YOKLUĞUN
Çok sessiz kaldı bu şehir senin yokluğunu anlayınca.
Birer birer teslim etti,
Son kalelerini yalnızlığa.
Ay gömüldü iyice kendi içine,
Eskisi gibi ışık saçmıyor.
Sokak lambaları neden hep yanıyor?
Nereye gidiyor bu kadar insan?
Nereye yetişmek istiyor?
Ben sana neden yetişemedim?
Prangalar mı vardı ayaklarımda?
Sen benden nasıl bu kadar hızlı koşabildin.
Neden sen benim yüreğimi en güçsüz anımda fethettin?
Mülteci mi olacaktım kendi öz vatanımda?
Neden giderken yüreğimi de kendin ile alıp gittin?
Bak diktiler bayraklarını yitik şehrin yenik figüranları yalnızlık tepesine.
Esir ettin yüreğimi en güzel sözlerine.
Bu şehir sensiz çekilmiyor,
Demek ki aşk her engeli aşamıyor.
Gurur kaleleri bir kaç özür ile yıkılmıyor,
Taş yürekler Eros'un okuyla bile vurulmuyor.
Aşk komutan,
Aşıklar savaşçı oluyor.
Yalnızlığın acı vadisinde,
Derin bir yara aldı bu aşk,
Komutan düşüyor ve savaş bitiyor.
Bu savaşda kazanan çıkmıyor.
Önden kaçıp gidenler ganimetleri topluyor.
Arkada kalanlar yaraları sarıyor..
Ve gelenler, gideni hep abartıyor.
Kimseyi beklemiyorum artık,
Teslim ettim kendimi yalnızlığa ..
Acı çekmek özgürlükmüş, özgürlük bana çok yakışıyor.
Unutmadım seni, unutmayacağım,
Sen beni hiç bir zaman hatırlamasan bile.
Bir kahraman yaptım seni,
Efsaneler ölmezmiş,
Sadece yer değiştirirmiş insanların gönlünde,
Ölüler de sevilmezmiş,
Sadece özlenirmiş.
Ben seni özleyerek seveceğim bu saatten sonra.
Sabah yine güneş doğacak, biliyorum...
Ama eskisi gibi yaşanmayacak.
Artık bu kalemde mutluluk sözleri yazılmayacak.
Yalnızlık şiirleri bana çok yakışacak.
Sen beni çok yalnız bıraktın bu şehrin boş kalabalığında,
Ve yitik şehrin yenik figüranı yaptın,
Son aşkın, son savaşında...
Editör Şuna Türkmen Güngör













































