DENEME
Giriş Tarihi : 01-01-2026 20:52   Güncelleme : 01-01-2026 21:15

Zaman / Neşe Kazan

Yazan: Neşe Kazan -ZAMAN

Zaman / Neşe Kazan

ZAMAN

Tek yönlü ray üzerinde ilerleyen tren, içimdeki zaman.

Ne freni  ne de geri vitesi var... 

Bir ben değilim o penceredeki. Meçhule giden insanların beyhude yolculuğunu görüyorum. Zorla tıkılmışlar gibi sarkıyor pencereden bedenleri. Zaman içimden geçiyor.

Bir şeyler atıyorlar; kimi hızlıca elinden çıkarmak istercesine kimiyse yavaşça kıyamadan, ibadet eder gibi... Günahlarını savuruyorlar, belki de son kalan vicdan kırıntılarıyla.

İstasyonları da yok içimden geçen zamanların, soluklanmak için.

İnsanlar atıyorlar, savuruyorlar, sessizce bırakıveriyorlar.

Kimi dönüşü olmayan yolda olmanın farkındalığıyla sevgi tohumu ekmeye çalışıyor, son deminde....
Ardında kalana yetecek kadar, ardını düşünecek kadar kocaman da değil yürekleri. Kulaklarında ezber bir söylem kalmış, “Dünya sevgiyle güzelleşecek.” diye, bilmiyorlar sevginin çok kişilik anarşik bir eylem olduğunu. Zaman, iyi ki pişmanlıkların acımasız celladı.

Görünmeyen kıyamet yaklaşmaktayken istasyonu olmayan güzergahın son durağına, dünya yansa bir kalbur samanı yanmayacakların rahatlıklarının hesabını yapmak da beyhude. Çünkü her dem bencillikle, sessizliği çarpıp vicdana böldükçe sonucun sıfıra yakın çıkması bile hesabın handikapı.

Meçhule giden içimdeki zamanlarda 
oturup seyredenlerin, ayakta bekleyenlerin, kendini önemsemeyip önemsenmek isteyenlerin, son pişmanlığının son durakta son bulacağı gerçeğine vakıf olamayışları rüzgarın hızına karışıyor.

Bitti, bitiyor yolculuk…

İçim savruluyor..

Tek yönlü, freni ve geri vitesi olmayan  zaman, birden raydan çıkıyor.

Ne yapıp ne yapmamam gerektiği konusunda kendimi yetkili kılmak istiyorum.

İşte o anlarda tekrar yuvasına oturtmadan, sadece seyredenleri indirmem gerektiğini düşünüyorum. İndirmeliyim ki sessizliğinin de bitaraflık olduğunun pişmanlığı ile ebedî yaşasın… 

Seçtiklerimle devam eden yolculuğumda dipsiz bir kuyu gibi kararıyor her yan ve yavaşlıyoruz...
Zaman uçurumun kenarında şimdi. Sonsuzluğa açıyorum kollarımı.

Uçmak cennetmiş, özgürlüğe kanatlanıyorum. Nasıl bir hafif şimdi zaman… İnmeye çabalıyorum uzun süre cebelleşerek.

Sonunda fark ediyorum ki henüz bitmemiş dışımdaki zamanlar.

Etkisinden kurtulmak için başucumdaki suya uzanıyorum. 

İçimdekiyle dışımdakini eş etme eşiğinde hayatın tekrarı olmadığı gerçeği şamar gibi çarpıyor gecenin sessizliğinde; duyumsuyorum.

Yaşanacak ne varsa yaşanmışla bağını kesiyorum.
Artık geçmişten gelen öfke yok, kimseye kızmıyorum da…

"Değer verdikçe değişen değil, değer gördükçe daha da güzelleşen insanlar lazım bize…” diyerek uzatmaları oynayan zamana  hızla dalış yapıyorum.

***

Editör: Deniz İmre

EditörEditör