YARALI GECE
Gecenin alnına düşüyor yorgunluğum,
Uykularım kırık, suskun.
Göz kapaklarım harf harf dökülüyor;
Her biri bir hatıra, bir susuşun izdüşümü.
Zaman, küle dönmüş bir mendil;
Siliyor ne varsa içimde titreşen.
İçindeyim, maziyi kanatan bir şarkının;
Suskun notalarda çalan, gizli bir feryat.
Gönlümde eğilmiş dağ,
Bir tarafı bahar beklerken hâlâ
Diğer ucu, donmuş bir kuyu;
Sesim, orada boğulur her gece.
Hüznüm en sadık dost,
Çalar kapımı hep ayak uçlarında.
Gölge olur kimi zaman,
Kimi zaman başıboş bir kelebek,
Konar yüreğime.
Alıştım artık
Eksik yanlara,
Yarım kalmışlığımla tam durmaya.
Yüzüme giydirdiğim sabır;
Sustuğu yerden başlar,
İçimde kırılanların.
Unutulan bir adrestir bazen sevda,
Yıllar sonra yanlışlıkla yine uğradığın.
Karşına çıkan gözler;
Delip geçer ok gibi senden kalanları.
Toplayamazsın; saçılırlar,
Darmadağın.
Ağlamak, yağmurun inadıdır,
Siner yüreğime, döküldükçe toprağa.
Bölünmüş şimdi kalbim iki kıtaya
Yarısında; sustuğun kıyılar,
Diğer tarafında; yalnızlığımın dolandığı sahra.
Gelme artık!
Dokunmasın rüzgâr bile yüzüme, adınla.
Boş dünyanın yangın yerinde,
Külle besledim sabrımı;
Kalmasın anıların bile.
Çatısına zemheri indi yüreğimin,
Düştü takvim yaprakları, titreyerek.
Sildim içimdeki kıştan, baharı,
Parmak uçlarımla, üşüyerek.
Susacağım artık inadına!
Kanasa da gözlerimden nehirler;
Yüzümü dönmeyeceğim bir daha
Ne sana
Ne adını andığım geceye!
Yoksun artık bende,
Anla!
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Editör: Suna Türkmen Güngör














































