SONBAHAR
Bu oda,
dışarıda ki ormanın sessiz kitabına açılmış bir sayfa sanki.
Masanın ucunda duran boş kâğıt,
rüzgârın kalemini bekler.
Pencereden içeri
turuncu bir gök akıyor;
yapraklar, dallarından kopmadan önce
son kez dans ediyor hayatla.
Bilgisayar kapalı,
çünkü bazı cümleler
tuşlarla değil, bakışla yazılır.
Bazen insan sadece izler,
bir mevsimin kendi kendine düşündüğünü…
Telefon sustu bugün;
hiçbir çağrı,
bir yaprağın yere düşerken çıkardığı ses kadar gerçek değil.
Sanki dünya biraz uzağa çekilmiş,
bu oda zamanın dışına alınmış.
Ruganın deseninde
kırmızı yolculuklar var,
belki bir şair buradan geçmişti
belki de şiir hâlâ sandalyede oturuyor;
kimi dizelerini tamamlayamadan.
Ve ben,
bu manzarayı gördüğümde anlıyorum:
İnsanın ev diye bildiği yer,
bazen bir pencere kenarıdır
bazen de sonbaharın içinden geçen bir nefes.
***















































