ANI
Giriş Tarihi : 27-11-2023 22:15

Suçum Neydi? / Göher Güler

Yazan: Göher Güler -SUÇUM NEYDİ?

Suçum Neydi? / Göher Güler

SUÇUM NEYDİ?

Her insanın hayatında unutulmaz anıları vardır. Kimi gülümsetir, kimi hüzünlendirir, kimi de derinden bir “of!” çektirir...

Doksanlı yıllar, günlerden pazartesi. Her zaman ki gibi, mesaimiz başlamış, bilgisayarımın başında yerimi almıştım. Mesai arkadaşımız Memduh Bey, şubenin içinde bir o yana, bir bu yana, oflaya poflaya dolaşıyor.

Bir arkadaşın yanına gidiyor; bir şeyler konuşuyor. Sonra, başka bir arkadaşa gidiyor. Daha sonra da benim yanıma geliyor.

- Ablacığım, benim bir milyar paraya (altı sıfır atılmadan önce) ihtiyacım var. Cuma gününe kadar bana bir milyar verebilir misin?
- Maalesef bende o kadar para yok, Memduh Bey, çok üzgünüm!
- Hesabındaki parayı gördüm, abla.
- O para cuma günü bir yere verilecek, Memduh Bey.
- Cuma günü veririm sana.
- Üzgünüm veremem Memduh Bey. O paranın yeri var, ödeme yapacağım.
- Ablacığım bugün benim, bir milyar yatırmam gerekiyor; yatırmazsam, ev hacze gidecek. Çocuk çoluk perişan olacak. Lütfen ne olur, sözüm namustur, cuma günü paranı vereceğim. Elini ayağını öpeyim, şu zor günümü atlatayım. Biz mesai arkadaşıyız, kaçacak göçecek değilim ya. Kaç yıldır aynı şubede çalışıyoruz, hiç mi hatırım yok yanında?
- Memduh Bey; ya veremezseniz, ben söz verdiğim yere rezil olurum!
- Sözüm namustur. Cuma günü paran elinde. Arkadaşların hepsi de şahit. Bütün çocuklarımın, sevdiklerimin ölüsünü öpeyim, cuma günü paran elinde. Sana namus, şeref sözü veriyorum, ondan daha büyük söz var mı?
- Bakın Memduh Bey! Eğer bu parayı cuma günü veremezsen, ben zor durumda kalırım.  Ödeyemeyeceksen, beni zor durumda bırakma lütfen!
- Ablacığım, bizde söz namustur! Bizde söz senettir! Biz söz verdik mi, yerine getiren mert insanız. Bugüne kadar hiç kimseye bir yamuğumu gördünüz mü? Cuma günü paran elinde, daha ne deyim. Zor durumdayım, bugün o parayı yatırmam lazım. Haciz geliyor evime...

Düşündüm taşındım, kendimi onun yerine koydum, ya ben aynı duruma düşseydim, ne olurdu halim! İçim acıdı, vicdanım rahat etmedi. Arkadaşların huzurda bir milyarı saydım, Memduh Bey'in eline. Etmediği dua kalmadı, benden büyük olmasına rağmen elimi öptü. Ben de, bir arkadaşımı zor durumdan kurtarmanın, huzuruna vardım. Nasıl olsa cuma günü parayı verecek diye eşime söyleme gereği duymadım...

Cuma günü mesai başladı. Bilgisayarımın başına geçtim yine. Memduh Bey'i göremedim şubede. Müdür Bey'e sordum; "Memduh Bey nerede, müdürüm?”

Müdür Bey; “Memduh, senelik izine ayrıldı, memleketine gitti, haberin yok mu?” dediğinde, başımdan aşağı kaynar sular döküldü, ağlamaklı oldum. İçime bir sıkıntı çöktü.

- Kaç gün izin aldı?
- Yirmi gün.
- Yirmi gün mü?
- Bugün, benim paramı verecekti.  
- Biraz bekle bakalım, havale yapar belki. Öğlene kadar bekledim, havale gelmedi.

Ev telefonundan aradım, telefonu eşi açtı; "Memduh, çarşıya çıktı" dedi.

"Gelince, şubeyi arasın, önemli" dedim ve kapattım telefonu. Memduh Bey aramadı. Tekrar tekrar aramama rağmen telefona çıkmadı. Benim ödemenin günü geldiğinde, çaresiz, o verdiğim para kadar kredi çektim, ödememi yaptım. Yirmi gün boyunca Memduh Bey, ne aradı, ne de telefonlara çıktı. Eşine de söyleyemedim belki durumdan haberdar değildir, borç para aldığını eşine söylememiştir, diye...

Nihayet izni bitti, Memduh Bey döndü.
- Memduh Bey, hani benim paramı cuma günü verecektin?! Beni ne kadar zor durumda bıraktın, haberin var mı?
- Veririm, bende paran kalmaz.
- Ne demek bende paran kalmaz! Sen o parayı alırken, cuma günü demedin mi? Hani benim param, hemen bugün vereceksin paramı.
- Bu gün nerden bulayım, o kadar parayı? Kaçmıyoruz ya, öderim bir gün.
- Sen ne diyorsun Memduh Bey!  Hani sözün namustu, bu mu senin namusun? Cuma günü vereceksin diye, eşime söylemeden verdim, o parayı. Kredi çekmek zorunda kaldım. Beni nasıl zora soktun. Hemen istiyorum paramı nerden bulursan bul!
- Sen iyi bir kadın olsaydın, eşinden gizli para vermezdin!

Beynimden vurulmuşa döndüm. Duyduklarıma inanamıyordum; birine borç para veriyorsun, isteyince kötü kadın oluyorsun. Bu nasıl bir şey! Hani; "Ölür müsün, öldürür müsün?” derler ya, işte o hale geldim. Gözüm kararmaya, midem bulanmaya başladı, boğazım kurudu. Elimin kolumun canı çekildi sanki. Nefes almakta güçlük çekmeye başladım. Saçlarım diken diken havaya kalktı. Ayakta duramıyorum, baygınlık geçirmek üzereydim...

Müdür Bey ve arkadaşlar duydu konuşmayı; "Sen, ne biçim konuşuyorsun?, bu ne terbiyesizlik?” diyerek Memduh Bey'e çıkıştılar.

"Borç para verdi, isteyince kötü kadın mı oldu?" diyerek, bağırmaya başladı, Müdür Bey. Memduh Bey, elini sallaya sallaya; "Sana ne müdür bey?, sen onun avukatı mısın?" demez mi? Müdür Bey çılgına döndü. Memduh Bey'i başka bir şubeye, geçici göreve gönderdi.

Memduh Bey, giderken bana tehditler savurmaya başladı; "Bundan sonra ayağını denk al, benim elim kolum uzundur, kork benden, ona göre!" diyerek, bağıra bağıra çıktı gitti!..

Ben kara kara düşünmeye başladım. Ellerim kırılsaydı da, o gün o parayı vermeseydim ama iş işten geçmişti. Akşam eve gidince, olanı biteni eşime anlattım. Sadece Memduh Bey'e borç para verdiğimi, gününde ödemediğini söyledim. Tehditler savurduğunu, kullandığı kelimeleri söyleseydim, olayın boyutu nerelere varırdı kestiremiyorum. Eşim;  "Şubede onca arkadaş yok demiş, sana mı düştü borç para vermek. Senin şu acıma duygun, başına iş açacak birgün. Vazgeç artık insanlara acımaktan" diye söylendi.

Ertesi gün Bölge Müdürlüğü'ne gittim. Olanı biteni, bir dilekçe ile beyan ettim. Bölge Müdürlüğü kararıyla, benim parayı her ay cüzi bir miktarda, Memduh Bey'in maaşından keserek aldık.

Benim para kuşa döndü ne yazık ki! Üstüne üstlük, bir de kötü kadın oldum. Bilmem ki, suçum neydi?..

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi