EMRE ANTOLOJİ ALTIN MISRALAR 1 (2.BÖLÜM) / SUNA TÜRKMEN GÜNGÖR
Antoloji Üzerine Birkaç Söz
Truva, edebiyata uzanan bir yol hikâyesidir. Buyurgan ve hiyerarşik liderlikten uzak yönetilmektedir. Çoğunluğu gönüllü kadın, yoğunluklu imece usulüyle üretim yapıldığını gözlemliyorum. Hoyrat, sert, başkaldırıcı bir hayatın içinde naif bir kırıntı olarak imbikten süzülen şiir-öykü-deneme vs… üsaresini durmadan sözcüğü, cümleyi, dizeyi rafine etmek granit bir başarı.
İşçi karıncalar, bal toplayan bal arılar vardır. 1 kg bal; 40.000 arı tarafından 6 milyon çiçek ziyareti ile elde ediliyor. 0.25 gr balı; arı hayatı boyunca üretiyor. Bu da çay kaşığının 10’da 1’i demektir. Truva'lılar salt bal yapmaz madencidirler. hem de yüzey madencisi değil, derin galeri madenciliği… Sözcük madencisi.... Türk Dil Kurumu Türkçenin kelime varlığını 111.000, toplam söz varlığını 616.767 olarak belirlemiştir. 1 gr altın için 150 kilo ile 1,5 ton arası toprak ve kayaç işlenmelidir. Bu bal peteğini üreten bal arılarını; bu gram altın için tonlarca toprağı eleyen sözcük madencilerini; bu yuvayı kuran ana kral ve kraliçelerini; muazzam üretimin temelini oluşturan işçi arı ve karıncalarını; madenin şantiyesini ayakta tutan lojistik tedarikçilerinin; önünde saygıyla ve minnetle eğiliyorum.
Altın Mısralar 1, tesadüfi bir şiir seçkisi değildir. Bu antoloji çoğu amatör olan yürekleri büyük, manidar bir şeyler yapmak için yola çıkan bir avuç serüvencinin Truva'daki yol hikâyesidir. Böylesine zorlu süreç ve uzun emeklerin ürünüdür. İsimleri tek tek sayarsak ihtimal ki dışarıda kalan olur diye incitmek istemediğimden isimleri saymadım. Bağışlayın. Onlar kocaman yürekleri ile beni tolere ederler. Ayraç içinde belirtmeliyim ki biraz da şiir tahlilleri yapmaya çalışan birisi olarak zorluğunu bildiğim her şairin bir şiirini uzun uzun çözümlemek çok çaba gerektirdiğinden özel bir övgüyü hak ettiği de ortada….
En zor işlerden biri, müzik ilgisi dışında şiir yorumculuğu da olan Murat POLAT’a dair bir şeyler söylemek. İçsel hazır bulunuşluğumuzunda özetini ifade ettiğinden ‘’kaybettiklerinle kalacaksın / ve en çok da beni özleyeceksin’’ ve de ‘’ben kal diye uğraşırken / sen çoktan gitmişsin meğer…’ dizeleriyle yetinmeyi tercih ettim. Bu kadar az, doğru bir sözcükle muazzam kütlesel yenilgi bu sadelikle anlatılabilirdi. yaşamında bu kadar rahat barikat kurarsak aşkın meydan savaşı yenilgilerinde tacımızı, tahtımızı da kolay teslim etmeyiz. Kaldığımız yerden başlamak hepimize iyi gelir.
Kendi lokal kültüründen, coğrafyasından kopmadan başarılar elde etmek Mustafa Kemal ERANIL’ın gözkamaştırıcı yanı. Bunu ‘’testime dolanı bilmek isterim / … / Özümden çalanı bilmek isterim’’ dizelerindeki ilkeselliği ile ayakta kalmak marifet. Doğrultu tutarlılığı hayatın labirentlerinde çoğu kez eğrilir çünkü...
Mustafa Nejat SEFERCİOĞLU’na dair benim gibi bir taşra edebiyat öğretmenin bir şeyler söylemesi hadsizliğe girer. Bir beyitle yetineyim. ‘’usanır sanma sakın her gece ağyâra inat / o hazin besteyi bülbül güle hâlâ soyler’’ ben susayım şiir usta konuşsun…
Truva ailesinin asli unsurlarından Nevin AKTEKİN GÜLFIRAT’a kendi anlatımıyla yanıt vereyim. Yazdıklarınızla insan yüreğine dokundunuz. Geride güzel izler bırakarak zenginlik yarattığınız aşikâr. ‘’Ah kalbim! / Vebalin boynunda asılı kalsın / bil ki bu genç yaşımda / ölme sebebim sensin’’ İlenme bir yük ama istersen gene de taşı…
Nihal SAVAŞTÜRK salvoyu karşı cinse değil kendine atmış.‘’ söndürdüm kandilini yüreğimin / gün görmesin tütün kokan şiirlerim ‘’ diyerek şiir yazmanın içsel yolculuğunu bütün aldatılmışlıkların rağmına sever gözüküyor. İntizar, pişmanlık emaresi göstermiyor...
Kendimden bahsedemiyorum. Kendimi size bırakıyorum. İsfahan’da dokunmuş el halısı gibiyim istediğiniz gibi basın…
Ülke sevmenin zengin anlatımını başarılı örneklerini vermiş Salih KARAGÖZ’ün ‘’Ben Anadolu’yum’’ dizeleriyle yineleyip pekiştirdiği yerinde tok vurgusu manidar ve başarılı…
En zor analizlerden biri… Büyük göz kamaştıran bir güneşi, ilkmen ışığı tanımlamaya çalışmak. acziyetimi bağışlasın. Yönetici bilirdik, derin bir dehlizden gelen geniz sesiyle şiirler seslendirirdi Sami ÇELİK. Bize sağladığı sanat asumanı, esnek ama hedefli liderliği bir yana şairliğini geç görmüşlüğüm benim körlüğüm, cehaletim. Benden daha iyi yönetsel yeteneğini kendi dizelerinde belirtmiş. ‘’teraziyi, iyilikle kötülüğün arasında salınan / ararken dengeyi, kaybederim kendimi / … / değişmeyen döngüde insanım ben …/ ‘’ ete kemiğe bürünmüş özeleştiri…
***














































