YAĞMUR GÖZLÜM
Yine bulutlandım, coştu pınarım.
Sızar yanaklara kor, yağmur gözlüm.
Kalmadı huzurum, kaçtıkça tadım.
Dalmak uykulara, zor yağmur gözlüm.
Kadere rızadır, bizim kârımız.
Gurbet ele düştü, âhu zarımız.
Diz çökmek değildir hiç şiarımız,
Düşme firaklara, gel yağmur gözlüm.
Kim bilir bir gün, kapım çalınır,
Gidenler döner mi nerden bilinir,
Her gün yüreğime sızın ilinir.
Saymak şafakları, hâl yağmur gözlüm.
Gönül tahtım viran, bağım bozuldu.
Kurudu yapraklar, dal yağmur gözlüm.
Alnıma ezelden hasret yazıldı.
Bana sıla oldu, yol yağmur gözlüm.
Bir garip kuş gibi göçüp konarım.
Aşkın ateşinde piştim, yanarım.
Dünyayı dipsiz, kör kuyu sanırım.
İçinde çırpınır kul, yağmur gözlüm.
Felek sillesini vurdu yüzüme.
Hasretin dumanı, çöktü gözüme.
Kimse inanmıyor, dertli sözüme.
Lâl oldu ağzımda dil, yağmur gözlüm.
Yolcu der ki geçtik fâni dünyadan.
Uyanmaz mı gönül derin uykudan,
Sana yad ellerden, uzak sıladan,
Gönderdim bir kırık gül, yağmur gözlüm.
***




























































