SENİ DAHA NASIL ANLATAYIM?
Yüzsüzlüğün
Son demindeyiz artık…
Ne arsız da kalmış utanmak,
Ne hırsız da merhamet…
Götüren hamudu bile aştı,
Fakir garip düz yolda şaştı…
Yalan sözler seyyah oldu.
Çabuk yayıldı,
İnananlar sevincinden bayıldı…
Nedamet,
Merhametin gölgesinde kaldı…
Sam yeli hayalleri bir çırpıda götürdü.
Maddiyatın kanlı ihtişamında zehirlendi,
Ruhu bedeni esir aldı…
Nasıl bir dünyasın yaşlı evreni alem,
Şaşırdık sana çıkan yolu…
Bir çırpıda kırıldı/ içinde can çekişen,
İnsanlığın kanadı kolu…
Can sana kurban dedik dünya,
Bir nefes ol,
Umudu yarının kaderine bağlı,
Garip aciz ve asil kullara…
Esir etme birkaç günlük mutluluk havarilerinin,
Yalanlarına…
Kim dost kim düşman belli değil,
Yüzün dönük adaletsizlerin yönüne
Biraz da fakire garibe eğil…
Biz seni de biliriz, nasihatini de,
Her şey geçici!!
Bugün varsın yarın yoksun dersin,
İnsanlığa aykırı her haltı yersin…
Buralar doğruluğa dar geliyor,
Mazluma biçtiğin kefen artık bol geliyor…
Ey derdine meftun olduğum dünya!!
Biz kadir kıymetini bilmedik!!
Zamanımızı yarınımızı çalanların,
Peşinden koştuk yorulduk bizar olduk…
Sen de boş durmadın katlandı öfken kinin
Kestin cezamızı tez verdin belamızı…
Bir kara çalı gibisin,
Küçük bir gafletimize kulp takarsın…
Arsıza taraf olur,
Bütün azametinle garibe çelme atarsın…
Ah be dünya,
Çözemedik şu sırrını ömür talan oldu…
Bir hayrın yok doğruya,
Her günün ayrı bir yalan oldu…
Biz sana râm olduk boyun eğdik,
Sen hançer oldun vurdun bilerek…
Artık sözler sükûta demlendi,
Derdin sesi gürledi, sabır tükendi giderek...
Şeytanı’aley, lain ve onun kulları
Azapta gerek…
Geçti ömür bir nefeslik yaz ile,
Ozan dahi vuramadı üç telli sazına…
Borana büründü kışa döndü,
Hayatın devranı her daim…
Aklım şaştı fikrim durdu,
Seni daha nasıl anlatayım…


























































