O GÜN BABAM O İZİN KÂĞIDINI İMZALASAYDI /3
Kırk yıl düşünsem hiç aklıma gelmeyecek sosyal medyaya, yaşadığım sıkıcı bir olaydan sonra ve neredeyse üç gün düşünerek, Rabb’imin bahşettiği naçizane yazılarımı yine O'nun kulları ile paylaşmak için girdim.
Evet; ilmim, bilgim yoktu, bir ânı bir ânını tutmayan, tek hüneri şaşkınca çarpmak olan yüreğimden başka...
Her görüşten farklı insanlar tanıyordum. Onlardan farklı fikirler öğreniyordum. Her birinin gönül sayfamda yeri ve sevgisi farklı idi. Sevgilerini, desteklerini hissediyordum.
Her daim yanımda olan, özel hayatımda ve sosyal medyada değerli yorumlarıyla yalnız bırakmayan, saatlerce süren sohbetimize, kahvaltı keyfimize doyamadığım cancağızım, sevgili hisdaşım Hatime'm…
İlk günlerden beri yalnız bırakmayan, hani derler ya tam bir Osmanlı hanımefendisi, engin donanımı, entelektüel kişiliği ile şahsıma "Sultanım" diye seslenen, kelime haznemi geliştiren Hafize Tamer…
Biraz görülmesem özelden hatır soran, özel günlerimi hiç unutmayan, yazdıklarımın içini ferahlattığını söyleyen, papatyaları çok seven, az ama öz, tatlı tatlı yazan vefalı arkadaşım Gülümser…
Özelden bir görüşmemiz esnasında okumakla ilgili içimde kalan ukteden bahserderken "Fatma Hanımcığım, diyelim ki herhangi bir üniversiteye gitseydin bir alana odaklanacaktın; belki de böylesi sizin için daha hayırlı; siz her çiçekten bal almayı seviyorsunuz; bizlere de o çiçeklerin rahiyasını aksettiriyorsunuz." şeklinde derin sözler eden değerli gönül dostum; eğitimci olan, ta Kıbrıs'tan Safiye Akıner…
Gönül sayfamdan Adem Efiloğlu hocamın daveti ile kardeşi Zekeriya Efiloğlu moderatörlüğünde Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Vatan, Bayrak, Millet” konulu şiir etkinliğimiz olmuştu. Yine aynı organizasyonda, ortaöğretim ve lise öğrencilerine söyleşi programım sebebiyle kendisini danışmak için aradığımda "Fatma Hanım, zaten var olan samimiyetiniz ile öğrencilere kendinizden örnekler verebilirsiniz.” diyerek bazı tavsiyeler veren; bazen de yanlışlarımı düzeltirken desteğini esirgemeyen Okul Müdürü Cafer İlhan Hocam…
Uluslararası Gönüllü Anneler Derneği Başkanı Sevda Yılmaz Hanım, Engeliler Haftası nedeniyle bir şiir yarışmasında jüri üyeliği teklifinde bulundu. Yatağa bağımlı olduğunu halde, yüreği engel tanımayan, "Şehidim" adlı şiiriyle birinci seçilen, gönlümüzde taht kuran Rukiye Türeyen kardeşim…
Bir ramazan akşamı, kumanya göndermek için arayan Fatma ablam; “yazılarınla bir kalbe değsen ne mutlu sana…” diyen kıymetli Serhan Özdemir kardeşim…
İHH’de görevli bir hizmet neferimiz olan, savaş mağdurları çocuklara yardım için bize vesile olma huzurunu yaşatan Zeynel Filik Hocam…
Bir iyiliğin içinde bir parça tuz dahi olabilmek, ne büyük bahtiyarlık imiş.
Bu infak konusu hakkında telefon ile görüşmemiz esnasında asla kendisinden bir talebim olmadığı halde “Fatma ablam IBAN numarası atar mısın, bizim de bir katkımız olsun, o yüreği mahsun çocuklara…" diyen, Eylül Erener kardeşim…
Bu devirde bu güzellik, bu güven! Güvenmek ve güvenilmek duygusu, dünyaya bedel bir değer.
Mahallesinde genç bir gelinin intihar etmesini, bu sosyal sıkıntıları sayfamda yazmamı isteyen, haksızlılar karşında susamayan, deli dolu, mangal yürekli, biçarelere yemek dağıtan Ayşe Aysa kardeşim…
Hatta RTÜK'e mektup yazmışlığım vardı. Yanlış bir ölüm haberim ile soluğu telefonumda alan, daha önce birbirimizin sesini bile duymadığımız halde "Alo, alo? Kiminle görüşüyorum? Haber doğru mu Fatmacığım, senin sesin mi, şükürler olsun yaşıyorsun, iyi ki tanımışım seni!" diyerek ağlama krizine giren, o telefon görüşmemizi ömrüm boyunca unutamayacağım Yalova'dan Serpil İlter Yılmaz canım…
Bazen en yakınlarınla aranda fersah fersah dağlar varken bazen sadece gönül bağıyla birbirini anlayabiliyormuş, ruh dünyasında iletişim kurabiliyormuş insan.
Saymakla bitiremeyeceğim gönül sayfamın gönül dostları…
Bedava okul, bedava medrese, her biri ayrı muallim, cevher değerinde.
Çalakalem, alaylı yazıyordum da profesyonel olarak bir görüş almak istedim sağ olsun; hukukçu bir yazar olan, kitaplar çıkaran ben bile inanmazken kendime, yüreğime sihirli değneği ile dokunan sevgili perim, gizli kahramanım Perihan Akçay Hocama özelden yazdım; “naçizane, cahilane yazdıklarıma bir göz atar mısınız?” diye.
"Sözleriniz sade samimi ve coşkulu; yaşadığınız duygu sağanağını bizlere ziyadesiyle hissettiriyorsunuz."
Benim için, aşk ile zikreden bir kalp cahil değildir mesela; Kâbe'yi kalbinize sığdırıp gelmişsiniz buralara…
O gün bu gündür, görüşürüz hâlâ.
Perihan Hocam beni sekiz haftalık yazarlık kursuna teşvik etti. Şenol Tombas hocamın bir dersinde herkes “Fatma ablayı yazacağız.” demişti; sıra hocamın yorumuna gelince “Fatma abla yazarken hissediyor, hissettiriyor; aceleci ve çok soru sorar.” diyerek devam etti.
Hocam merakımız kaçırdıklarımıza; acelemiz ise boşa geçen yıllarımıza…
Kurs hocamız ile gittiğimiz bir ödül töreninde tanıştığımız özel bir TV kanalında moderatörlük yapan Nesrin Songül Yardım Hanım bir gün özelden, "Fatma Hanım sizi takip ediyorum, şiirleriniz içten ve samimi; ben yayıncı olduğum için çok istekler gelir, sizin hiç bir talepte bulunmamanız, ilkeli duruşunuz dikkatimi çekti.” diyerek canlı yayın teklifinde bulundu.
Güzel insanlar tanıdım Kâbe'nin bereketiyle, sosyal medya vesilesiyle; takipçi sayısı arttıkça, yazdıklarımı hissediyor muyum, gerçekten halis mi sırf insanlara okusun diye mi yazıyorum acaba, gibi sorgulamalarımdan rahatsız olmaya başladım.
Zaten o kadar çok yazar çizer var ki diyerek, bir süre annemin vefatı ve bazı işlerimden dolayı geri çekildim.
Lakin bir kere kalem tozu yutmuşuz, defter kokusu almışız ya… Kalem ve kelam sahibi hac kafile başkanımız Yusuf Sarıkaya Hocamın tavsiyesi ile Sami Çelik hocam ve TRUVA ailesi çıktı karşıma…
İnsana, insanlığa dair her ne olursa, ama bir vakıf ama bir aşevi; sevgiyle tüm mazlumları içinde toplayan; kim bilir belki de bir ulusal kanalda kitaplar, yazarlar tanıtılan; şiirler okunan ve o seviyesiz programlara inat, eğitici, verimli, birleştirici; insanların bâm teline dokunan bir program...
Ameller niyetlere göreymiş ya…
İnşallah hepsini tek tek dizeceğim Havzı Kevser satırlarıma…
Ve önsöz olarak diyeceğim ki:
Gönül sayfamın sırlarını açıyorum sizlere,
Kibir hırkasını çıkarmadıysanız,
Girmeyiniz gül bahçemize,
Bülbül misali yanmadıysanız nafile,
Hak'tan izin gelmeyince değemeyiz bâm telinize…
***
- Okumak İçin Tıklayın ... Gün Babam O İzin Kağıdını İmzalasaydı /1
- Okumak İçin Tıklayın ... Gün Babam O İzin Kağıdını İmzalasaydı /2



























































