ISLAK GÖZLÜ TAŞLAR ARASINDA
iki yağmur damlacığı
saçaktan aşağı düştü
biri başıma düştü
ıslattı saçımı
biri taşa çarptı
ortalığı çınlattı
bu esnada havalandı
dalda dinlenen kumru
geride bırakarak gölgesini
o nazik kanat vuruşlarının
bir de salınan dal parçasını
uçarken ardında bakakalan
tüm bunların ardından
güneş açtı gülümseyerek
bahçeye düştü perçemleri
derin nefesler alıp verdim
ıslak gözlü taşlar arasında
sefa sürsün diye başkaları
kırık kalple çilelerini çekerek
bilmezdim zor böyle zordu
ah zavallı kalbim ah zavallı kalbim
kırıla kırıla nasıl da unuttun
çocukluğun masum gülücüklerini
her atışın bir hasret
bir acı haykırış şimdi
dövüp durur saat başı
göğün mavi göğsünü
***



























































