SOM BAHARIN SONRASI
Som baharın sırası...
Perdesiz pencereden yansıyor duvara,
Nefti yeşil bir hatıra.
Korkusuz ama acımtrak...
Sarsak adımlarla giriyor koynuma,
Dolaşıyor damarımda ölümün kabarcığı;
İstim üstünde çağırgan toprak.
Devinen düşlerin arasında
Sarkık birkaç kırağı.
Böyleymiş demek titreyerek harlanmak.
Esamesi okunmayan bir yaz artığı,
Bir minnacık yanılsama illa ki hayat.
Ne mümkün zaman denen kısrağı,
Ne dizginlemek ne mahmuzlamak.
Duyargası olmayan algılara yenik;
Çok olmuş mazi,
Az kalmış âti;
Sönecek ömrün tez vakitte çırağı.
Gem vurulmaz bir mühlettir dört nala gelen:
Çayırdan bozkıra geçiş,
Mendereği kırık yelkenli, vira!
Kırılan vazonun şıngırtısı.
Her gün için bir çeltik;
Kalbe saplı diken.
Yaşanmışlığın yok kaçamağı;
Eşinen bir kısrak,
Harareti son kez yükselen beden.
İlahisi dillerde, çağırıyor ışığı,
Birazdan gece beni de yutacak
Kırılacak çark;
Bilinmez som baharın sonrası.



























































