Yağan her yağmurda, çocukluğum gelir aklıma, bir de yeşil naylon ayakkabım...
Yedi sekiz yaşlarındayken, babam yeşil naylon bir ayakkabı almıştı. Kara lastikten, naylon ayakabıya terfi etmiştim. Ne güzel bir ayakkabıydı o öyle, küçücük topukları vardı, yanları delikli, ucu incecik. Fıstık yeşili, bakmaya doyamazdım, gözlerimi kamaştırırdı adeta. Tozlanınca, kazağımın koluyla silerdim tozunu. Pırıl pırıl parlardı.
Daha birkaç gün olmuştu ayakkabım alınalı. Herkes görsün diye köyün her tarafını dolaşırdım. "Şap şap" diye yere vurmak da, ayrı bir keyifti...
Köyün yamacındaki okulumuza oyun oynamaya giderdik arkadaşlarla. Yine bir gün, "beş taş" oynamaya gitmiştik, aniden şiddetli yağmur bastırdı. Sanki, gök delinmişti. Şimşekler aralıksız çakıyor, öfkesi dinmek bilmiyordu. Toprak suya doymuş, geri kusuyordu. Ortalık neredeyse akşam karanlığı gibi oldu. Dere taşmaya, köpürmeye başladı. Bir iki hamle yaptım, geçmek ne mümkün! Sular neredeyse boyumuza geliyordu. Hiçbirimiz karşı tarafa geçemiyorduk.
Avazımız çıktığı kadar bağırmaya başladık, hep birden;
"Anneeee, babaaaa!.."
Çocukları orada olan aileler, birer birer sökün etmeye başladılar.
"Geçmeyin sakın bekleyin" sesleri zar/ zor duyuluyordu.
Çığlık çığlığa bağrışarak bekliyorduk!
Bir müddet sonra babam çıkageldi; "Ağlama kızım, ne var ağlayacak, korkma geleceğim yanına!"
Bir hışım daldı dereye, beni kucakladığı gibi, sendeleye sendeleye, karşıya geçirdi. Geçtik geçmesine de sel, ayağımdaki ayakkabıyı aldı götürdü.
Bakakaldım arkasından. Ayakkabım bir batıp, bir çıkıyordu suya. Gözyaşlarım yağmurla beraber akıyordu dereye doğru. Sanki, bedenimden bir parça koptu gidiyordu suyla birlikte.
"Ötekini de atalım, seneye yenisini alırım" dedi babam, vermedim. Belki sular çekilince bulurum umuduyla.
Ne yazık ki, günlerce aramama rağmen bulamadım ayakkabımı...
Elimin tersiyle ittiğim, görmek bile istemediğim, her tarafı yamalı kara lastik ayakkabıya, kul olmuştum yine. Seneye kadar, kara lastik çıkmayacaktı ayağımdan. Ne çirkin, ne soğuk bir ayakkabıydı, o yamalı kara lastik...
Kalan tek ayakkabımı, senelerce sakladım. Geceleri koynuma alıyor, sıkıca sarılıyordum. Okşuyordum usul usul, yumuşacıktı. Sıcaklık veriyordu bana. Arada bir ayağıma giyip bakıyordum giymeye doyamadığım o güzel ayakkabıma.
Ah yine düştü aklıma, güzeller güzeli yeşil naylon ayakkabım!..




























































