SON SÖZ
“Korkağın tekisin!” diye bağırdı kadın,
Saçlarına tel tel şiirler düşüren adama…
“Sen beş para etmezsin!”
Ağzından alevler yayılıyor gibiydi…
Gözlerindeki o dipsiz uçurumlar,
Kapkara kuyulara dönüştü birden…
Öfke dolu gözleri yıllar boyu nasıl da
Yudum yudum içmişti oysa…
Duvarlara çarpan beddualar
Tuzla buz ediyordu,
Dokunduğu her şeyi…
Kırılacak hiç bir şey kalmamıştı,
Masanın üzerinde…
Cam kesiği avucuna parmaklarını bastırıp
“Allah belanı versin” dedi…
Kör ol!
Topal ol!
Muhtaç ol bana!
Gülümsedi adam;
Sessizce…
“Yüreğimin sende attığını bilmiyorsan,
Hangi muhtaçlık soğutur ki içini?
Bir bardak su mu bu dünyanın mihneti?
Bir kaşık çorba mı?
Sevdiğin varsa eğer,
Bir tek onun için öleceğini bilirsin;
Ama bir çocuğun varsa eğer,
İşte o zaman
Bütün dünyayı öldürebilirsin.
Ben kendimi öldürüyorum kendi ellerimle!
Şimdi senin olsun,
Benden arta kalan ne varsa…”
Sonra yürüdü sessizce…
Ürkütmemek için ardı sıra yürüyen küfürleri,
Ayaklarının ucuna basa basa yürüdü…
Temmuz güneşi derin bir yangının alevini sürüyordu gün ortasına…
Hıncahınç bir kalabalık
Her yerde ağız dolusu küfürler…
Yüreklerde öfkeler birikiyordu
Ve
Adam bir daha hiç konuşmadı,
Bir daha hiç kimseye aşık olmadı…
Editör: Deniz İmre



























































