DENEME
Giriş Tarihi : 14-01-2026 21:24   Güncelleme : 15-01-2026 01:32

Yağmurlu Bir Gün / Nevin Bahtışen 

Yazan: Nevin Bahtışen -YAĞMURLU BİR GÜN

Yağmurlu Bir Gün / Nevin Bahtışen 

YAĞMURLU BİR GÜN

Sabah oturmuş ders çalışırken algım bir anda dış dünyaya kaydı. Bulduğu her boşluğu doldurmuş yağan yağmurun yoğun sesine yetişmeye çalışan damlaların pıtırtısı, zamanın akışına tempo tutuyordu.

Sabah ezanı okunmuştu; ezanın yaydığı; o her şeyin yolunda olduğunu anlatan maneviyatın verdiği rahatlık da düşüncelerimi sakinleştirmeye yetmedi.

Aklım bu yağmurda işe gitmeye çalışan veya işe gidecek olanları düşünmeden duramıyordu.

Belki o anda arabasına varana kadarki zamanda ıslanacağını, üşüyeceğini düşünüyordu. Kendi derdinden, duraklara; otobüs, minibüs, metro, metrobüs gibi toplu taşıma araçlarına ulaşmaya çalışanlar akıllarına gelmeden aracına oturmuştu. Silecekler bile önlerindeki camı silmeye yetişemezken şemsiyesine sığınan veya şemsiyesinin yokluğunda paltosunun, mantosunun içine kendini sığdırmaya çalışanlar oluyordu. Montunda kapüşonu olanlar veya beresi olanlar şanslıydı.

Bineceği aracı kaçırmanın üzüntüsüyle hayıflanırken kapalı duraklar insanlarla dolmuş taşmıştı. Yağmurun altında bir sonraki aracı beklerken nihayet bineceği araç gelmişti. 

Hurra!

Açılan kapıya topluca saldırılarak yapılan saygısızlık eşliğinde kendini beklediği aracın içine atmanın mutluluğunu yaşıyordu. Oturacak yerin kalmadığı için ip gibi sıralar halinde dizilmeyi büyük şans olarak görüyorlardı.

İçerde sanki bir dereden buhar yükselmeye başlamıştı, ıslak kıyafetlerden buram buram, çeşit çeşit kokular da buharla birlikte yükselip nefes almakta zorlanan burunları daha da zorluyordu.

Ellerdeki telefonlar itiş kakışlar, günlük seyahat sürelerinin alışkanlıkları gibi umursamaz dururken bazıları da homurdanarak hizaya geçmelerini anlatıyorlardı.

Özel araçlarda herkes oturmuş belki müziğini açmış belki sabah haberlerine dinliyorlardı.

Haberlerde; “gelir dağılımının adaletsizliğinden, açlık sınırından, adalete güvenin kalmadığından ve eğitimin sığlaşmasından” bahsediyorlardı.
Otobüste gidenler, durakta yaşadıkları itiş kakışlarından sonra çamaşır gibi asılıp durdukları tutacaklarda uykulu gözlerle hayatı sorguluyordu. Kimisi de kulaklıklarını takmış müziğini dinliyordu.

Yağmur biraz dursa da tekrar tekrar hızlanarak yağmaya devam ediyordu.
Herkesi bir şekilde ıslatmaya niyetliydi. 

Nihayetinde tekrar dersime konsantre olabilmiştim.

***

Editör: Gülçin Granit

EditörEditör