PERİHAN
Örgülü saçların vardı o yıllar
Omuzlarından aşağı sarkan
Nar içi yeleğini giyerdin
Çoğu zaman
İki elinde bakır bakraç
Ağaçlı yoldan süte gelirdin
Yürürken başını öne eğer
Sessizce bir şarkı söylerdin
Gökyüzü başımda döner
Bulutlar etrafımı sarardı
Gözümün önünü görmezdim
Bastığım yeri bilmezdim
Yazın ortasında karlar yağardı
Daha çocuktum
Utangaç
Simsiyah gözlerin vardı
Buğulu buğulu bakardın
Yüreğimi dağlardın
Başımdan kaynar sular akardı
Bir bulut geçti sanırdım
Ya da yağmurda ıslandım
Ben sokağın başında
Sen Zeyno halanın avlusunda
Zaman geçmezdi
Yüzümü rüzgâra verip
Bağırasım gelirdi
Yeşil parmaklı pencerede
Sıra saksılar fesleğen kokardı
Kanatlı kapının açılışını
Mahzun bakışını
Dönüşünü beklerdim Perihan
Biraz geç kalsan
Ömrüm bitecek gibiydi her an
Aradan yıllar geçti ama
Bir Sivas’ımı bir de seni
Gülümsemeni hatırlarım hâlâ
Örgülü saçların vardı o yıllar
Omuzlarından aşağı sarkan
Nar içi yeleğini giyerdin
Çoğu zaman
***




























































