YOKLUĞUN
Yokluğunla sınama beni,
Daha dün gibi
Dipsiz çukurlarda sabahladım ben.
İnatçı yalnızlığım yapışmış, renklerden arınmış bahçeme.
Gündüzüm,
Kan kızılı dikenleriyle çıplak pıtrak.
Yokluğunla terbiye etme beni.
Yüz hatlarımda esir kalmış yitik çocukluğumla
Baş başa yürüdüğüm zamansızlıkta,
Bir yanımın naçar olması acıtmaz inan.
Bilemediğin kadar küçüktüm,
On bir yaş gibi ölürken unutulmuş sokaklarda.
Bana emanetti anamın yüreği.
Bir öldüm,
Bin yaşam sevinci peşinde debelenirken.
Yokluğunla sorgulama beni.
Olmadığın yer gibiyim.
Kuşlar mı,
Aldanmam sen de aldanma.
Göçebedirler,
Konacak bir dal bulacaklardır elbet.
İçimde havalanan kırılgan ufukla,
Çocuk sesinin rüzgarla yarıştığı uçurtma kanadı kadar mahsunum.
Gözyaşlarım ardımda tutsak.
Yokluğuna alıştırma beni.
Hani,
Tez vakitte gelebilsen
Yeni çentikler atılmadan ayrılıklara,
Kardan beyaz elbisenle.
Soğuk şafaklarda birlikte üşüsek
Ve dahi,
Güneşin saç tellerine kurulu salıncakla,
Ayaz gecelere direnebilsek.
Hasretsiz bebelerimiz kucağımızda sabahlasa.
Ağıtsız dudaklardan,
Yeniden dinlesek umut yüklü türküleri.
Beklemek mi?
Heybem toprak dolu.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Editör: Bilgi Şakar














































