UĞUR MUMCU / SÖNDÜRÜLEMEYEN AYDINLIK
1942-1993
24 Ocak 1993 sabahı Ankara’da o zamanki adı Karlı Sokak olan Uğur Mumcu'nun oturduğu sokakta, uyuyanları yatağından fırlatıp evlerin camlarını paramparça eden korkunç bir patlama sesi yankılandı.
Evinin önündeki otomobiline biner binmez, aracına yerleştirilen C-4 tipi bombanın hedefi oldu Uğur Mumcu. Patlama o kadar şiddetliydi ki delillerin süpürgeyle toplandığı söylendi.
51 yaşındaki gazeteci, tam da derin ilişkileri aydınlatacak araştırmalarının ortasında susturuldu. Bu sahne, onun hayatının trajik finaliydi ama aslında final değildi.
Türkiye onu hiç unutmadı. Her seneidevriyesinde evinin sokağı güllerle donatıldı, hep bir ağızdan yükselen “Uğurlar olsun” ağıtları göğe yükselmeye devam etti, edecek.
Uğur Mumcu, keskin zekâsı, cesareti ve adalete olan derin inancıyla tam bir roman kahramanıydı. Gözlüklerinin ardındaki kararlı bakışları, yorulmak bilmeyen araştırmacılığını yansıtırdı. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamayacağının ağırlığıyla kendini yazmaya mahkûm etmişti.
Anti-emperyalist, laik, Atatürkçü bir savaşçıydı; yobazlara, vurgunculara, mafya-siyaset ağlarına karşı kalemini kılıç gibi kullanırdı. Barışı çok önemsiyordu. Bunun için karanlık yüzleri ifşa etmek zorundaydı. Bu da hayatına mal oldu.
Eserlerinde tekrar eden temalar; bağımsızlık arayışı, emperyalizme karşı direniş, tarikat-siyaset-ticaret üçgeni, terörün kirli bağlantılarıydı.
Eserlerinde işlediği motiflerde sürekli “Tam Bağımsız Türkiye” hayali vardı.
Uğur Mumcu’nun edebi, entelektüel hayatındaki kırılma noktası 1970’lerin ortalarına rastlar. Başlangıçta hukuk ve tarih odaklı yazılar yazarken özellikle bu yıllarda CIA, dış istihbarat servisleri ve Türkiye’deki gizli örgütlenmeleri araştırmaya başladı.
Sonucunda “Rabıta” ve “Papa-Mafya-Ağca” eserleri ortaya çıkar. Akademik ve hukuki yazılardan, halkın anlayabileceği ama belgeye dayalı soruşturmacı üsluba geçişi onun edebi hayatındaki en büyük kırılma noktasıdır.
Uğur Mumcu; rahatlığı değil hakikati, alkışı değil kanıtı, susmayı değil yazmayı, kolay sevileni değil zor olanı severdi. Takıntılı bir doğruluk ihtiyacı vardı. Bir bilgiyi “yeterince doğru” bulmaz, aynı belgeyi farklı kaynaklardan teyit etmeden içi rahat etmezdi.
Bu, onu güçlü kıldığı kadar yoran bir özelliğiydi. İçsel bir huzursuzluk taşırdı, rahat eden bir yazar hiç olmamıştı. Tehlikeyi sezdiğinde geri çekilmek yerine daha çok yazması, bu huzursuzluğun bir sonucuydu. Sanki durursa, suç ortağı olacakmış gibi hissederdi. Sessiz ama inatçıydı. Bağırmazdı, ajitasyon yapmazdı ama bir konunun peşine düştüyse, bırakmazdı.
Bu inat, karakterinin en belirgin damarlarından biriydi. Kendisiyle de dalga geçebilirdi. Kamuoyunda sert görünse de özel sohbetlerde kendi hatalarını, abartılarını, hatta korkularını mizahla anlatabildiği bilinir. Bu, onu dogmatik olmaktan kurtaran en önemli özelliğiydi.
Ölümünden sonra ailesi tarafından Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı kuruldu.
Eserleri milyonlarca okundu, hâlâ okunuyor. Genç gazetecilere ilham oldu. Türkiye’de faili meçhul cinayetlerin sembolü hâline geldi; her yıl anılıyor, tartışılıyor. Araştırmacı gazeteciliği yeniden tanımladı, cesaretin simgesi oldu. Açtığı yol ışık olmaya devam ediyor. Ankara’nın soğuk bir kış sabahında patlayan bomba, bedenini yok etti ama bir fikri daha da çoğalttı; “Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenen bir suçtur.”
ESERLERİ
1975: Mobilya Dosyası
1975: Suçlular ve Güçlüler
1977: Sakıncalı Piyade
1977: Bir Pulsuz Dilekçe
1978: Büyüklerimiz
1979: Çıkmaz Sokak
1980: Tüfek İcad Oldu
1981: Silah Kaçakçılığı ve Terör
1981: Söz Meclisten İçeri
1982: Ağca Dosyası
1982: Terörsüz Özgürlük
1984: Papa-Mafya-Ağca
1984: Sakıncasız
1985: Devrimci ve Demokrat
1985: Liberal Çiftlik
1986: Aybar ile Söyleşi: Sosyalizm ve Bağımsızlık
1987: Rabıta
1987: 12 Eylül Adaleti
1987: İnkılap Mektupları
1988: Bir Uzun Yürüyüş
1988: Tarikat-Siyaset-Ticaret
1990: 40'ların Cadı Kazanı
1990: Kâzım Karabekir Anlatıyor
1991: Kürt İslam Ayaklanması 1919-1925
1992: Gazi Paşa'ya Suikast
1993: Kürt Dosyası
1996: Vurulduk ey halkım: unutma bizi
1997: Katiller Demokrasisi
1997: Saklı Devletin Güncesi "Çatlı vs
1998: Gazetecilik
1998: Polemikler
1998: Uyan Gazi Kemal
1999: Bu Düzen Böyle mi Gidecek?
1999: Söze Nereden Başlasam
2000: Bomba Davası ve İlaç Dosyası
2003: Unutmayalım, Unutturmayalım
2004: Eğilmeden Bükülmeden
2004: Kır Çiçekleri
2004: Türk Memet Nöbete
2005: Dost Yüzlerde Zaman
2009: Çocuklar İçin
2011: Beyaz Melek
2011: İsterler ki Susalım












































