BİYOGRAFİ
Giriş Tarihi : 04-04-2025 23:30   Güncelleme : 04-04-2025 23:45

Sabahattin Ali / Bilgi Şakar 

Hazırlayan: Bilgi Şakar / SABAHATTİN ALİ

Sabahattin Ali / Bilgi Şakar 

SABAHATTİN ALİ
(1907-1948)

“Bende hiç tükenmez bir hayat vardı 
Kırlara yayılan ilkbahar gibi”
dizeleriyle kırk bir yıllık kısa ömrüne unutulmaz eserler sığdıran edebi bir şahsiyeti, usta bir kalemi tanıyacağız.

Türk edebiyatının ünlü hikâyecisi, romancısı, şairi ve yazarı Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Gümülcine'de asker bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelmiştir.

1914 yılında Üsküdar İstanbul'da başladığı ilkögretimini, 1921'de Çanakkale Edremit İlkokulu'nda bitirir. Balıkesir Öğretmen Okulu'na girdikten sonra 1926'da İstanbul Erkek Öğretmen Okulu’na geçiş yapan Sabahattin Ali, son sınıfı burada okumuştur. Yazı yazmaya, öğrenciliği döneminde başlamış ve arkadaşlarıyla çıkarttıkları okul gazetesinde ilk öyküleri ile şiirleri yer almış ve “Şarkı” adlı şiiri Balıkesir’de çıkan Çağlayan Dergisi’nde yayımlanmıştır.

19 yaşında, babasını aniden kaybetmenin acısıyla "Babam İçin" şiirini kaleme almıştır. 1927’de İstanbul Öğretmen Okulu'ndan mezun olan Sabahattin Ali, aynı yıl Yozgat Cumhuriyet İlkokulu'nda göreve başlar. Kısa bir süre sonra Maarif Vekâletinin ( Eğitim İşleri Bakanlığı) açtığı sınavda başarılı olunca Kasım 1928’de Almanya’ya öğrenci olarak gönderilir. Böylece, Sabahattin Ali için yeni bir dönemin kapıları aralanmıştır. 1928’de dil kurslarına başlar. Batı edebiyatını tanır, Rus yazarlarının eserlerini okur, şiir ve öyküler yazar. Almanya'da aldığı eğitim, gördükleri, okudukları ve edindiği tecrübeler, edebi hayatının şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.

1930'da Almanya'daki eğitimini tamamlayıp Türkiye'ye dönen Sabahattin Ali, Gazi Terbiye Enstitüsü’nün Almanca sınavında başarılı olur ve Almanca öğretmenliğine atanır. 1930 yılı Sabahattin Ali için bir başka önemli dönüm noktası olarak Nazım Hikmet ile tanışma yılıdır. Yine aynı yıl içinde ilk toplumsal gerçekçi öyküsü olan “Bir Orman Hikâyesi”ni Resimli Ay Mecmuası’nda yayımlanmıştır.

1931 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Matbuat Kanunu’nun (Basın Kanunu) 40. maddesinde komünizm, anarşizm yanlısı yayınlar yasaklanmış ve bu yasağa uymayanlara 6 aydan üç yıla kadar hapis cezası getirilmiştir.

O sırada Aydın Ortaokulu'na Almanca öğretmeni olarak atanan Sabahattin Ali de burada öğrenciler arasnda komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklanmıştır. Maarif Vekâleti'nin açtığı soruşturma sonucunda üç ay Aydın Hapishanesi'nde kaldıktan sonra suçsuz olduğu tespit edilince serbest bırakılır. 1931’in Eylül ayında Konya Ortaokulu'na Almanca öğretmeni olarak atanarak görevine döner.

İlk romanı 'Kuyucaklı Yusuf'u yazmış ve 1932'de Yeni Anadolu Gazetesinde yayımlamaya başlamıştır. Ancak işler istediği gibi gitmez, gazetenin sahibi Cemal Kutay gereken parayı ödemeyince yayın tamamlanamamıştır. Maalesef bu durum aralarında husumete yol açar.

Bundan sonra daha da zor günler Sabahattin Ali'yi bekliyor olacaktır.

Yeni Anadolu Gazetesi’nin sahibi Cemal Kutay ve Emin Soysal, başta Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa olmak üzere yöneticileri ve düzeni ağır bir şekilde eleştirdiği hiciv niteliğindeki “Memleketten Haber” adlı şiiri okuduğu iddiasıyla Sabahattin Ali’yi ihbar etmişlerdir. Sabahattin Ali 22 Aralık 1932 tarihinde yine tutuklanarak Konya Hapishanesi'ne gönderilir.

İddianameye itiraz ettiği dilekçesinde Emin Soysal, Cemal Kutay ve onların ortak arkadaşları Eyüp Hamdi ile Remzi Beylerin kendisine iftira attıklarını savunmuştur. Kendisine ait olmadığını iddia ettiği şiiri, ilk defa bahsi geçen toplantıda gördüğünü belirttiği dilekçesinde, Cumhurbaşkanı’nın adının geçmediğini vurguladıktan sonra bazı çelişkilere dikkat çekmiştir. Sabahattin Ali, ihbarı yapanların sahibi olduğu gazetede yazılar yazdığını, aralarında geçen olaydan dolayı iftiraya uğradığını beyan etse de 24 Aralık 1932 tarihli iddianamede bir yıl hapse mahkûm edilmiştir.

Sabahattin Ali temyize gitmiş fakat buradan da olumlu yanıt alamamıştır. Sabahattin Ali, Konya Hapishanesi'nden 14 Nisan 1934'de Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği bir mektupta (Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde bulunan mektup Murat Bardakçı tarafından yayımlanmıştır) kendisine iftira atıldığını tekrarlayarak af talebinde bulunmuştur. Fakat talebi karşılık bulmamış, Sinop Hapishanesi'ne gönderilmiştir. Hapis cezasından dolayı da memurluk kaydı silinmiştir.

Sinop Hapishanesi’ndeyken aynı cezaevinde yatan Türkiye Komünist Partisi’ne mensup bazı üyelerle tanışması Sabahattin Ali’nin sosyalist düşünceye yakınlaşmasında önemli rol oynar. Burada Marks, Engels ve Lenin’in yazılarını okur. Cumhuriyet’in onuncu yılında çıkarılan afdan yararlanarak dışarı çıkar.

Afla çıktıktan sonra Atatürk'e hitaben yazdığı övgü dolu ifadelerin bulunduğu “Benim Aşkım” adlı şiiri 15 Ocak 1934 tarihli Varlık Dergisi’nde yayımlanır. 1934 yılında yeniden memuriyete dönen Sabahattin Ali arka arkaya eserler vermeye başlar. “Dağlar ve Rüzgâr” adlı ilk şiir kitabı basılmıştır. 1936 yılında Ahmet Hamdi, Necip Fazıl, Muhsin Ertuğrul ve Peyami Safa gibi isimlerin de bulunduğu “Ağaç” adlı fikir sanat dergisinde yazılar yazmaya başlamıştır.

Ardından Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü Büro Şefliği’ne ve sonra da Talim ve Terbiye Dairesi Mümeyyizliğine atanmıştır. 1935 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü kalem başı olan Sabahattin Ali, aynı zamanda Ankara İkinci Ortaokulu’na Almanca öğretmeni olarak görevlendirilmiştir. 1938 yılında Musiki Muallim Mektebine ardından da Devlet Konservatuarı’na atanmıştır.  Çevirmenlik ve danışmanlık yapmıştır.

Sabahattin Ali, üç defa askere alınır.

1935 yılında “Değirmen” ve 1937 yılında da “Ses” adlı bir diğer öykü kitabıyla “Kuyucaklı Yusuf” adlı romanını yayımlamıştır. Ancak Kuyucaklı Yusuf yine Sabahattin Ali' yi mahkemeye taşır. Mahkeme, eserin incelenmesi için aralarında Reşat Nuri Güntekin'in de olduğu üç bilirkişi tayin eder. Reşat Nuri Güntekin raporunda, Sabahattin Ali’yi son neslin en güçlü hikâyecisi olarak tanımlamış ve Kuyucaklı Yusuf romanının da çok kıymetli bir sanat eseri olduğunu belirtmiştir. Ve sonuç kısmında zaten zayıf olan Türk romanının, cesaretini kıracak bir karar çıkmaması yönünde temennisini dile getirmiştir. Konuyla ilgili görevlendirilen diğer bilirkişiler de raporu olumlu yazmış ve eserin, iddiaların aksine Türk örf ve adetlerine zarar veren bir içerik taşımadığını belirtmişlerdir.

1935 yılında Aliye Hanım’la evlenmiş ve Filiz Ali adında bir kızı olmuştur. Sabahattin Ali, Almanca birkaç eseri tercüme etmiştir.

Sabahattin Ali 1940 yılında toplumun önemli bir bölümünün takdirini kazanmış, kalemi güçlü bir yazar olmuştur. “İçimizdeki Şeytan” romanı, onu yeniden tartışılan biri haline getirmiştir. 1943’te “Yeni Dünya” adlı öykü kitabı çıkmıştır.

Yine 1943 yılında "İnsanlar, birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.” (Sayfa:32 ) diye yazdığı en önemli eserlerinden biri olan "Kürk Mantolu Madonna" romanını çıkarmıştır.

O yıllarda Nihal Atsız'la yolları kesişmiş önce çok iyi anlaşmalarına rağmen daha sonra büyük sorunlar yaşamışlardır.

Hatta Nihal Atsız, Ali'yi vatan hainliği ile suçlayınca, Sabahattin Ali onu mahkemeye vermiş ve Nihal Atsız altı ay ceza almıştır.

İlerleyen zamanlarda dergi ve gazetelerde yazdığı yazılardan dolayı yine mahkeme koridorlarına düşmüş ve birkaç ay ceza almıştır.

4 Aralık 1945'te Tan Matbaası ve birkaç gazete binası azgın göstericiler tarafından saldırıya uğrayıp taşlanır ve bu durum Tan Olayı diye anılır.

Bu olay ve sürekli mahkeme tarafından çağrılması Sabahattin Ali'yi daha da sert yazılar yazmaya yöneltir. Maalesef birçok değerli eseri toplatılır ve basımı yasaklanır.

"Onların beni anlamalarına imkân yoktu.
İzahat vermeye de mecbur değildim."

Sabahattin Ali sanırım yukarıdaki bu sözlerle yaşadıklarını özetlemiştir.

İftiralar, ithamlar, mahkeme koridorları, hapishane derken Sabahattin Ali radikal bir karar alarak nakliyeciliğe başlasa da bir süre sonra yurtdışına gitmeyi kafasına koymuştur. Hapishanedeyken tanıdığı Berber Hasan vasıtası ile 31 Mart 1948 tarihinde yurtdışına kaçmak için plan yapmıştır. Mehmet Ali Cimcoz'a ait kamyonla Topkapı’dan Kırklareli’ye kadar gelmiş ancak sonrasında Sabahattin Ali’den uzun süre haber alınamamıştır. 16 Haziran 1948 tarihinde Kırklareli’nde cesedi tanınmaz halde bulunmuştur.

İstanbul polisi, insan kaçakçılığı yapan bir şebekeyi takip ederek Ali Ertekin’i yakalamış ve 12 Ocak 1949’da Sabahattin Ali’nin katili olduğu açıklanmıştır. Ertekin, cinayeti milli duygularla 2 Nisan 1948 tarihinde işlediğini itiraf etmiştir. Ali Ertekin dört yıla mahkûm edilse de 1949 affıyla serbest kalmıştır.

Sabahattin Ali'nin Eserleri 
Roman
1937 Kuyucaklı Yusuf
1940 İçimizdeki Şeytan
1943 Kürk Mantolu Madonna
Öykü
1935 Değirmen
1936 Kağnı
1937 Ses
1943 Yeni Dünya
1947 Sırça Köşk
Şiir
1934 Dağlar ve Rüzgâr
1937 Kurbağanın Serenadı
1937 Öteki Şiirler
Oyun
1936 Esirler

 

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi