KORKULARIMIZ
"Ölümle bu kadar iç içe yaşamak seni hiç mi korkutmuyor, hiç mi sıkılmıyorsun; hep ölüm, hep ölüm!" diye soranlar oluyor.
Dostlar, bu konuda yaşama hangi bakış açısıyla baktığınız çok önemli kuşkusuz.
Ölümün binbir yüzüyle tanışan ben; onun eşitlikçi, yansız ve her şeyden önemlisi yaşamın tek gerçeği olduğuna tanık olduğum o günden bu yana “ondan” hiç korkmadım, korkmuyorum da.
Tam tersi, yaşamdan koptuğumda özdeksel hiçbir değeri yanımda getiremeyeceğim düşüncesi, beni tinsel değerlerime odaklanmaya körüklüyor.
Tutunuyorum gerçek varsıllığıma tüm gücümle; severek, isteyerek, tam da o an.
Bu duygu, mutluluğun ta kendisi…
Siz siz olun, özdeksel varsıllığınızın sizi yanıltmasına, gözlerinizi boyamasına, ayaklarınızı yerden kesmesine sakın izin vermeyin. Bana sorarsanız, yaşamınızı anlamlı kılan ve insani duygularınızla yücelttiğiniz gerçek varsıllığınıza kocaman sarılın ve onu hiç bırakmayın. Arkanızda bıraktığınız tüm güzellikler bir gün size er ya da geç sevgiyle dönecek, yüreğinizde tatlı bir esinti bırakacaktır, kuşkusuz.
"Yaşam paylaşınca güzel." tümcesindeki o derin anlamı yaşamak, yaşatmak kanımca varsıllığın da en yücesi olsa gerek, öyle değil mi?



























































