ÖMÜR GÜNLÜĞÜM
Hep merak etmişimdir,
Bu ömrün molası nerededir diye?
Hangi vakitte,
Hangi solukta durur zaman?
Hangi bakışın içinde saklanır unuttuğum ben?
Çocukluğum,
Dizlerinde yırtık sevinçler taşıyan bir hatıra.
Tozlu sokakların arasından fısıldar;
Unuttun mu beni?
Ben unutmam
Ama zaman unutturuyor.
Gençliğimse bir yolcuydu,
Yanağımda rüzgâr olup geçti.
Adını bile sormadan
Sadece geçip gitti.
Çocukluğum, gençliğim,
Gülmediğim bir ilkbahar.
Aşka uğramış ama unutulmuş bir şiir gibiydi.
Vuruldum bilmeden,
İçime çöktü sessizce.
Zaman, sanki bir hırsız gibi aldı en güzel saatlerimi.
Ne bu telaş, dedim kendime?
Yoksa yetmiyor mu artık zaman?
Bir saatin tik taklarında boğuluyor içim.
Daha doğru dürüst bir gülüş bile bırakmadım geriye.
Dudak kenarımda kalan, yarım bir tebessüm sadece.
Ahh benim ömrüm!
Bir masaldım anlatılmayan,
Bir yolculuktum varılmayan.
Ama yürüdüm,
İçimde taşıdığım bir umutla.
Yoruldum mu yoksa?
Ah iç çekişlerim!
Gecenin en ücra yerinde,
Adını unuttuğum bir şarkı gibi inler kalbim.
Tutun elimden umutlarım.
Beni artık ben bile tutamıyorum.
Yarım düşlerim,
Gecede kırılan aynalarım,
Her bir parçasında başka bir ben saklı.
Derya oldu denizlerim
Artık sığmıyor kalbime hiçbir şey.
İnancım, okyanus benim,
Derin, dalgalı.
Bazen içim çığlık atan bir kuş,
Bazen suskun bir mercan
Ama her zaman,
Hayallerinden vazgeçmeyen,
Hep bir hedefe ulaşmak isteyen,
Bir dua gibi savrulan,
Bir ömür gibi akanım ben.
***

















































