YARA
Uyanırsın bazen bir rüyanın ortasında,
Avuçların boş,
Dağılmış kalbin.
Hayat, elinde kopmuş tesbih;
Ne tutacak ipin kalmış
Ne sığınacak dalın…
Eğilirsin yere,
Titreyen dizlerinle;
Toplamaya çalışırsın kaybolan dünleri.
Yerde kırık hatıralar vardır sadece,
Islanmış umutlar,
Üstüne basılmış hayaller.
Kalmamıştır artık
Avucuna koyabileceğin,
Mutlu bir an bile.
Üzülürsün,
Bilmeden sebebini.
Ağlarsın,
Sormazsın, gözlerinin
Neden karıştığını yağmura?
Öfkelenirsin kendine,
Hayata, zamana,
Geçip giden herkese.
Dönüp bakarsın ardına,
Geçmiş koskoca ömür;
Geçmemiş acıların,
Kanıyor aynı yerden yaraların.
Öyle anlar olur ki
Yetmez kalbine kelimeler,
Yarım kalır cümleler,
Düğümlenir boğazında sesin.
Susarsın…
Yorulmuştur tüm söyleyeceklerin.
Anlayan anlar!
Anlamayana;
Bırakır gidersin eyvallahı,
Yüreğinin kopmuş parçasıyla.
Saklarsın derin suskunluklarına,
Tanelerini tesbihin,
Gömersin kırık hayalleri.
Asarsın darağacına hayatı,
Arsız fırtınalarda savrulan anıları.
Toplamak istersin;
Eksilmiş sevgileri,
Yarım kalmış duaları,
Elinde kalan üç beş kırık umut,
Bir avuç gözyaşıyla
Yalnızlığını.
Öğrenirsin, savrulurken küllerin;
Bazı insanlar onarılmaz,
Bazı yaralar kabuk tutmaz,
Kanar bazı kalpler bir ömür,
Sağanak, sağanak...
Bilirsin artık
Sen;
Her zerresi
Acılara dizilmiş,
Çaresiz iniltisin.
***














































