ANI
Giriş Tarihi : 18-11-2023 13:37

Urgan / Göher Güler

Yazan: Göher Güler -URGAN

Urgan / Göher Güler

URGAN

Orta Kardeniz Bölgesi'nin şirin bir köyünde doğdum.

“Değirmenin Önü" denilen bir tarlamız var. Tarlanın ortasından dere geçiyor. Bir tarafı söğüt, kavak ve iğde ağaçlarıyla kaplı, diğer tarafı koruluk. İğde ağaçlarının ön tarafı meyve ağaçlarıyla dolu. Derenin öbür geçesinde üzüm bağımız var...

Babam arada bir gider, meyve ağaçlarının dibindeki otları temizler. Ağaçların kuru dallarını keser. Bağı budar, beller. Bir gün giderken beni de götürdü yanında. 

Altı yaşındayım. Babam da yirmi iki- yirmi üç yaşlarında. Her ne kadar çocuğu olsa da, o da çocuk yaştaymış. Birlikte büyüyüp gidiyoruz babamla.

Tarla köye epeyce uzak mesafede. Babam ıslıkla "dolana ay dolana" türküsünü çalıyor. Ağaçların kuru dallarını buduyor. Kuşların her birinin nağmesi, babamın ıslık sesine karışıyor. 

Ben de deredeki akan suya taş atıyorum. Çamurdan ev yapıyorum, bebek yapıyorum. 

Arada bir yanıma geliyor, o da taş atıyor suya; "Benim taşım, seninkini geçti" diyor, gülüşüyoruz.

Sonra gidip çıkıyor, ağacın tepesine. Ağaçtan seslendi bana babam; "Kızım şu karşı söğüdün dibinde urgan var. Onu al da bana getir." 

Koşa koşa gittim, söğüdün altına; urganı gördüm, toprak rengine yakın rengi. Çile şeklinde, sarılmış. Genellikle iki üç metre uzunluğunda olur urgan. Kalın olduğundan, o yaştaki bir çocuk tek elle kaldıramaz.

Urganın altına iki elimi daldırdım, kaldırmak için hamle yaptım, kalkmıyor urgan; "Daha önce defalarca kaldırmıştım. Şimdi neden kalmıyor, bu urgan." 

Bir hamle daha yaptım. Altı sapsarı, bir tuhaf; "Niye sarı altı, bu urganın. Bu bizim urgan değil sanırım. Babam komşudan almış" diyerek, kaldırmaya çalışıyorum. 

Eğildim inceliyorum urganı. İki tane gözü var gibi sanki. Biraz daha eğildim; "Aman Tanrım o da ne! Kafası var. Yılan bu! İmdat! "Baba yılan" diyerek, topukları yağladım! 

Köye doğru koşuyorum. Babam arkamdan bağırıyor; "korkma ölü o," diyor ama ben duymuyorum bile.

 Nefesim kesilmek üzere, hiç arkama bakmadan koşuyorum. Sanki yılan arkamdan yakaladı, yakalayacak. Çatlamak üzereyim, boğazım kurudu.

Çığlık çığlığa koşuyorum. Kan ter içinde kaldım. Yılan arkamdan gelecek diye, oturup dinlenemiyorum.

Sonunda vardım eve...

Annemin tepesine zıpladım, omuzuna oturdum. Annem şaşkınlık içinde; "Kızım ne oldu?” diyor. Konuşamıyorum. 

Annem avazı çıktığı kadar bağırıyor.; “Yetişin komşular, çocuğuma bir şey olmuş, dili dişi tutulmuş" diyor! 

Babaanem dizlerini dövüyor; "Yavruma bir şey yapmışlar. Yavrum yavrum" diyerek feryat ediyor.

Beni soydular, vücudumu kontrol ettiler, bir şey bulamadılar. Bütün komşular toplandı. 

Kimi; "uğrağa basmış bu çocuk," diyor. 

Kimi; "nazardan çatlamış" diyor. 

Kimi; "biri korkutmuş" diyor. 

Kimi;  "çarpılmış" diyor. 

Kimisi de;  "başına mı çöktüler acaba?" diyor. 

Herkes bir yorum yapıyor, ben konuşamıyorum. Hâlâ nefesim göğüs kafesime sığmıyor. Tir tir, titriyorum.

Annemin kucağından inmiyorum. Annem zorla indirmeye çalışıyor, ben kene gibi yapıştım, bırakmıyorum. Ayağımı yere basamıyorum. 

Herkes; "vah vah tüh tüh" diye dövünüyor. Derken dedem girdi içeri; “Ne oldu burda?” dedi.

“Çocuğa bişey olmuş" dedi annem. 

Hala titriyorum, dedem aldı kucağına; "Su getirin bana!" 

Suyu getirdiler ve başımdan aşağı döktü dedem; “Ne oldu, kızım sana, de hele bana." 

"Söğüdün dibinde yılan vardı, ondan korktum" dedim, dilim çözüldü.

"Yılandan korkulur mu kızım. Geçer gider zavallı hayvan. Kimseye zarar vermez. Sen ona ellemezsen, o sana bi şey yapmaz” dedi. 

“Elledim dede, avuçladım “ dedim. 

Dedem; “Eyvah! Kızımı yılan sokmuş. Acele şehire yetiştirelim” diyerek feryadı bastı. 

O arada, babam geldi. Olanı biteni anlattı. 

Dedem, babama ağzına geleni saydı durdu. Babam da; "Şaka yaptıydım, ne bileyim ben korkacağını, alavun edeceğini" dedi.

“Şuncacık çocuğa öyle şaka mı olur, Eşek oğlu  eşek!” diyerek çıkıştı, babama. 

"Korku tası nerde, gelin? Korku tasından su içirirsek, rahatlar çocuğum” dedi dedem.

“Komşuya verdiydik, hemen alıp geleyim” dedi annem. 

Korku tasından su içirdiler ama benim korkum geçmedi. Günlerce babaannemin koynunda yattım...

O gün bu gündür yılandan çok korkarım. Kitaplarda resimlerini gördüğümde elimi değdiremem. Belgesel izlerken bile bakamam.

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi