ŞÜKÜR
Bazen denir ya "Rüya mıydı, gerçek miydi?" diye. Henüz beş yaşındaydı, ormanın içinde nefessiz yatan erkeği gördüğünde.
Dokunuyordu ama ses vermiyordu. Açık kalan gözlerine bakıyordu. Bir anda gökyüzünü kaplayan beyaz bir ışık sardı dört bir yanı. Yankılanan sese kulak veriyordu: "Ben, senin iyiliğinin anahtarıyım.
Özünden geçen yolun yardımcısıyım." diyordu. "Gördüğün, senin yıllar sonra uyuyan hâlin. Neler biriktirdiğini merak ediyor musun? Evrende görevlisin; bu, herkesin kabullenip kaldırabileceği bir kural silsilesi değil. Boyutsun… Düşünen varlıksın. Kalbin ve aklın boşuna verilmedi, kıymetini bilirsen ne âlâ. Kötülük de iyilik de senin tercihin.
Kalbindeki damarların köklerini düşün, ağacın ana rahmi. Sevgiyle aşılarsan koskoca bir ova. Kibrin, hırsın, fesatlığın, mutsuzluğun kıyısından bakıyorsan ruhun, aç vadi." Ses bir anda kesildi ışıkla beraber.
Gökyüzüne baktığında bir yanı gündüz, bir yanı geceydi. Yataktan sıçradığında gecenin sessizliğine bürünen, sadece nefesin duyulduğu ânı yaşıyordu. Hızlı atan bir kalp…
Rüya ama gerçekliğin yaşandığı, duyguyu hissederek gülümsüyordu.
Tanrı’nın iyiliğinin kanatları altında olduğu için şükrediyordu.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz



























































Ve üreten kalp coşkusunu şelalenin altından haykırmış. Yüreğine kalemine bereket yağsın