KİTABIN KALBİ
Yolculukta kitap okumayı bir türlü beceremeyenlerden biri de benim. İster tren olsun, ister otobüs ya da vapur...
Zamanın yolda geçen izlerini, o akıp giden anları doya doya yaşamak isterim. Dağlar, köyler, ormanlar, yanımdan süzülen arabalar…
Tabiatın sunduğu her şeyi görerek hissetmek ayrı bir duygu.
Kitap ise baş başa kalmayı, o an ilginin kendisine gösterilmesini ister. Nerede okunacağına karışmaz; serin bir ağacın gölgesinde de olur, güneşe açılmış bir pencere kenarında da. Gözlerine bakmak ister okuyanın; kim olduğuna aldırmaz, kariyeriyle ilgilenmez. Yeter ki sevgiyle tutulsun. O zaman kendini bırakır, emin ellere teslim olur.
Kitabın kendisi zaten yoldur, yolcudur, arkadaştır. Doğayla sıkı dosttur; ilhamı ondan alır, ağaçların, kuşların, insanların dilinden o anlar fakat yine de yolda doğayla yoldaş olduğum gibi kitabım da daimi arkadaşımdır.
Bazı insanlar için yolculukta en iyi arkadaş kitap deseler de ben yine de yolculukta doğayı okumayı, yalnızken kitapla göz göze gelmeyi severim. Aynı anda iki kişiyle konuşmak gibi gelir bana.
Amacım, her şeyi yerinde yaşamak ve okumaktır. Bilirim kitapların da kalbi var, küserse bir daha kalbini size açmaz.
***



























































