ANI
Giriş Tarihi : 10-02-2026 14:00   Güncelleme : 10-02-2026 15:05

Zamanın Eskitemediği Koca Çınar / Ali Erdin

Yazan: Ali Erdin -ZAMANIN ESKİTEMEDİĞİ KOCA ÇINAR​

Zamanın Eskitemediği Koca Çınar / Ali Erdin

ZAMANIN ESKİTEMEDİĞİ KOCA ÇINAR​

Hayatın karmaşasında her şeyin hızla eskidiği ve anlamını yitirdiği bir çağda; bazı değerler vardır ki zaman onlara dokunamaz. Aksine zaman, o değerlerin üzerine sadece daha fazla kıymet ve yaşanmışlık ekler. Benim hayatımda bu değerin vücut bulmuş hâli; ailemizin yaşayan tarihi, sarsılmaz kalem ve biricik kahramanım dedem.

​Çocukluğun güven kokan bahçesi…​ Hafızamı biraz zorladığımda çocukluğuma dair en sıcak karelerin merkezinde hep o var. Yaz akşamlarında balkonun serinliğinde anlattığı hikâyeler, dizinin dibinde uyuyakaldığım o güvenli anlar...

Dedem, sadece bir aile büyüğü değil; aynı zamanda ilk öğretmenim, dert ortağım ve hayata karşı duruşumun mimarıdır. Onun yanında korku barınmaz, endişe yerini huzura bırakır. Çünkü bilirsiniz ki o koca çınar oradaysa fırtına ne kadar sert olursa olsun dalları sizi koruyacaktır.​ Onun kahramanlığı, sessiz ama derinden akan bir nehir gibidir. Bağırıp çağırmadan, sadece bakışıyla doğruyu gösteren, yanlıştan çeviren bir bilgeliğe sahiptir. Ailemizin her ferdi için o, fırtınalı denizlerde yolunu şaşıran gemilerin baktığı o sabit ve parlak deniz feneridir.​​

Bugün "aile" dediğimiz o kutsal yapının harcı, dedemin o bitmek bilmeyen sabrı ve şefkatiyle karılmıştır. O, bir aileyi bir arada tutmanın, sadece aynı çatı altında yaşamak değil; aynı acıya üzülüp aynı sevinçle harmanlanmak olduğunu yaşayarak öğretti bize.

Bayram sabahlarında elini öpmek için sıraya girdiğimizde aslında, sadece bir geleneği yerine getirmiyoruz; biz o an, köklerimize olan bağlılığımızı ve ondan aldığımız o muazzam sevgiyi tazeliyoruz.​ Onun ellerindeki her çizgi, ailesi için verdiği bir mücadelenin; alnındaki her kırışıklık ise bizler daha rahat uyuyalım diye uykusuz kaldığı gecelerin birer nişanesidir. O eller, dünyanın en şifalı elleridir; başımızı okşadığında tüm yorgunluğumuzun silinip gitmesi bundandır.​

Dedemle aramızdaki bağ, sadece geçmişin bir hatırası değil; geleceğime ışık tutan bir meşaledir. Modern dünya bize bireyselliği ve bencilliği dayatırken dedem bize paylaşmayı, affetmeyi ve vefayı hatırlatan son kalemizdir. Onun bir "evlat" deyişi vardır ki içinde koca bir ömrün koruyucu kanatlarını hissedersiniz. ​O, sadece benim değil, bu ailenin her bir bireyinin kahramanıdır. Çünkü kahramanlık; bir insanın hayatını güzelleştirmek, ona karşılıksız sevmeyi öğretmek ve bir ömrü onuruyla, sevdiklerini sarıp sarmalayarak tamamlamaktır.

​Canım dedem, sen bizim sadece geçmişimiz değil; bugünümüz ve yarınımıza yön veren pusulamızsın. Senin o sevgi dolu yüreğin, evimizin sönmeyen ocağıdır.

Bize bıraktığın en büyük miras, mal mülk değil; senin o tertemiz ismin ve öğrettiğin sarsılmaz aile bağlarıdır. ​Sana olan minnetim kelimelere sığmayacak kadar büyük, sevgim ise senin o devasa yüreğin kadar uçsuz bucaksız.

Gölgen üzerimizden hiç eksilmesin koca çınarımız.

***


Editör: Nevin Bahtışen

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi