BİYOGRAFİ
Giriş Tarihi : 26-06-2025 20:55   Güncelleme : 17-07-2025 12:55

Orhan Kemal / Bilgi Şakar

Hazırlayan: Bilgi Şakar -ORHAN KEMAL

Orhan Kemal / Bilgi Şakar

ORHAN KEMAL

"Hiç bitmeyecek mi senin bu okuman?"
"Bitmeyecek"
"Hiç mi?"
"Hiç."
"Niyetin kâtip olmak mı yani?"
"Hayır."
"Ya?" 
"İnsan olmak!"

İnsan olmak için okumayı amaç edinmiş bir edebiyatçı olan Orhan Kemal'in esas adı Mehmet Raşit Öğütçü'dür. 15 Eylül 1914 yılında Adana'nın Ceyhan ilçesinde doğdu, 4 Haziran 1970 yılında Sofya'da öldü.

Yazarın eserlerini şöyle gruplandırılabiliriz:
1- Orhan Kemal'in çocukluğunu ve gençliğini sosyal değişmelere gönderme yaparak işlediği otobiyografik romanlar.
2- Tarımda endüstrileşme ve kapitalist ekonomi sistemi, Çukurova’daki tarım ve fabrika işçilerini merkeze alarak yazdığı romanlar.
3- 1950’lerden sonra değişen sosyal hayatı,  tüketim anlayışını ve bunların doğurduğu problemleri ele alıp İstanbul’daki küçük ve yoksul insanların dünyasını anlattığı romanlar. 
4- Sosyal eleştirilerin mizahla yapıldığı romanlar.
Şimdi yazarın eserlerinden bazılarını inceleyelim.

72. KOĞUŞ (HİKÂYE)

"Toplumdaki düzensizliğinin ittiği 72. Koğuş’a düşmüş insanlar, sefaletin ve insan haysiyetsizliğinin uçurumlarına yuvarlanmışlardır. Ama yuvarlanmışlardır da ne olursa olsun. Yuvarlanmışlar, insanlıklarından çok şey kaybetmişlerdir; itilmek, kakılmak, hor görülmek… Ellerine üç beş kuruş sıkıştırıldığında gözlerini kırpmadan birbirlerini kahpece vurabilirler. Bütün bunlar yalnız 72’nci Koğuş’ta değil, yaşadığımız dünyanın neresinde olursa olsun aynıdır. ‘Aç it, fırın yakar…’ 72’nci Koğuş, somut olduğu kadar soyut bir dramdır derim. Onda yalnızca Kaptan’ın, Berbat’ın ve ötekilerin değil, insanoğlunun olanca kirliliği yanındaki gururu, direnişi, kafa kaldırışının destanı vardır. Ya da ben böyle bir şey yapmak istedim.” Orhan Kemal

Roman, II. Dünya Savaşı yıllarında bir cezaevi koğuşunda geçer.

Cezaevinde çoğunlukla hırsızlık yapmış insanlar bulunmaktadır. Bu koğuşta babasının katillerini öldürmekten içeri girmiş Rizeli Ahmet Kaptan da vardır. Kaptan'a bir gün, uzun zamandır ziyaretine gelmeyen yaşlı annesinden bir miktar para gelir. Kaptan, parayı hiç kimseyi ayırmadan koğuştakilere yardım etmek için kullanır.
 
Koğuş ağaları geliri artırmak için, kaptanı kumar oynaması için zorlarlar. Kaptan çok iyi kumar oynar ve kazanır. Kazandığı paralarla koğuş arkadaşlarına yatak, yorgan, üst baş alır, koğuşu onarır.

Kaptan'dan para koparmak isteyen meydancılardan biri, kadınlar koğuşunda hükümlü olan Fatma’nın ağzından ona mektuplar yazar. Kaptan Fatma’ya aşık olur. Fatma ile ilgili hayaller kurar. Cezası biten Fatma tahliye olur. Kaptan, günlerini Fatma’yı beklemekle geçirir. Bir yalanın içinde olduğunun farkında olmaz. Koğuş yine eski fakir günlerine döner. Kış çok soğuk geçer, Kaptan da ellerini pencere demirlerine geçirmiş hâlde donmuş olarak bulunur.

72. Koğuş; suça bulaşmış ama bir yanı hâlâ iyi insanlarla birlikte suçlu ve çıkarcı, eline fırsat geçer geçmez her kötülüğü yapacak insanları betimliyor. Ayrıca yoksulluğun insan davranışları üzerindeki etkilerini işliyor.

BEREKETLİ TOPRAKLAR ÜZERİNDE (ROMAN)

"Bundan sonra sen sen ol, arkadaşını ele verme. Bak yemekler kurtlu, ekmekler küflü, bayat. Benim derdim zorum ne? Ekmeklerle yemekler… Bir de patoz dalgası. Kırk beş kişilik patozda otuz beş kişi çalıştırıyor. Günde yirmi saat çalışıyoruz. Ne bu? Makine miyiz? Ben sövüp sayıyorsam, hepimizin menfaatine. Ben de ses çıkarmasam, sonra?"

Küçük bir köyde yaşayan üç çocukluk arkadaşı Yusuf, Köse Hasan ve Pehlivan Ali, Adana’da iş bulmak için karar alırlar. Adana’daki hemşehrilerinin fabrikasına gitmek üzere yola çıkarlar. Uzun ve zorlu bir tren yolculuğundan sonra hemşehrileri üç arkadaşa da çırçır fabrikasında iş verir. Bu duruma çok sevinirler ama kısa süre sonra sevinçleri kursaklarında kalır. Çünkü çırçırda çalışan her işçinin avanta vermesi gerektiğini öğrenirler. Fabrikada çok zor şartlarda, ayrı ayrı bölümlerde çalışmaya başlarlar ve akşam olunca beraber kiraladıkları ahırda buluşurlar. Köse Hasan çok hastalanınca işe gidemez olur, arkadaşları ona bir süre bakarlar. İnşaatta iş bulunca hasta arkadaşlarını bırakıp giderler. Bir süre sonra da Köse Hasan’ın öldüğünü duyarlar. Köyde yaşarken ayıpladıkları şeyleri şehre geldikten hemen sonra onlar da yapmaya başlar.

Pehlivan Ali yanında çalıştığı bir ustanın karısına aşık olur, birlikte kaçarlar. Pehlivan Ali’nin ustasına yaptığı kalleşliği şimdi yanında çalıştığı adam Pehlivan Ali’ye yapacaktır. Kadın da çiftlikte kalıp rahat etmek için işverenle birlikte olmayı kabul eder. Pehlivan Ali, patoz işinde çalışırken dengesini kaybeder ve bacağını patoz makinesine kaptırır. Ağa bunu pek umursamaz ve Pehlivan Ali kan kaybından ölür.

Duvar ustası Yusuf bu yaşananlardan sonra şehre gelmenin kötü bir fikir olduğunu düşünür ve memlekete dönmeye karar verir.  Ailesine hediyeler, kendine de yeni elbiseler alır. Tren garına gittiğinde Pehlivan Ali’nin yanında çalışan birini görür. Çocukluk arkadaşı Ali’nin öldüğünü duyunca hem çok üzülür hem de köye gidip gitmemek konusunda kararsız kalır, korkar. Geçmişte Çukurova’ya gitmek için arkadaşlarına çok dil dökmüştü. Ancak, şehir hayal ettiklerini onlara vermemişti.

Bu romanda da yoksulluk, insan ilişkileri ve çıkar çatışması işlenmiştir.

CEMİLE (ROMAN)

Cemile, fabrikada çalışan yoksulluğun pençesinde güzel bir genç kızdır. Ağabeyi ve yaşlıca babasıyla yaşar. Kâtip olarak çalışan Necati adında genç bir delikanlı vardır. Fakat fabrikanın sahibi Cemile’yi görür çok beğenir ve ona göz koyar. Her şeyini vermeye hazırdır. Orhan Kemal, bu romanında da yoksulluğu, eşitsizliği, toplumsal yargıları ve kadının durumunu işlemiştir.

MURTAZA (ROMAN)

Murtaza, Balkanlar'dan mübadeleyle Adana’ya gelen göçmenlerdendir. Aslında isteği amcası Hasan gibi asker olup sonrasında da savaşarak şehit olmaktır. Murtaza ve diğer göçmenlere mülk verilecektir, ancak Murtaza mülk istemez ama aile ister. Kardeşi, zengin olmayı başarırken anneleri parasızlıktan ölür. Kız kardeşini de alıp İstanbul’a gelen Murtaza'nın Adana’da beğendiği bir kız vardır. Kızın babasıyla da fikirleri uyuşur ve evlenirler. Murtaza, asker olma hayalini şimdi oğlu üzerinden kurmaya başlar. Kızlarından sonra doğan oğluna tabii ki Hasan adını koyar. Hasan, ne yazık ki onun istediği gibi bir evlat olmaz.  
Öncelikle asker olmak istemez, futbola düşkündür ve sanat okuluna gider. Murtaza’nın bir oğlu daha olur. Murtaza, ikinci Hasan’dan çok umutludur. Ne yazık ki Hasan babasına yalan söyler, para almak için ne istiyorsa onaylar. Murtaza, oğlunun asker olmak istediğini söylediğinde çok mutlu olur. Murtaza, işine çok önem veren biridir, oysa çalıştığı fabrikadaki işçiler çalışmaktan kaçar ve işlerini aksatırlar. Bu yüzden Murtaza onları engellediğinden işçiler tarafından sevilmez ve kovulsun diye çok çaba gösterirler. Neyse ki başarılı olamazlar. Fabrikanın bozuk disiplini onun sayesinde düzelir. Murtaza iyi bir insan olmaya çalışır, fakat Murtaza’nın küçük oğlu Hasan babasını hayal kırıklığına uğratır. Oğlunun hırsızlık yaptığını duyan Murtaza yıkılır. Hasan’ı affetmek isteyen bakkal, mahkemede cezanın iptal edilmesini ister. Ancak oğlunun hatasını bir türlü affetmez ve mahkemeye de yaptığının cezasını çekmesi gerektiğini söyler.
 
Orhan Kemal, bu romanında toplum düzeni, insan ilişkileri, aile içi iletişim ve yoksulluk gibi konuları ustaca işlemiştir. 

EL KIZI (ROMAN)
 
Ailesini kaybeden Nazan teyzesinin yanında yaşar. Aynı mahalleden Mazhar adında bir gençle birbirlerine sevdalanırlar. Mazhar, Nazan’ı teyzesinden ister. Evlenirler, ancak Nazan’ın yüzü yine gülmez. Kayınvalidesi Hacer, onu hiç beğenmez oğluna yakıştırmaz. Aslında Hacer Hanım sanılanın aksine yıllar önce evlere temizliğe giden biri olmasına rağmen şimdi aşırı makyaj yapıp süslenerek gezer kimseyi beğenmez olur. Gelinine eziyet edip ona rahat yüzü göstermez hatta oğluna annelik etmesine bile karışır. Annesiz babasız büyüyen Nazan da sesini çıkaramaz, yaşadıklarına boyun eğer. Zamanla kocasından uzaklaşan Nazan sonunda ondan ayrılır ve maalesef oğluna hasret kalır. Parmağında eşinden hatıra kalan bir yüzükle gider. Oğlu büyür okullar bitirir. Kocası yeniden evlenir, ama yeni gelin Nazan’a hiç benzemez. Pişman olan Hacer önceki gelinini arar. Yıllar sonra bir kadın cesedi sahile vurur. Ve maalesef bu kişi kadersiz Nazan’dan başkası değildir.

Bu romanında Orhan Kemal, toplumun gözünden kadın ve aile içi ilişkileri işlemiştir.

Hikâye
Ekmek Kavgası (1949)
Sarhoşlar (1951) 
Çamaşırcının Kızı (1952) 
72. Koğuş (1954) 
Grev (1954) 
Arka Sokak (1956) 
Kardeş Payı (1957) 
Babil Kulesi (1957) 
Dünyada Harp Vardı (1963)
Mahalle Kavgası (1963) 
Önce Ekmek (1968)
Küçükler ve Büyükler (1971)
Aslan Tomson (1976) 
İnci’nin Maceraları (1979)

Roman
Baba Evi
Avare Yıllar (1950)
Murtaza (1952)
Cemile (1952)
Bereketli Topraklar Üzerinde (1954)
Suçlu (1957)
Serseri Milyoner (1957)
Devlet Kuşu (1958) 
Vukuat Var (1958) 
Gâvurun Kızı (1959)
Küçücük (1960)
Dünya Evi (1960)
El Kızı (1960)
Hanımın Çiftliği (1961)
Gurbet Kuşları (1962)
Eskici ve Oğulları (1962)
Kanlı Topraklar (1963)
Sokakların Çocuğu (1963)
Bir Filiz Vardı (1965)
Müfettişler Müfettişi (1966)
Yalancı Dünya (1966)
Evlerden Biri (1966)
Arkadaş Islıkları (1968)
Sokaklardan Bir Kız (1968)
Tersine Dünya (1968)
Kötü Yol (1969)
Üç Kâğıtçı (1969)

***

Editör : Nüzhet Ünlüer

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi