RESİFTEKİ KALABALIK
Denizde kala balık olmak vardı;
Sudan sebeplerle yalnızlık dalgalarına karışmak,
Gelgitli resifteki fanus sürüsüne inat.
Yosun tutmuş geçmişe yapışıp
Kurtulamıyorsun ki vurabilesin kıyılara.
Ya da peri kızı Ekho'nun,
Ölümsüz aşkının yankılanışını dinlemek yerine
Su aynasından bakıyorsun Narkissos'un.
Biliyorsun sonunun
Aptalca, kibirlice bir ölüm olduğunu.
Buna rağmen, kendine âşık,
Kendini beğenmiş bir cehaletle;
Güneşe, göğe, gökkuşağına,
Karanlık maviden başka renklere…
Gelecek endişeleri ile olan yarışını,
Yükselme macerası sanıyorsun,
Bir de ulaşabileceğini zannediyorsun;
Ufuk çizgisinin sonuna,
Kanıtlama amacıyla
Düz olduğunu dünyanın...
Kimsin ki sen, ey küstah yaratık!
Sonsuzluk ile tanışabileceğini düşünecek kadar böbürlenebiliyorsun!
Sen bir balık değil, kalabalıktan birisin.
Hem de en temel eksikliği, anıları olup hatırlayan,
Unutamamak gerçekliğine sahip bir kindarsın.
Hafızan ve kinin kadarsın!
Havaya muhtaç, nefes alışkanlıkları olan bir bağımlısın.
Ve bu nefes alışkanlıklarında, en basit gerçekle
Oksijen her halükarda giriyor beynine.
Her nefes verişinde karbondioksit ile beraber
Unutamadıklarının da çıkmasını dilemen niye?
Yazık, hafızanın kısalmasını diliyorsun
Ve sonsuz unutkanlığı...
Daha önce de söyledim,
Tutamadın mı o balık hafızanda?
Sonsuzluk ile tanışmak senin ne haddine!
Sen kendine yetebilen bir yalnızlıkla bile
Beraber kalamayacak kadar insan muhtacısın;
İnsan orucu tutamazsın!
Vazgeç, yalnızlığı kendine kurban etme hayalinden.
Sahi en son ne zaman benliğinle baş başa kaldın?
Ne zaman tuzlu bir yalnızlık yiyebilmiştin?
Yoksa köpek balığı iradenin kurbanı olarak
Aslında ziyafet sen misin?
Hem de en az hava kadar, insanlar kadar suya muhtaç bir kurban.
Sen muhtaçken o suya, benlik algın açık;
Narkissos için su, aşkı ile arasındaki şahit,
Hem yansımasıyla arasını yapan çöpçatan
Hem evliliğini onaylayan rahip.
Kayıkçı Kharon’a ödeme yapan sağdıcıdır,
Onu ölüm yolculuğuna uğurlayan.
Tek başına kala balık olmak mı istiyorsun?
O hâlde kabul et, yüzleş fanusunla.
Sen resifteki fanusta yaşıyorsun,
Derya, deniz ve okyanus tuzu hayalleri ile.
O fanusta akvaryum süslerinin arasında yüzen milyarlarca komşun,
Emin ol, aynı hayallerle sen gibi kala balık.
Bunlardan çok azı, ölümünün ardından hatırlanıyor nergis olup.
Ya da narkoz oluveriyor,
Bir acı uyuşturucusu, bağımlılık yapan.
Âşık ve narkotik, narkoz bağımlısı peri Ekho,
Senin adına değil,
Narkissos'un kutsanması için dualar etti.
Sesinin tılsımına kavuşamadan,
Su aynasında kaybetmişken aşkını,
Kabul oldu duaları.
Verdiler adını âşık olduğu adamın, nergis çiçeğine.
Ekho'nun aşkının yankılanışında
Bahşedildi ölümsüzlük, Narkissos'un adına.
Aşk insanı sonsuz kılan tek gerçek, dedi Ekho.
Bu ses yankılanıp duyurulurken de herkeslere, devam etti;
Kendi karşı sesini bul,
Mavi karanlıktaki su aynalarına bakmak yerine.
O gün bugündür kim seslense
Aşkı yankılanır sevdiğine.
Biliyorum, hafızan ve kinin kadarsın.
Muhtaçsın suya, en az hava kadar, insanlar kadar.
Bu muhtaçlığınla boğulduğunu da
Görür gibiyim buğulu suda.
Sabret, son demlerindesin orucunun.
Yosunlardan kurtulup kavuşacaksın,
Sıcağından ayak basmanın zor olduğu kumlara.
Yalnızlık dalgaları çoktan vurmuş sahile.
Burası son limanı Kharon’un kayığının,
Şimdi seni bırakıp gite çekiliyor siren sesleriyle.
Su aynası kırılıp ay kaderini değiştiriyor,
Çeviriyor senin için giti, gele.
Kavuşacaksın sesinin yankısına, Bir deniz kabuğu dinleyicisiyle.
Yükseleceksin güneşe, göğe, gökkuşağına,
Maviden başka renklere…
Denizde kala balık olmak vardı,
Sudan sebeplerle yalnızlık dalgalarına karışmak,
Gelgitli resifteki fanus sürüsüne inat.
Yeter ki olmasın, yosun tutmuş geçmişe yapışmak.
***



























































