KISKANÇLIK
Kıskançlık, aslında büyük küçük her insanın doğasında olan bir olgudur.
Hırs gibi, gurur gibi, kıskançlık da azı yarar, çoğu zarar olan bir duygudur.
Akıl ve mantık süzgecinden geçirilerek kullanıldığı sürece insana zararı olamayan, yerine göre fayda sağlayan bir özelliktir.
Ancak kıskançlık, nefsin yönlendirmesi ile oluşur ise kontrolden çıkar, hastalık haline dönüşür, insan ruhunda tedavisi imkânsız yaralar açılmasına neden olabilir.
Bu aşamada kıskançlık öyle bir hal alır ki, akıl da mantık da devre dışı kalır.
Bazı insanlarda bencillik ve hırs gibi duyguların aşırıya kaçmasına neden olur. Bu durumda kişi yalnızlaşır, paylaşarak yaşama duygusunu kaybeder hatta kıskandığı kişilere karşı kin ve nefret duygularının artmasına neden olabilir.
Daha da önemlisi kişinin kalbinde olması gereken sevgi ve şefkat gibi meziyetlerin de yok olmasına, onların yerine hırs, kin ve nefret duygularının yerleşmesine neden olabilir.
Gerek kendi çevresinde gerekse toplum genelinde istenmeyen, sevilmeyen, sayılmayan, dışlanan ve hatta insanların nefret ettiği kişi haline gelmesine sebep olabilir.
İşte tüm bunların ışığında diyoruz ki, hiçbir şekilde çocuğumuzun kıskançlık duyabileceği ortam oluşturulmamalıdır.
Herhangi bir şeye sahip olabilmek için mutlaka bir emek sarf edilmesi gerektiği vurgulanmalı, gerekli ve yeterli çalışmanın neden önemli olduğu anlatılmalıdır.
Çalışmadan, yeterli çaba ve emek harcanmadan hiçbir şeyin hak edilemeyeceği çocuğun anlayabileceği şekilde açıklanmalı, aksi takdirde başkalarının haklarına göz dikmek anlamına geleceği açıklanmaya çalışılmalıdır.
En azından çalışana ve emeğe saygı duymanın ne kadar önemli olduğu belirtilmelidir.
Haksız elde edilen bir şeyin hiçbir değerinin olmayacağı vurgulanmalı, hak edilerek elde edilen kazanımların hem çok değerli olacağı hem de kişiye saygınlık kazandıracağı, uygun bir dil ve örneklerle anlatılmalıdır.
Ayrıca sahip olduklarımızla yetinmenin önemi vurgulanmalı, sahip olduğumuz her şeyin bizim için Allah’ın lütfu olduğu kavratılmalıdır. Çünkü biz farkında olamasak bile başka hiç kimsede olmayan bizim birçok özelliğimizi Allah-u Teâlâ sadece bize göre yaratmıştır.
Bizim fiziki görünümümüz, sesimiz, konuşmamız, düşüncemiz, fikrimiz, hayallerimiz, hal ve hareketlerimiz kısacası kişiliğimizi oluşturan tüm özelliklerimiz sadece bize göre ve bize özeldir. Biz aşka hiç kimseye benzemeyiz, başka hiç kimse de asla bize benzemez.
İşte tüm bunlar bize Allah-u Teâlâ’nın bir lütfudur.
Biz, çocuğumuza insanlardaki bu farklılıkları yeterince kavratabilirsek kıskançlık duygusunu büyük ölçüde engellemiş, hatta kontrol altına alabilmesini sağlamış oluruz.
Ayrıca çocuğun kendi kişisel özelliklerine göre başarma, yarışma ve rekabet edebilme azmini kazandırmış oluruz.
Böylelikle daha sağlıklı bir düşünce ve ruh yapısına sahip olması sağlanmış olur.














































