “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır.” “Cennet cömertlerin yurdudur.” “Kur’an okumak, cana şifadır.” “Dünya kısa bir andır. Sen o anı Allah’a kullukla geçir.” Ve daha pek çok anlam yüklü ifadeler adeta insanı eğiten ve öğreten bir mektep misali. Tabii tamir dönemlerinde bilinçsizce kelimelerin yer değiştirmesi olmasa kendini koruyarak bu güne ulaşmış şaheserdir Yeşil Türbe.
Milletler simgelerle konuşur. Milletlerin konuşma dili simge ve figürlerdir. Sözden daha etkilidir bu simgeler. Ayasofya’yı inşa eden medeniyeti Sultanahmet, Fatih Camii vb. benzer eserlerimiz gölgede bırakmıştır. Bu nedenle bunu anlamayan ve sığ düşünenler buralarda gözleri sayısal cemaat arar ve “ne gerek vardı bu kadar büyük camiye” der bir çırpıda. Bu nedenle Çamlıca Camii de bu eleştiriden nasibini alır. Halbuki bu yapılar sanat ve mimarisi ile ihtişamı ve cesameti ile görseli ve silüeti ile ”Ben bir medeniyetin eseriyim.” der lisan-ı hal ile. İşte Yeşil Türbe de yıkıldı sanılan Osmanlı’nın küllerinden yeniden doğuşunun haykırışıdır. Yüz yıllardır zarafetini korumuş bir eserimiz. Fatiha okuyup dualar edip hayırla anarak çıktık huzurdan.
Yeşil Cami’ye geçtik Cuma namazı için. Ben burasının anlatımını sanat adamlarına bırakayım. Zira sanattan ve eserden anlayanlar daha iyi bilir buraların kıymetini. Medeniyetimizden soluklananlar daha iyi kavrar bu eserlerdeki ruhu. Ancak sanatkârın elinde hamur gibi yoğrulmuş, üzerine kanaviçeye işlenen güller gibi yerini almış kufi ve diğer hat örnekleri taşıyan mermer kapısını anmadan geçemeyeceğim.
Büyük bir ruhun her yerine yansıdığı ve yine ters (T) mimarisi ile yapılmış, kubbeleri ve tonozları ve üzerindeki çinileri ile zaman tünelinde yürüyor gibi girdik içeri. Görevlilerin odasına geçtik önceden tanıdığımız için. Selam sabahla beraber bir baktım cübbeyi giymiş, sarığı başıma koymuş halde kendimi vaaz için kürsüde buldum. “Haza min fazlı Rabbî” kabilindendir diyerek açtım Mü’minûn Suresi’nin ilk ayetlerini. “Kurtuluşa eren Müminleri sıraya koymuştu Rabbimiz: Namaz kılanlar, zekât verenler, sözünde duranlar, namusunu koruyanlar, emanete sahip çıkanlar ve ahde vafa gösterenler…” diye sıralamış kurtuluşa ermeyi Allah’ımız.
Hafız Bünyamin Kızılkaya Dostumuzun iç ezanı, güzel sesli hafı müezzinlerimizin tesbihatı, Abdullah Hoca’nın Medine ve Mekke kıraatlerini andıran düzgün ve sade okuyuşu ile namazımızı kılıp el açıp dua ettik hep birlikte. Hayatı Vatan, din ve diyanete hizmet için yanıp tutuşmuş, İstiklal Marşı Şairimiz, adeta Kur’an ve Hadis tefsiri olan Safahat’ın sahibi Mehmet Akif Ersoy’u anmaya geçtik. BİHMED’e (Bursa İmam-Hatip Lisesi Mezunları Derneği) geçtik. Çekirge Mezunları Grubu diye maruf dostlarla beraber olduk. Eski İmam-Hatip Lisesi Müdürlerinden Recep Oza’nın vesile olduğu buluşmada hızlı okuma yetenekli ve kitap kurdu diye tanımlayacağım Hafız/Hukukçu Bünyamin Kızılkaya dostumuz doyurucu bilgilerle bize Akif’i anlattı. Rahmetullahi aleyh.



