ÖĞRETMENİM
Öğretmenim,
Siz neden bahsediyorsunuz?
Memleket yanıyor, memleket!
Her yanda buram buram yanık yürek…
Her yer duman altı görmüyor musunuz?
Bu katliamın hesabını birilerinin vermesi gerek!
Kim mi bu işin sorumlusu?
Hepimizin ana-babası suçlu bence.
Suçluyuz hepimiz, ailece…
Sonra sizler,
Siz öğretmenlerim,
Evet sizler,
Bu kadar defolu aşkın, yanık yüreğin,
Sizlersiniz baş sorumlusu!
Ne yapayım ben bu yaşımda Endoplazmik Redikulumu?
Neden sarmasını öğretmediniz bir yarayı, açmayı öğretmeden önce?
Bana neden sevmeyi, aşkı öğretmediniz siz?
Neden göstermediniz bana gerçek insanı nasıl bulacağımı?
Hocam siz öğretmediyseniz
Bu insanlar nasıl biliyor anadan doğma “Zahiri Görüntü” olmayı?
Siz öğretmediyseniz tepkimeyi, reaksiyonları,
Nasıl biliyor onca “yüreksiz”
Sevenlerin kimyasını bozmayı?
Ah be öğretmenim!
Kırdığın not olsa çalışır, geçerim; aldırmam.
Sen söyle!
Küçük hatalardan bu kadar mı çok yürek kırılır?
Bu kadar mı çok bilinmeyeni olur bir “Aşk Denklemi”nin
ve eşitliğin sağında yalnız bırakılanlar, hep “sevenler” mi olur?
Ne yapalım?
Olsun…
Varsınlar aşkı
Yalnızca şarkılarda, filmlerde sansınlar.
Yine de andımız değişmeyecek bizim:
"Varlığımız, aşka armağan olsun!"














































