TUHAF ADAMIN TUHAF HİKAYESİ
Tuhaf adamın, tuhaf hikâyeleri olur.
Biraz şiir, biraz hikaye.
Hani siz destan dersiniz ya da mersiye dizmek.
Ama yo hiç biri değil!
Tuhaftır benim dünyam, nihayetinde insan oğluyum.
Dünden bugüne sesleniş içerisindeyim.
Önce don biçildi daha doğmadan,
Sonra yol gösterildi ben olmadan.
Sonra da hüküm ve karar verildi ben olmadan.
Bir türkü söylesem olmaz,
Bir ağıt yaksam o da olmaz.
Yaşıyoruz ya işte adına yaşamak denirse!
Bir tutam saç bir anda avucumuzda belirdi.
Betimiz, benzimiz bir anda kayboldu.
Rengimiz hem attı hem soldu.
Havanın kararması,
Karanlığın üzerimize çökmesi,
Böylesi bir külfetin altına düşmemizin yanısıra
Bir de on beş ton atmosfer ağırlığı;
Yıllardan beri biniyordum ki
Deh eşşekliğim deh!
Ah ama ne ah!
Benim eşşekliğim Karakaçan'a da benzemiyor.
Onda eğim var.
Bir seferde yolu ezberleme var;
Bende ağnayış yok.
Yol bilme, iz bilme yok.
Aklım klavuzsuz, kalem yok,
Defter yok; rençberlik kara düzen.
Aklım bir karış havada, burnumun dikine sanki ne biliyorsam.
Ne dirsek çürütürüm
Ne kafa yorarım,
savurdukça savururum.
Öyle de bağırarak konuşurum ki köyün eşeğinin sesi bile pek güzel gelir,
Benim sesimden.
Adamım ya ben!
Tam bir kibir dehası,
Burnundan kıl aldırmam.
Bir anırtı kopar ki benden,
Karakaçan bile feryat figan şaşkın kaçar.
Homurtularım koca oğlandan beter,
Zavallıyı kış uykusundan etti.
Çok böyük bir adamım ben,
Çok böyük!
Öyle ki her şeyim absürt.
Aha bu yazılar, bu resimler de bana benzer!
***
Editör: Bilgi Şakar
















































