KAHVE ve ÇİKOLATA
Hışımla kapıyı açtı… Ayakkabılarını çıkartarak, koşar adım yanıma geldi...
- Dedeee!
- Buyur dedem...
- Sen gitmedin değil mi?
- Yok ben buradayım, bir yere gitmedim.
- Ben de sen gitmişsindir diye korkmuştum.
Aslında biraz evvel zile basan arkadaşı için beni satıp geçmişti. Neyse bir şey demedim...
- Dedeee!
- Buyur dedem...
- Dur sana kahvenin yanında çikolata getireyim...
- Tamam dedem, haydi getir.
Elinde küçük bir kutu, köşesinden açtığı delikle avucuna koyduğu boncuk çikolataları tam bana verecekti ki, arkadan bir ses... Annesi hatırlatıyor;“Dışarıdan geldin, ellerini yıkamış mıydın?!”
- Sâhi unuttum... Dur yıkayayım...
Avucundakilerle birlikte koşup gitti... Az sonra yıkayıp kuruladığı elleriyle tekrar ,teker teker kutudan çıkarttığı çikolataları bana verdi...
- Anne dedem bizde yatsın olmaz mı?
- He! Olur... Sen dedeni at, dışarı oyuna çık şimdi de dedem bizde yatsın de!...
İtiraz yok, sesi kesiyor, suçunu kabul ediyor gibi... Ne yaparsınız, ne yardan ne serden.

























































