DENEME
Giriş Tarihi : 11-07-2024 20:54   Güncelleme : 13-07-2024 20:16

Yaşamda Denge / Sevda Akyol Baştımar

Yazan: Sevda Akyol Baştımar -YAŞAMDA DENGE 

Yaşamda Denge / Sevda Akyol Baştımar

YAŞAMDA DENGE

Bu sabah belleğim karmakarışık. Her şeyi geride bırakıp arkama bakmadan gitme isteğim var. Yüreğim öyle yılgın ki...

Kendimi sorguluyorum durmaksızın. Bu içsel konuşmanın, öz benliğimi olumlu yönde güçlendireceği kanısındayım.

İki parmağımın arasına sıkıştırdığım yazacıma bugün de söz geçiremeyeceğimin ayırdındayım. Öyle  olsun istiyorum.

Dışarıda yeğin yağan çıvgın, bu sabah sırtladığı gizemli duyguların acısını, ağır ağır vuruyor ışıklığıma.

Gün yorgun, gün acı kokuyor...

Umut, dingindi oysa daha dün sabah, yoksa ona geç kalmışlığım mı var, onu da bilmiyorum. Bilinmezlik içindeyim.

Yanıtsız kaldı yine bak, dudak kıvrımlarıma umarsızca astığım tüm sorular...

Bu kentin sokaklarında oldum olası yapayalnız duyumsadım kendimi bir zamanlar.

Neyse ki, sen sevgili iç sesim; bana en yakın yoldaş, yol gösteren, gerçeğin yansız yüzüsün.

Yok böyle bir özdeşlik, kanımca güzel olan da bu, ne dersin?

Seni duyumsuyorum iliklerime dek, gözlerim yaşlı, yüreğimde düş kırıkları, elimde papatya kokulu ince belli bir bardak çayla.

“Dur durak bilmeyen, yüreği sevgiyle atan o güleç yüzlü insana ne oldu şimdi?” diye soranlara;

“O, kaçınılmaz bir gerçeğin, bir kara yıkımın tam ortasında, yüreğinde öğütemedikleriyle baş başa,“ diye haykırasım var.

“İşte sana sorduğun sorunun yansız yanıtı” diyorum bu kez de gözgüdeki bene.

Ağrıyan yerlerimden, bu kentin arka sokaklarında vurdular beni.

Yaşanan koca bir haksızlıktı, bu bir yürek savaşı mıydı?..

Yüreğim acıyor.

Düzmece oyunlarla beni gülüşümden yaralayan insanlarla yol ayrımındayım şimdi.

Yaşananlardan ders çıkarmak, bu karabasandan ivedilikle uyanmak zamanı gelmiş, geçiyor.

İç sesimle bu konuda aynı kanıdayız, boynum kıldan ince, doğru söze ne denir ki!

Dil yarası bu kuşkusuz, sırtımdaki keski yarasından daha da derin. Onulmaz bir haksızlığın ta kendisi...

Solgun, yılgın, biraz da şaşkın bir yüzün başkaldırılarına, gözgüdeki 'ben' ne kadar dayanabilir, onu da bilmiyorum.

Yüzümdeki çizgiler derinleşmiş, her bir çizgi, yaşamıma iyi kötü bir şeyler katmış.

Yargılıyor içimdeki 'ben' umarsızca, gözgüdeki ben'i.

Sanımca, ben de ağır ağır olgunlaşıyorum yaşanmışlıkların koynunda. Her bir çizgimde, yaşamın acı tatlı izleri var. İlerlediğim yol; doğrularım, yanlışlarım, benim seçimlerim.

Yanlışlarımdan ders çıkardığım gerçekçi duygularım nasıl da ağır basıyor sol yanımda. Akan yaş'ıma ne söz geçiyor ne de doğrularım avutuyor yüreğimi. Yorulmuşum ben, kulağımın duyduğu, gözümün gördüğü zaman hırsızlarından.

İç sesimi duyumsar gibiyim. Umut verici sözlerle yüreğime dokunuyor. Bırak diyor, bırak; yarıda kalsın oyunları.

Sevgiden, iyilikten, tinsel değerlerden söz ederken, yaşamda en önemli şeyin 'denge kurma' olgusu olduğunu unutmamam gerektiğini anımsatıyor bana bu kez de gözgüdeki 'ben'.

Yaşanan olumsuz olaylardan yıpranmamak için dengeyi tutturmak, dengede kalmak, uçlarda yaşamamak gerek, bunun bilincindeyim.

Sevgide denge,

İyilikte denge,

Emekte denge,

Sevi'de denge,

Yitip giden zamanda denge,

Yemede denge,

İçmede denge,

Yaşamda denge.

Her şeyin başı denge, kuşkusuz.
Ne çok ne de az, gereğince.

Yeri geldiğinde, 'hayır' ya da 'dur' diyebilmenin adıydı oysa denge, öyle değil mi?

Bu bağlamda en doğru seçimin, dengenizi bozan kişileri yaşamınızdan sessizce çıkartmak olduğu düşüncesindeyim.

Son dizeklerimi yazarken, usuma ansızın Osho'nun; "Birisinin yanlışı için kendini cezalandırmak aptalcadır." diyen sözleri geliyor.

İç sesime kulak kabartıyorum son kez, yüzümde bağışlayıcı bir gülümsemeyle.

İşte, diyor; işte sana yanıt...

Bundan sonra, umudun dengesinde; seni, 'sen' olduğun için seven insanlarla yol alırken olduğun gibi kal. Kuşkusuz sen değerlisin.

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi