KAHRAMAN MI YOKSA TUTSAK MI
Yeryüzü bütün insanlara yaşanabilir olarak yaratıldı.
Yaşanabilir olan bu dünyayı kapitalist ve şehvetperest zihniyetler ifsat ederek yaşanabilirliğini öldürdüler.
Haklar ve kurallar hedonist zihniyetlerin ayakları altında hunharca çiğneniyor.
Şehvetperestlerin en büyük sermayesi üzülerek ifade etmeliyiz ki kadınlardır. Kadınların cinsel objeye dönüştürülmesi, dünya ve insanlık açısından çok büyük bir felakettir.
Çünkü kadınlar neslin devamı için çok önemli bir konuma sahip olmakla beraber aynı zamanda toplumların kaderini değiştirecek bir potansiyele de sahiptirler. Bu anlamda bir toplumda kadınlar ne kadar gelişirse o toplum o kadar gelişir. Zira topluma giren her birey, mutlaka bir kadının eğitiminden geçerek girer. Bu durum kadınların, annelerin toplumlar için ne derece büyük bir anlam olduğu aşikardır.
Burada şöyle bir tespitte bulunursak abartmış olmayız, bir toplumun ahlaki değerinin yüksek olup olmadığını anlamak için o toplumun kadınlarına bakmak gerekir. Eğer toplumun kadınları konumlarını koruyorsa toplum da o konuma uygun yetişir.
Kadın, konum sahibidir. Hayati görevleri vardır. İhmal edilen hayati görevler infilaka neden olur. Bu sebeple kadınları yüceltmek yerine yüceliklerini onlara teslim etmek gerekir.
Kıymet dediğimiz şey budur yani kadınlar kıymetlidir, değerlidir. Bu kıymet ve değer ancak konumlarını korumakla mümkündür.
Kadınlar kendi konumlarının, toplumsal sorumluluklarının bilinçli bir şekilde farkında olduklarında kıymet ve değer inşa edilmiş olur.
Bu anlamda kadınlara bakış açısınında doğru bir şekilde inşa edilmesi gerekiyor. Kadın tek başına başarılı olamayabilir; başarılı olabilmesi, görevlerini layıkıyla yerine getirebilmesi için desteklenmesi gerekir. Zira kadınlar dışlandığı oranda toplumlar çürümeye mahkumdur.
O halde kıymetli ana eğitimcileri olan kadınları, cinsel obje olarak görüp kıymetsizleştirmemek gerekir.
kadınlara büyük bir bilinç ve farkındalık gerekiyor.
Kadınlar kendini sadece dişi olarak görürse ne yazık ki bilinç altına şehvetsel kirlilikler yerleşir.
Oysa kadınlar çok büyük bir kişiliktir. Kadında kişilik hakim olursa toplumlarda da kişilik hakim olur.
Kişilik inşasını gerçekleştiren kadınlar, hayatı güzelleştirirler. Zira kadın üreten, yetiştiren, büyütendir. Çok önemli bir mürebbiyedir.
Bu sebeple kadınları değersizleştirmek, sadece cinsel objeye indirgemek toplumlara dolayısıyla hayata ihanettir.
Değersizleştirmek ve değersizleşmek…
Aslında insan kendini kıymetsizleştirebiliyor. Kendi konumunu, potansiyelini önemsemeyen her insan kendi kendini kıymetsizleştirmiş olur.
Kadına en gerekli olan şey, erkekleri doyuran değil; toplumları değiştiren bir konuma yeniden atanmalarıdır.
Bu atanma ıskalandığı sürece kadını değersizleştirir.
Oysa kadın değersiz değil, değerlidir; gereksiz değil, gereklidir. insanlığın anası, eğitimcisi, koruyanı, kolluyanı, tamamlayanıdır.
Kadın demek ana demektir, yuvayı yöneten demektir.
İnşa etme özelliği çok anlamlıdır.
Keşke kadınlara yazılan şiirler yerine, onlara öz hakları teslim edilseydi.
Ey kadın kardeşim! Kendini önemse ve toplumların kaderine yeniden mimar ol. Zira sensizlik toplumları çürütüyor, büyük bir ahlaki yozlaşmaya sebebiyet veriyor.
Ey kadın kardeşim! Sensizliğin yeri doldurulamıyor.
Seni yüceltmeye, övmeye gerek yok çünkü sen zaten yüce ve değerlisin.
Biliyorum muzdaripsin, ezilensin; bazen sevgi adına bazen aşk adına bazen sevda adına hep kullanılıyorsun. Ama sen gerekli, değerli, kıymetlisin.
Çünkü kaderimiz senin ellerinde.
Konuşmalı, var olmalısın. Hayata kişiliğin ile en etkili şekilde dokunmalı, hayata yön vermelisin.
Zira toplumlar yüce şahsiyetler ile yükselir.
***


























































