SİSLİ HATIRALAR
Bir sabahın eşiğinde kaldı adın
Ne güne tam doğabildi,
Ne geceye sığabildi yüzün…
Sis çöktü hatıralara,
Ben o sisin içinde kendimi aradım.
Zaman dediğin nedir ki
Biraz sen, biraz ben,
Biraz da yarım kalmış cümleler…
Dilimin ucunda bekleyen “Keşkeler”
Kalbime hançer gibi saplandı.
Hatırlıyorum;
Bir gülüşün vardı,
Kış ortasında açan bahar gibi.
Şimdi o gülüş artık
Buz tutmuş aynalarda silik bir gölge.
Ey kalbim, söyle!
Hangi rüzgâr savurdu bizi, birbirimizden,
Hangi kader çizdi bu ayrılığı,
Kanla, gözyaşıyla, suskunlukla...
Ben seni unutmadım.
Unutmak, ihanet olurdu,
Bir ömrün en güzel yanına.
Ama hatırlamak da kolay değil,
Her anı bir yangın,
Her düşünce bir kıyamet…
Sis çökerken akşamları,
Sokak lambaları titrer ya hani,
İşte öyle titriyor içimde adın.
Ne sönebilir
Ne de aydınlatabilir yolumu.
Bir yanım hâlâ sana yürür,
Bir yanım senden kaçar.
Ve ben iki uçurum arasında,
Kendi sessizliğime düşerim.
Ey hatıra!
Sen mi beni esir aldın,
Yoksa ben mi sana zincir oldum?
Bilmiyorum…
Ama bildiğim tek şey var,
Bu sis dağılmayacak.
Çünkü bazı aşklar güneşe çıkmaz.
Sisli kalır, derin kalır.
Ve en çok da içimizi yakar…
***




























































