KİTAPLAR ve İNSANLAR
Senede bir defa olsun kütüphaneyi baştan düzenlerim.
Yıl boyu aldıklarım, verdiklerim derken haliyle bozuluyor.
Kitaplar birbirine karışıyor.
Bir de artık almıyor.
İkinci sıraya geçmiş, üst üste.
Bazı arkadaşları, “toz topluyor” “ne gerek var bunca kitaba, birazını bağışla” vs dese de onlar benim başvuru kaynaklarım.
Google’dan çok önceleri ve şimdilerde yazarken dönüp baktığım bilgi depom.
Üzgün, sevinçli, yalnız anlarımın arkadaşları.
Okumadığım çok evet.
Elbette verdiğim de oluyor.
Ama onlar orada durunca, arada bir kitap alıp, sayfalarını karıştırınca içim sıcacık daima.
Tuhaf bir güven hissi bu…
Aslında kafamda başka bir yazı vardı.
“Arkadaşlık ve dostluk” üstüne cümleler kurmaktı niyetim.
Zira bugünlerde pek mühim bu konu.
Giderek değişen değer yargılarımız ve insanlığımızda en çok sorguladığımız, ihtiyaç duyduğumuz şeylerin başında.
Gerçek dost var, gerçek olmayan var.
Sahici arkadaşlar, sahici olmayanlar…
İnsanlar da kitaplar gibi.
Okudukça içlerini görüyorsunuz.
Şaşırtıcı, sevecen, karanlık, gölge yanlarını biliyor yüreğiniz.
Bazısını ayıklamak gerekiyor sakince ve bilgece, kütüphanenin fazla kitapları gibi.
Gülümseyip, sevgiyle yolculuyorsunuz sizin yaşam öykünüze kazandırdıkları tecrübeler için.
“Eyvallah” diyorsunuz gidenlere.
Ve gelenlere…
Hepsine “eyvallah” üç günlük âlemin düzeninde.
Güzellikle kabule geçiş ve samimiyetle “evet” deme hali.
Üstüne sade kahve eşliğinde.
Ve bir Barış Manço şarkısı zamansız…




























































