ŞİİRSİN BENDE
Sana uzak bir yüreğe yakın düştüysen eğer,
Bu dünyada yandığının resmidir.
Bütün cehennemlerden muafsın artık,
Bütün ateşlere uzak,
Çünkü cehennemin ta kendisi senin içindedir artık,
Senin ateşine tutuşur bütün sevdalar
Ve bütün hasretler artık hep seninledir.
Ben hüznün bütün renklerini içtim seninle,
Hasretlerin hepsini tattım.
Öyle çok, öyle çok sevdim ki seni
Içim dışım sen oldun.
Ben diye bir şey kalmadı bende.
Gece uyurken üstü açılmış çocuğum oldun bende,
Sanki en sevdiği oyuncağını kaybetmiş de
O öpülesi küskünlüğü takınmış gibi
Öyle içim giderek öptüm hep yüzünden.
Öyle yüreğimin o en dokunulmaz, o en ulaşılmaz köşesine gizler gibi sarıldım sana,
Tel tel saçlarına ruhumu serer gibi kokladım seni.
Şairin dediği vardı ya hani,
Hani ellerini ayaklarını yüzünü, gözünü, bakışını, duruşunu
Öyle kutsayarak kendimde
Ve kendimi sende kutsar gibi sevdim.
Yani şiir yazmak gibi bir derdim yoktu aslında,
Ben hiç şiir yazmadım.
Ben seni yazdım yalnızca,
Yazıya düşen ne varsa içime aldığım senden dökülenlerdir.
Güneşin yemyeşil yapraklara işlediği o hüzün sarısı var ya.
Hani ayaklar altında ezilirken bile bir gülümsemeye dönüşüyor ya o eşsiz renklerin kırılması…
Bunca zaman sonra bile öyle bir gülümseme ile düşüyorsun yüzüme
Ve senden.
Yalnızca senden olduğu için böyle güle oynaya,
Böyle ölümüne seviyorum hüznün bütün renklerini.
Sen ki şiir yazamayacağım kadar şiirsin bende...














































