YORGUN USTA
Bir köşeye çökmüşüm
Ellerimde günün tortusu yüzümde hayatın gölgesi
Boya lekesi değil bunlar ekmeğimin imzası alın terimin türküsü
Avuçlarımda tüten bir sigara
suskunluğumun dumanı gibi yükseliyor göğe
Yoruldum mu hem evet hem hayır
Bedenim taş gibi ağır bu akşam
Ama yüreğim hâlâ dimdik hâlâ işinin başında
Her darbede ustalaşmış
her acıda biraz daha adam olmuş bir kalp taşıyorum içimde
Bir duvarı sıvarken kendi kırıklarımı da sıvamayı öğrendim
Bir evi boyarken içimdeki karanlığı da biraz aydınlattım
Kimse bilmez usta sadece duvarı değil
kendi içini de tamir eder aslında
Bazen bir tabureye çöker insan
ama aslında ömrünün ağırlığına çökmüştür o an
Bir nefes verir bir nefes alır
sonra yine kalkar çünkü kalkmak zorundadır
Kimse görmez fakat en çok insanın içi yorulur akşam üstleri
Ama bilirim ustam yorgunluğun da bir şerefi vardır
Helalinden kazanılmış ekmek gibi
çatlasan bile onurdan düşmezsin
Ve bir gün mutlaka bu emeğin bu direncin bu sessiz savaşın hak ettiği karşılığı bulur
Gün biter omzumda birikir duvarın günahı
Her tuğlada bir ömrün kırığı var sanki
Ellerim nasır gönlüm yarım
Kimse bilmez içimde susan fırtınayı
Kimse görmez yüzümdeki derin yorgunluğu belki
Her akşam çöker üzerime bir gölge
Boyanın kokusuna karışır alın terim
Bir yanım bırak artık der sessizce
Bir yanım dayan usta daha işin var diye direnir
Ben düşersem bitmez yapılacak iş
Sığınacak gölge
Geceler susturmaz beni
Düşünceler mala spatula gibi
Kazdıkça derinleşir içimde yorgunluk kuyusu
Bazen konuşmak ister yüreğim
Ama kelimeler bile yorulur benden önce
Çünkü duyan yoktur çoğu zaman
Duyan olsa da anlayan azdır bu dünyada
Sabah olur
Yine kalkarım yine başlarım sıfırdan
Kırılan fayansları değil kırılan umutlarımı dizerim yerine
Her darbeyi yerim ama yıkılmam yine de
Çünkü ben hayatın ustasıyım ustam
Yıkılmak değil
Her darbeye rağmen yeniden derz çekmektir kendine
Ve bilirim ustam beni en çok yoran iş değil
İnsanların umursamazlığıdır aslında
Yine de kimseye kötülük düşünmem
Vicdanım yastık olur geceme
İçim ağlasa bile dışım susar
Ve bilirim bu hayat beni dener üzer sınar
Ama ben her defasında küllerimden kalkarım
Çünkü kaderin duvarına en sağlam harcı ben sürerim
Yıkılsam da dirilirim kırılsam da toparlarım kendimi
Asıl ustalık yaralıyken bile kendi kalbine sahip çıkabilmektir
Bir ustanın elleridir zamanı yoğuran
Avuçlarında boya değil bir ömrün izi var
Yorgun bakışlarında bile dimdik duran bir adam
Sigarasının dumanı değil sabrıdır göğe karışan
Ve bu fotoğraftaki adam yalnız değildir aslında
Bütün yaralarına rağmen ayakta durduğu için
hayatın en güçlü hâline bürünmüştür
Ama bugün çok yorgunum
Hem ruhum kırık hem bedenim çökmüş bir duvar gibi
Yine de ayaktayım işte
Çünkü ben Murat Polat
Düşerim belki ama hiçbir zaman bırakmam kendimi
***
















































